
Tanıdık bir yüzdür çocukluk
Hep o kapının ardında saklıdır
Sevecen masum gülüşler.
Derler ki ilmeğin düştüğü yerde
düğümlenir umut.
Kurşun çiçek açar mı Baba?
Çiğ tanesi gibi yanağıma düşen
Serin bir buğusuydu sabahın.
Yüreğim bazen hırçın bir nehir
Bazen deli dolu akış sonrası süt liman
Dudaklarımdan
kanayan şarapnel dökülür
kuşluk vakti.
Kurşun çiçek açar mı Baba?
Bedenimi yitirdiğim sokaklara-
bir daha dönemem.
On üç yaşında on iki kurşun
On üç yavru ağzı çiçeklenmişti
Uğur kaymazın bedeninde
Yarını olmayan sabahlarda
Kurşun çiçek açar mı Baba?
Işık sızmaz derinliğine düştüm karanlığın
Sözcüklerin devinimini yitirdiği-
yerden geliyorum.
Kurşun çiçekler gördüm
Bebelerin bedeninde açan
Her biri kızıl bir karanfil
Papatya Menekşe Gül
Rüya mıydı bilmem
Kurşun çiçek açar mı Baba?
Abdullah Oral