Denemeler

Hiç Düşündünüz mü Niye Böyle Olduk!

Ali Cemal Türkmen kullanıcısının resmi

Bizim en büyük eğlencemiz sokaklarda, ya da kapı önlerinde ve müsait olan her yerde hep beraber oynamaktı. Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani. O zaman kafelerde, alışveriş merkezlerinde buluşmazdık. Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya zıplaya yürüyerek gelirdik. Servis falan yoktu. Hatta öyle olurdu ki çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık. Annelerimiz ya da aile büyüklerimiz bu durumu bildiklerinden bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.

Aydınlar ve Aşk Üzerine

veysel otunç kullanıcısının resmi

 
Sana anlatmaya devam ediyorum, aşkı anlatacağım. Neden ama? Aşkı fazla mı önemsiyorum? Sınıf mücadelesinde aşkın yeri nedir? Bunca kıyım içerisinde aşka yer var mı? Aragon mutlu olabilir miydi? Ben nasıl mutlu olabilirim?
Beni yadırgıyorsunuz, söylediklerinizi duyar gibiyim: Kavgada aşka yer yok! Reddediyorum, aşk yoksa kavga da yok! Eylül şiirlerinde söylemiştim:
 
eylülün gölgesinde yazdıklarım
aşk şiirleridir
denebilir ki neden kavga şiiri değil
ya kavganın kendisi aşk değil mi?
 

Umut Vazgeçilmez Tutkum

Ali Cemal Türkmen kullanıcısının resmi

Belki bir elinde mutluluk olacak bir elinde umut,
Hangisini bana bahşedecekti hayat dedikleri zaman
 
Mutluluk mu yoksa mutluluğa duyulan umut mu? Umutsuz mutluluk olmazdı ya zaten!
Umut düştü benim payıma da! Umut etmek, umutla yaşamak…
Umut nedir peki? Siz de hiç düşündünüz mü? Bir mutluluk mu yoksa acı çekmek mi?
Yoksa sadece bir çaresizlik mi umut! Neydi?
 
Kuşadası Güzelçamlı’daki masmavi bir denizin kıyısında berrak dalgaların arkasından gelecek Sevda gemisini beklemek mi umut?
Umut neydi ki bana hayat umut etmeyi öğretiyor?

Bize sevgi, huzur, umut ve güven gerek...

Ali Cemal Türkmen kullanıcısının resmi

Öyle alanlar vardır ki sadece bulunmak bile size mutluluk verir. Bir obje ya da bir anı, belki bir koku sizi evinizde hissettirir.
Böyle alanlara kavuşmak çok zor değil. Sadece içinizden gelen sese kulak verin.
Uzmanlar der ki; sevginin ağırlığını en fazla hissettirdiği duygu güven, en az hissettirdiği ise korkudur.
Şöyle bir örnek verecek olursak, sevgiyi bir tahterevalliye benzetirsek ağırlık güven tarafında olduğu zaman korku, korku tarafında olduğu zaman da güven aşağıdadır.

DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI 52

Görülmüştür kullanıcısının resmi

Ulaştırır bizi yıldızlara
Katıksız gerçekleri şarkısında
Söylerken bir insan ölmek pahasına
Anlamını bulur o şarkı damarlarında atarken
Şarkım ne gelip geçici övgüler dizer
Ne de başkalarına ün katar
Yoksul ülkemin kök salmıştır toprağına
Orada her şeyin bittiği ve başladığı yerde
Söylerim o her zaman yiğit ve derin
Sonsuza dek yeni olacak şarkıyı.” Victor Hara

Yüreğiniz Işığınız Olsun…

Ali Cemal Türkmen kullanıcısının resmi

"Eee intikam neresinde, kızmışım, sinirlenmemek için bir süre onunla konuşmamışım" diyeceksiniz. Direk soruya geçeyim hemen; peki, o, size kızmış mıydı?..
Belki de kızmamış hatta alttan almaya çalışmıştır...
Peki, biz ne yaptık? Bizi seven birisiyle iletişimi kopardık. Kendimizden onu mahrum bıraktık! Bizim yanımızda mutlu olan kişiyle yani...
İşte bu “intikam alma duygusu” demek diye düşünüyorum.
Davranışımızın arka planında bu duygu gizli öyle değil mi?
Yani intikam denen bir duygu "bizi yönetiyor"
Peki, biz kimiz?

Bir Zamanlar Bizim Mahallede

Akman Gedik kullanıcısının resmi

1978’e kadar örgütlenilmedik alan bırakılmamıştı. Sözlerimiz “bilim”le başlıyor, “Ne bileyim?”le bitiyordu. Öğrendiğimiz çoğu sözün siyasal yanı tamamdı ama bu sözler ödünçtü. Toplumsal gerçeğin iç dinamikleriyle olgunlaşan çok az söz vardı dilimizde. Sözlerimiz alıntıydı, “Kes, yapıştır!” türdendi. Satrançtan dilimize bulaşan “Şah, mat!” çok yaygındı o günlerde. Birbirimize karşı ne çok kullanır olmuştuk! Düşlediğimiz gelecek için çok kararlıydık ama ya gereçlerimiz yetersizdi ya da biz uygun gereç bulamamıştık.

"Uzaklara Bakamamak" adlı oyunun düşündürdükleri: "Acaba Mehmet amca bir daha çıkabildi mi yollara?"

Görülmüştür kullanıcısının resmi

Acaba Mehmet amca bir daha çıkabildi mi yollara?
 
Yine böyle bir kasım gecesi.
Hava soğuk.
İzmit kalesinde sobalar hâlâ kurulmamış.
Müdür bey beklesinler demiş.
Müşahade koğuşunda 24 mahkumuz.
En gençleri benim.
En yaşlıları Mehmet amca.
*
Mehmet amca, madde bağımlısı oğlunun aynı gün gerçekleşen 2 cinayetini üstlenmiş.
Herifler evi basınca çekmiş vurmuş çocuk.
Mehmet amca almış silahı, ben vurdum demiş.
Söylemiyor ama herkes biliyor.
Baba oğul yatıyorlar.
*

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

80’LİK DULLAR-1/ Sedat ÖNCER
Çünkü nüfusu orta yaşın da çok ötesinde insanlardan kuruluydu. Beldenin tek camisinden gün yoktu ki bir sela sesi duyulmasın… Emeklilerin tercih...
ZİNE/ Nazir Atila
Zine birden telaşlandı. İçini derin bir üzüntü kapladı. Yüreği korkuyla karışık bir heyecanla atmaya başladı. “Korkma Zine, okulun reviri var,...
"BİZ BAŞKA TÜRLÜ SEVERDİK BİRBİRİMİ...
Derken, Galata Yokuşu'nun oralarda, yeni kurulmuş bir ajansta iş buldum. Burada getir götür işlerine bakacak ve Tünel'den başlayıp, Levent'e...
Denemeler beslemesine abone olun.