Güvercin Katilleri İşbaşında
Acımasız zalim cana kıyanlar
Bırak ey, yaşasın bütün insanlar
Barış güvercini uçsun dünyada
Son bulsun savaşlar, kimse ölmesin!”
Acımasız zalim cana kıyanlar
Bırak ey, yaşasın bütün insanlar
Barış güvercini uçsun dünyada
Son bulsun savaşlar, kimse ölmesin!”
I.1) DİN MESELESİ
I.2) İSLÂMA KENAR NOTLARI
I.1.1) ‘ULÛ’L-EMR’E İTAATİN TEKÇİLİĞİ
I.1.2) “İSLÂM BARIŞ DİNİ” MİDİR?! YA DA MEDİNE VESİKASI…
I.1.3) SİYASAL İSLÂM
I.3) IŞİD GERÇEĞİ
I.3.1) DEVLETLEŞEN “ÖLÜM KÜLTÜ”: IŞİD
I.3.2) IŞİD’İN MARİFETLERİ
I.3.3) IŞİD NEYİN ÜRÜNÜ(DÜR!)?
I.3.4) IŞİD’İN ŞECERESİ
Yaşamak, insan kalarak.”[2]
4. Yargı Paketi’nin 6459 sayılı yasasıyla ‘Özel Yetkili Mahkeme’ler konusundaki tadilatla davam Adana’dan Hatay’a nakledildiği için karşınızdayım.
Savunmam için 4 Nisan 2014 tarihine ertelenen T.C. Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin (TMK 10. Maddesi ile Görevli) Dosya No: 2012/74 Esas; Duruşma Tarihi: 24 Ocak 2014; Celse No:5’deki oturumunda, Cumhuriyet Savcısı Ahmet Mithat Temel’in (39744) esas hakkında mütalaasında şunlar denilmişti:
W. Shakespeare’in ‘Macbeth’indeki, “En büyük acılar, kaygılara döndü, ölüm çanları kimin için çalıyor soran yok. Doğru insanların ömrü tükeniyor. Başına takılan çiçeklerden daha çabuk. Hasta olmadan ölüveriyor insanlar,” satırlarıyla betimlenmesi mümkün olan bugünün Türkiye’sinden söz etmek kolay değil…
Çünkü N. G. Çernişevski’nin, ‘Prolog’unda, “Zavallı bir ulus; tepeden tırnağa köleler ulusu; hepsi köle” sözlerini çağrıştıran bugüne ilişkin olarak; Ulvi Arı’nın, “Türkiye’de en çok icra edilen sanat mimdir. Çünkü kimse konuşmuyor,” demesi boşuna değildir! Her neyse…
“TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR”
KEMALİST REALİTENİN ASLI!
“CUMHURİYET” KAZANIM MIDIR?
ERMENİ SOYKIRIMI FASLI
“SEYFO”NUN SÜRYANÎLERİ
“73 FERMAN”LI ÊZÎDÎLER
“ETNİK TEMİZLİK” KURBANI RUMLAR
PONTUS FACİASI
YAKILAN İZMİR!
VE MÜBADELE…
Bir tek evren var, o da kanayan bir evren.”[1]
Barış (ile savaş) gerçeğine ilişkin genel/ beylik laflar etmek yerine; barışı (ve savaşı) hangi zeminde ve tabloda konuştuğumuzu belirlemek, meselenin özü açısından kilit önemdedir.
Emperyalist/ kapitalist bir dünyada ve coğrafyada yaşa(tıl)dığımız veriliyken ve de “Genel olarak kapitalizm ve özel olarak emperyalizm, demokrasiyi bir hayal hâline getirir”ken[2] sistemin sürdürülemezliği hiç kimse için “sır” olmasa gerek.
Murat Uyurkulak’ın, “Vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi,”[2] notunu düştüğü; Cornelius Castoriadis’ün, “Önce bir tahayyüldür,” dediği devrim, radikal sosyalistlerin indinde güncelliğini yitirmeyen -“olmazsa olmaz”- “Tek yol”dur; dünyayı değiştiren devrimci praksistir; engellenemezdir; gereklidir.
Sadece bu kadar da değil: Egemenlerin kâbusu, ezilenlerin şölenidir; Prometheus’un takipçilerini var eden tarihsel eylemidir; bilimden sanata, beşeri münasebetlerden sosyal hayata, ekonomiden politikaya “ilerleme”nin yegâne sebebidir.
kitleler asla savaş düşkünü değildir.’’
Albert Einstein
Hırlı mı hırsız mı üstünde hiç durmadan ülkene yerleştirdiğin sığınmacıyı; sırf biraz dilini öğrendi, uyum sağladı diye vatandaşlık pasını cebine koyarsan…
Mülteci toplulukların ülkesini sömürme sonucu ülkenizin sosyal refah düzeyi gelişmişliğine dayanarak, sığınmacıyı en kötü angarya işlerinde çalıştırıp aşağılarsan…
Uluslararası standartlara göre ayrılan sosyal yardım fonundan mahrum bırakırsan…
Bu nedenle ülkendeki hırsızlık nedeniyle olay yerine çağrılan polisin gitmezse…
Metrolarda yapılan taciz, tecavüzleri önlemezsen…
anlamadığına tapar!”[1]