Güncel

Devlet Resmiyeti ve Muhalif Siyasi Yapılar Arasındaki Fark

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi

 
Bir toplum veya devlet kurumsallaşmak istediğinde, mutlaka temel bir siyasi düşünceye sahip olarak hareket eder. Söz konusu siyasi düşünceler din, ırk, sol, sağ, liberal, laik, seküler vb. örgütlenmelerle gerçekleşir. Avrupalılar 1700’lerden itibaren herkesten önce seküler, laik, çağdaş siyasetle ulus devletleşmesine geçiş yaptılar. Diğerleri 1900 yılların başı ve ortasında uluslaşmaya çalıştılarsa da bunların çoğu din, feodalizm, etnik ırkçılık gibi hastalıklar yüzünden, demokrasi ve uluslaşmayı gerçekleştiremediler.
 

Anadolu’nun Otokton Halkı Rumların Hâli[1]

Sibel Özbudun Temel Demirer kullanıcısının resmi

hatta geçmez bile.”[2]
 
Murathan Mungan’ın, “Bu ülkede zaten her şey çok krizde. Her şey çok çabuk kırılacak bir yapı gösteriyor. Hep irili ufaklı krizlerden geçiyoruz. Dahası, Türkiye’nin kendisi bir kriz ülkesi... Krizde olmayan bir şey var mı? Eğitimimiz krizde, adaletimiz krizde, ekonomimiz hep krizde, demokrasimiz hep krizde, gerisini siz çoğaltın,”[3] diye tarif ettiği acılı coğrafyamızın malum ve meş’um tarihinin mimarının lanetli egemenler olduğunu bilmeyen var mı? Hâlâ varsa ne yazık…

Laiklik Zarurettir[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

rahipler, seremoniler, sahtelik,
mucize ve cezalandırma yoktur.”[1]
 
Laikliği yeniden konuşmak zorundayız. “Olmazsa olmaz” bir kaçınılmazlık olarak acil gündem maddesidir laiklik meselesi…
Kimileri “olmayan” ya da “olduğu kadar”ıyla “Laikliğe ‘El Fatiha’…”[2] derken; “Türkiye laik değil”[3] saptamasına mündemiç realiteyle yüz yüzeyiz…

İktidarın “Kayıkçı Dövüşü”: İstanbul Sözleşmesi[*]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

yeryüzüyle gökyüzün aracısı olarak
bulutu haraca kestiğiniz yerde?”[1]
 
AKP’nin ayağı İstanbul Sözleşmesi’ne fena dolandı. İktidarının henüz “demokrasiyle barışık”, “AB hedefinden kopmamış”, seçmen desteğinin yüzde 50’lerde seyrettiği günlerde hazırlanmasına nezaret edip Türkiye’nin ilk imzacısı olmasını sağladığı “İstanbul Sözleşmesi”ne karşı parti çeperlerinden kopan “Kabakçı Mustafa İsyanı” ile karşı karşıya.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Güncel beslemesine abone olun.