veysel otunç ağ günlüğü

Emeği Uyandır

veysel otunç kullanıcısının resmi

infazlar mevsimi ilkbahardı
mor bulutlara tutunmuş
şahinler ağladı
 
hani sığ suların öfkesinde
coşkulu bir direnmeydik biz
savrulamazdık örgütsüz aşklara
 
demem o ki sana
düşlerin kuşatıldığı an
ölümden beterdir yaşanan
bırakma kendini öyle bezgin
çık sokaklara bağır
uyanmaz gibi görünen
uyandıkça düşmanı kahreden
emeği uyandır

Aydınlar ve Aşk Üzerine

veysel otunç kullanıcısının resmi

 
Sana anlatmaya devam ediyorum, aşkı anlatacağım. Neden ama? Aşkı fazla mı önemsiyorum? Sınıf mücadelesinde aşkın yeri nedir? Bunca kıyım içerisinde aşka yer var mı? Aragon mutlu olabilir miydi? Ben nasıl mutlu olabilirim?
Beni yadırgıyorsunuz, söylediklerinizi duyar gibiyim: Kavgada aşka yer yok! Reddediyorum, aşk yoksa kavga da yok! Eylül şiirlerinde söylemiştim:
 
eylülün gölgesinde yazdıklarım
aşk şiirleridir
denebilir ki neden kavga şiiri değil
ya kavganın kendisi aşk değil mi?
 

gözlerin şafağımdı dağlarda

veysel otunç kullanıcısının resmi

Adsız ülkem yedigül verenim
Kekik kokuyor dudakların
Hasır yataklarda gözlerin aydınlığım
Saçların sarmalıyor geceyi
Bu geceleri biliriz
Yılan uyumaz
At kişnemez
Çekirgeler susar
Bu yoldaşımın matemidir
Kanlı gömleği armut ağacında
Tüfeği gelin deresinde
Dost kayalıkta saklıdır
Nice firarimiz yatar burda
Henüz bıyığı terlememiş
Henüz göğsü uç vermemiş yoldaşlarım
Yağmur gibi savrulur
Özgürlük aşkına
Halkın kurtuluşu aşkına
Kanları akar
Gelin deresine
Hey gelin deresi

EYLÜL

veysel otunç kullanıcısının resmi

 
 
Canım, ruhum...
Eylül;
darbeyle anımsadığım kara bir gün.
Yalnızlığım, korkularım, sevinçlerim, firari günlerim aklıma gelirdi hep.
Bir de gidenlerimiz.
Canımıza kasteden o eylüle inat, 43 yıl sonra; aşkı, sevgiyi, sevinci seninle yaşadım.
Yeni bir hayatın ilk adımlarıydı.
O görkemli aşk bugün bir yaşında.
Aşk ve sevgiyle nice yaşlara…
12 Eylül 2024

"Solcular" ölüm ve yıldızlar; gülistan sanki!

veysel otunç kullanıcısının resmi

 
Tarihi, siyasi, ekonomik ilişkileri, ilişkilerin arkasındaki toplumsal olguları inceler. Toplumsal sınıfları, grupları, toplumdaki çelişkileri, çatışmaları, olayları, neden ve sonuçlarını analiz eder ve topluma dair olup bitenleri açıklayarak yol gösterir, ufkumuzu açar, anlamamızı kolaylaştırır.
İşte, bu bağlamda, filozof ve sosyologları bir kez daha anımsadım ve “Sosyoloji” okuduğum yıllara, günlere gittim.
Toplum, din ve Tanrı’ya bakışları nasıldı?
Bakalım…
“Tanrı bir ihtiyaç olarak insan tarafından yaratılmıştır.” Ludwig Feuerbach.

ŞAİRE VEDA

veysel otunç kullanıcısının resmi

 
Emirali, Ankara Eğitim Enstitüsü ve Paris 8 Üniversitesi Modern Yazın Bölümü’nü okudu.
1980 askeri darbesi ülkeyi karanlığa sürüklediği günlerde Emirali de siyasi nedenlerle tutuklandı.
Darbe yıllarında hak, hukukun olmadığı mimli bir cezaevi olarak bilinen, anılan Mamak’ta hapis yattı.
Cezaevinde yazmak gelenek midir?
Yazgı mıdır?
Tarihsel olarak bakıldığında, içeride yazarak sanata, edebiyata, müziğe katılan birçok değeri anlatmak mümkündür.

Haziranda da insan ölürmüş meğer!

veysel otunç kullanıcısının resmi

Haziranda, hayata veda eden; aşkın, sevdanın, kavganın ve emeğin usta şairi; Nazım Hikmet:
“Açlık ordusu yürüyor
Yürüyor ekmeğe doymak için
Ete doymak için
Kitaba doymak için
 
Yürüyor köprüler geçerek kıldan ince kılıçtan keskin
Yürüyor demir kapıları yırtıp kale duvarlarını yıkarak
Yürüyor ayakları kan içinde.
…”
***
Dağları, otuz üç kurşunu, dışlanan, horlanan, ezilenlerin safında yer alan, terk etmeyen sevdanın arkasına düşen, iz süren, yüksek sesle:
 “Vurun ulan
 Vurun
Ben kolay ölmem

Kimsesiz Bir Devrimci

veysel otunç kullanıcısının resmi

Bir devrimci kimsesiz olabilir mi?
A. Kadir Konuk gibi devrimciler; ömrünü devrime, devrimci mücadeleye adamış insanlar, mülkiyete, paraya, hileye, çıkara, köşe dönmeye sırtını dönmüş kahramanlar kimsesiz kalabilirler.  Kaldılar, kalırlar.
Kadir, öğretmenken siyasi mücadeleye katıldı. Öğretmenliği bıraktı.
Öğretmen olarak sade bir yaşam sürdürseydi, eşiyle, çocuklarıyla başına bir iş gelmeden geçinip gidecekti. O, sakin, korunaklı hayatın dışına çıktı, kavgayı benimsedi. Yeni bir dünya hayaliyle sıkı bir devrimci oldu.
***

BİR KADIN SEVDİM

veysel otunç kullanıcısının resmi

bir kadın sevdim
elli dokuzumda
mevsim sonbahardı
geldi
teni gül yaprağıydı
elleri memleket kokardı
 
bir kadın sevdim
elli beşindeydi
yüzü kederliydi
gözleri dalgın
kırılgan bir iklimin uğultusuydu
anılarında kalan
 
bir kadın sevdim
bir gülüşü vardı ki
gecede yankılanırdı
şehir susar
şehir gözlerini kapatırdı
 
bir kadın sevdim
dağ gibi memeleri vardı
ellerim dağa hasret kaldı
 
bir kadın sevdim
öpülmemiş dudaklarına

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

Feyza Eren’den Akdeniz’e Lirik Bir Güzel...
  Uzun yıllardır sanat yaşamını ABD’de sürdüren Feyza Eren, “Vedadır Belki” adlı, tekli çalışmasıyla yeniden...
80’LİK DULLAR-1/ Sedat ÖNCER
Çünkü nüfusu orta yaşın da çok ötesinde insanlardan kuruluydu. Beldenin tek camisinden gün yoktu ki bir sela sesi duyulmasın… Emeklilerin tercih...
ZİNE/ Nazir Atila
Zine birden telaşlandı. İçini derin bir üzüntü kapladı. Yüreği korkuyla karışık bir heyecanla atmaya başladı. “Korkma Zine, okulun reviri var,...
RSS - veysel otunç ağ günlüğü beslemesine abone olun.