En Tehlikeli Oportünizm Kalesi: Aydınlık! Yılmaz Güney
Diyorlar ki:
Bunların en yaygın olanlarından biri, Kürtlerin “var oluşlarını” şöyle anlatmaktadır: Günlerden bir gün, Hazreti Süleyman haremini genişletmek ister ve 500 gözüpek cinini yanına çağırarak onlara şu emri verir: “Güneşin battığı taraflara doğru uçacak ve bana çok uzaklarda bulunan Avrupa topraklarından, 500 biribirinden güzel bakireler getireceksiniz.” Hazreti Süleyman’ın bu emri üzerine cinler yola çıkarlar.
İyisi gene masallar. Masal denen şey aslında insanın içinde yaşadığı karanlığa fener. Masallar, meseller toplumsal ruhun sağlaması gibidir, kimi onlardan din çıkarır, kimi pireleri deve yapar, develeri tellak ve kimi edebiyatı keşfeder masalın derinliğinde. Fakir fukaraysa umudunu masala gizlemiştir, özlem oradadır, kaybolmuş aşklar, zamansız ölmüş hayatlar o masallarda dirilir, konuşur, murada ererler. Zaten eski Roma şehrinde bizim bu roman dediğimiz edebiyat fakirlerin çocuklarına anlattığı ‘uydurma hikâyelere’ verilen isimdi...
. İdeolojik gıdasını dinin barbar yanlarından alıyor. Bu hareket, bir kısım Arap finans çevrelerine, savaş bezirgânlarına, kurtlar sofrasının artıklarına mahkûm edilen aşiretlere, esnafa ve arkaik yapılara dayanmaktadır. Bitip tükenmez tarihsel mezhep kavgalarıyla aptallaşan, "yeter artık" diye mırıldanan ve mucize bekleyen, umutsuz, horlanmış, yarı aç yığınların bir bölümü İŞİD'in tabanında yerini alıyor.
Net olmak, bir özelliktir. Taraf olmanın samimiyeti, net olmanın ağırlığı ile rengini ortaya çıkartır. İnsandaki değişim, önemli verilerle hayata bakışını değiştirir. Bu gerekli bir gelişmedir. Gelişerek güzelleşiyorsan, insansın! Gelişerek çirkinleşiyorsan, orada bir sorun vardır! Durup düşünme ve çözümlemek gerektirir. Bu sorun, bir referans sorunudur. İnsanı tutarsız kılan şey, referanslarıdır. Aynı şekilde tutarlı kılan şey de referanslarıdır. Etkilenme insani bir değer olarak, nerede nasıl davranacağımızı seçeneklerimiz arasına koyar.
***
Büyük şehirlerin alış-veriş merkezleri neden birbirlerine bu kadar benzerler?
Neden yokuşları ya da merdivenleri ile meşhur şehirlerin alış-veriş merkezleri o şehirlerin en düz caddelerine kurulmuşlardır?
Şehirlerin atar-damarları, alış-veriş yapılan yerler midir?
***
Bu nedenle yazarlık ötekine hikâyesini anlatan bir şey değildir, kendinize anlatmaya başlayarak çıkılıyor o yolculuğa.
"Seni sevenlerin can içinde canısın / Aşıklar katredir sen ummanısın /
Gönül bir gemidir sen dümenisin / Yelken açmak ister bu dervişlerin” Virani
(Zonguldak Demokrasi Platformu - 2 Temmuz 93 Madımak Katliamı anma söyleşisi)
Sevgili dostlar, değerli Canlar,
Öncelikle, insanlık tarihinin en acımasız ve vahşi katliamlarından biri olan 2 Temmuz Madımak Katliamının 21.yılında bu etkinliği düzenleyen, emeği geçenleri ve siz katılımcıları Pir Sultanın inancı bilinci ve direnciyle selamlıyorum
1230’lu yıllar.. Anadolu Selçuklu Devleti, Moğollardan gelen istilacı, baskıcı, adaletsiz ve yağmacılık kültürünü bir devlet siyaseti olarak Anadolu topraklarında yaşayan tüm farklı kesimler üzerinde uyguluyordu. Adaletsizlik, eşitsizlik ve ayrımcılık dayanılmaz noktalara ulaşmıştı. Bu süreçte Anadolu’nun dört bir yanında bu duruma karşı çıkan, En-El Hak inancı, yani Alevi inancı da giderek daha çok taraftar buluyordu. İktidarlarının sallandığını anlayan Selçuklular, Alevi inancını, kültürünü ve belleğini yok etmek istiyorlardı.