
Bir insanı yalnızca yaşıyla tanımlamak, koca bir kütüphaneyi raflarının sayısıyla anlatmaya benzer. Oysa yıllar, yalnızca takvim yapraklarında biriken rakamlar değildir; yaşanmışlıkların, tanıklıkların, sevinçlerin, kayıpların ve öğrenilmiş hayat derslerinin toplamıdır.
Ben altmış yaşındayım...
Bugün geriye dönüp baktığımda en çok özlediğim şey eski eşyalar ya da eski sokaklar değil; insan ilişkilerindeki incelik, özen ve nezakettir.
Çünkü bir toplumun gerçek zenginliği, teknolojisinin ulaştığı seviye değil; birbirine gösterdiği saygı, anlayış ve merhamettir.
Yaş almak bana şunu öğretti: Haklı olmaktan önce adil olabilmek, konuşmaktan önce dinleyebilmek ve geride iyi izler bırakabilmek...
Belki de bütün ömrün özeti budur.
Evet, yaşımız ilerledi.
Ama bizi gerçekten yaşlandıran yıllar olmadı.
Bizi en çok yoran, dünyadan usul usul çekilen nezaket oldu.
Ali Cemal Türkmen
Kategori:






