Makale
Daha Neyi Bekliyoruz?
“Oturma Eylemleriyle” dayanışmaya davetle başlayayım.
Demokrasi mücadelesinde bazen bir çığlık, bazen sessiz bir duruş, ya da bir oturma eylemi, Plaza De Mayo Anneleri ile Cumartesi Annelerinin Oturma Eylemlerinde olduğu gibi çığ misali büyüyerek tüm ülkeye, hatta başka ülke ve kıtalara da ulaşabiliyor.
Dersim Seferi Yine Hüsranla Bitecek!
Davutoğlu’nun Dersim’de Cemevine gidip (ki, o cemevi yöneticilerinin devletle işbirliğini ve Aleviliğe ihanetini tüm Dersim’liler bilir) 1937-38 Dersim soykırımı ile ilgili sahte özür dilemesi, çözümsüz açılım söylevleri ne Dersimlileri, ne de Alevi Kızılbaş toplumunu kandırmaya yetmez. Osmanlının ve daha sonraki ardıllarının, hele de “Yeni Osmanlıcılıkla” öğünenlerin oyunlarına da, hilelerine de asla kanmazlar.
Aleviliği Dizayn Etmenize İzin Vermeyeceğiz!
Aleviler son süreçte yine haksızlıklara, hak ihlallerine, eğitim sisteminin imam hatipleştirilip gericileştirilmesine karşı yürüyüş, miting ve oturma eylemleri yapıyorlar. Kadıköy Altıyol’da 7 hafta önce başlayan ve her hafta Pazar günleri başka şehirlerde de yapılmaya başlanan Oturma Eylemlerine halkın katılımı her gün artmakta olup bu eylemler Cumartesi Anneleri eylemine benzer şekilde süresiz olarak devam edecektir.
Neccar'ın hurma bahçesi
Eski Mısırlılar kendilerinden önceki dünyayı üç çağa ayırırlarmış. Tanrılar çağı, kahramanlıklar çağı ve insanlar çağı. Dünyanın üzerindeki medeniyetleri de üçe ayırırlardı; buğday medeniyeti, mısır medeniyeti ve pirinç medeniyeti.
Kürtler, Ortadoğu’nun Geleceği, Tarih ve Marksizm
Bütün “mitolojik” denen söylenceler birer tarih anlatımından başka bir şey değildir ve bir toplumsal dönüşüm sonucu yerleşmişlerdir. Mitolojiye firen her kahraman, aslında yeni bir tarih yazan ve yeni bir düzenin kuruluşuna öncülük eden bir devrimciden başka bir şey değildir. İnsanlık henüz soyut düşünme geleneğinin olmadığı zamanlarda bu dönüşümleri somut imgelerle anlatmıştır.
Ciguli, Romanlar, TKP, Kobane, Kürtler ve Marksizm'in Krizi/
Ciguli bir Romandı. Kobane birden dünyanın gündemine gelmiş bir şehirdir, bu şehir artık Kürtlerin ve de Demokratik özlemlerin sembolü olmuştur. Ciguli’nin ölüm haberi “Kobani İçin Küresel Destek Günü” ve Peşmergelerin Kobani’ye girişiyle aynı gün gazetelerde yer aldı. Bu bir ilişki olarak görülebilir. Ama bu zorunlu ve derinden bir ilişki değildir, tümüyle bir rastlantısaldır. Bunların arasında zorunlu ve derinden bir ilişki var mıdır? Varsa nasıl bir ilişkidir?
Siyasiler yarınlardan korkmalı
"Siyasi partiler, birbirlerini kontrol etmek için kurulur" derler. Türkiye’de ise, birbirlerinin kuyularını kazmak için kuruldukları tartışma götürmez bir fotoğraf. Ne yazık ki siyaset sorunların üstesinden gelmenin aracı olmaktan çıkmış bir ifade biçimi olarak, Türkiye’de farklı bir kulvar izlemektedir. Mide bulandıran bir siyaset, layık gördüğü toplumsal şekillenmeye ait bir güvenin sonucudur. Bir hükümet bu kadar cüretkâr davranıyorsa, gıdasını halkından aldığı tartışma götürmez. Bir iktidarın ısrarı, halkın ısrarıdır. Bu ısrarda, muhalif ne varsa düşmandır.
Zazalar
Zaten benim bu “Zazalık” mevzuunda söyleyeceğim şeyi sakın içinizde ciddiye alan olmasın, eğlence olarak okuyun derim.
Faşizme ramak kala...
Bu ülke çok partili sisteme geçtiği 1946 yılından bugüne kadar ilki 27 Mayıs 1960’da olmak üzere, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 yıllarında, yani nerdeyse her 10 yılda bir askeri ve sayısız sivil darbeler yaşadı. Askeri darbeler özünde ülkede gelişen sol, sosyalist muhalefete, hak alma mücadelesine, ezilenlerin ve farklı kimliklerin daha fazla demokrasi, daha sosyal bir devlet ve daha fazla özgürlük mücadelelerini ve seslerini bastırmak için emperyalizmin işbirlikçisi kapitalistler, feodalitenin ve gericiliğin temsilcileriyle kolkola gerçekleştirildi.







