Kriz, Savaş ve İşçi sınıfı Üzerine Görüşler[*]
Bilmeyen yok: Sürdürülemez kapitalizm krizde… Dahası krizden çıkmak için attığı her adım, her debelenişi, onu içine düştüğü girdabın daha derinlerine doğru çekiyor.
Bilmeyen yok: Sürdürülemez kapitalizm krizde… Dahası krizden çıkmak için attığı her adım, her debelenişi, onu içine düştüğü girdabın daha derinlerine doğru çekiyor.
gülmek aktif protesto.”[1]
“İnsan o kadar acı çekti ki, gülmeyi yaratmak zorunda kaldı,” vurgusuyla, “Belki de bugün hiçbir şeyin bir geleceği olmasa bile, kahkahamızın geleceği var,” diyen Friedrich Wilhelm Nietzsche gibi düşünenlerdenim.
Evet, her dik duran gibi, gülmeyi önemserim; gülmenin bir meydan okumak olduğundan şüphe duymam ve Kanadalı felsefeci John Ralston Saul’un, “Otorite sahipleri mizahtan nefret eder,”[2] saptamasına büyük önem atfederim.
“Neden” mi?
Alevi Dernek, Örgüt, Dergah, Cemevi, Kültür Merkezi ve Yöre Dernek Yöneticilerine Çağrıdır !…
15 Haziran 2016 tarihli, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/ 2498 nolu, Cumhuriyet Başsavcı Vekili İdris Kurt (34405) imzalı iddianamesiyle, “düşünce ve ifade özgürlüğü”nü savunduğum için yeniden ve bir kez daha karşınızdayım.
Siz bakmayın “iddianame”nin bizleri Türk Ceza Kanunu 220/ 8.1, 53. maddelerinden “Örgütün veya Amacının Propagandasını Yapma Suçlaması”yla yargılamaya kalkışmasına!
İktidardaki asimilasyoncu, tek tipçi, inkârcı zihniyet ve Diyanet, bu Muharremde de devletin ve diyanetin paralı memuru haline getirdiği 96 Alevi Dedesini çeşitli Avrupa ülkelerine gönderiyor.
güneşi pencerene çizebilmek.”[1]
Alexandre Dumas’nın tabiriyle, “Gecenin karanlığında güneşi pencerene çizebilmek,” dik durabilen özgür insanlara özgü bir haslettir…
Eğer bir özgür toplum yaratılacaksa, bu ancak dik durabilen özgür insanların ısrarıyla yani Paul Goodman’ın, “Özgür bir toplum, eski düzenin yerini ‘yeni düzen’in alması olamaz. Özgür bir toplum, özgür eylem alanlarının toplumsal yaşamın çoğunu oluşturuncaya dek yayılmasıdır,” diye formüle ettiği yoldan gerçekleştirilebilecektir.
gölgeleri göremezsin.”[1]
I.1) ANAYASA(LAR) TARİHİ
I.1.1) OSMANLI DA ANAYASA
I.1.2) TEŞKİLÂT-I ESASİYE KANUNU
I.1.3) 1961’DEN 12 EYLÜL 1982’YE
I.2) “YENİ ANAYASA”YI TARTIŞ-MA(K MIŞ)!
I.2.1) “YENİ” ANAYASA = MADE BY ERDOĞAN
I.2.2) AKP VE CHP SÖYLEMİ
I.2.3) HDP’NİN (MUHTELİF) SÖYLEM(LER)İ
I.3) NE YAPMA(MA)LI?
Bazı anlar vardır, söyleyecek söz bulamazsın; öyle bir şey işte...
20 Temmuz 2015 Suruç Katliamı ardından sözün bitirildiği, tüketildiği zamanlardayız; acıyı, öfkeyi nasıl ifade edebilirim?
Kolay mı? Suruç’ta sonra aldığım her nefes içimde isyan ediyorken; bıçağın kemiğe dayanmaktan öte, kemiği delip geçtiği bir hâl bu.
“Yaşamak şakaya gelmez” demişti şair. Öyle yaptılar. Büyük bir ciddiyetle, sosyalistçe yaşadılar. İşleri güçleri aşk, hayat ve devrim için yaşamak oldu.
* * * * *
gözler görmez olur.”[1]