
Hayat boyunca güzel sözler duyar, umut verici hayaller kurarız. Birlikte yaşamak, geleceği paylaşmak, iyi günde de kötü günde de yan yana olmak üzerine konuşuruz.
Peki, konuşulan her şey gerçekten yaşanabilir mi?
Çünkü konuşmak başka, karar vermek başka, o kararı hayata geçirmek bambaşkadır.
Konuşmak kolaydır. İnsan o an hissettiklerini dile getirebilir, geleceğe dair güzel hayaller kurabilir. Ancak sıra alışkanlıklardan, yaşam düzeninden ve bireysel tercihlerden söz etmeye geldiğinde, verilen sözlerin arkasında durmak her zaman kolay olmaz.
Birlikte yaşamak, yalnızca aynı çatı altında bulunmak değildir. Güven, saygı, dürüstlük, karşılıklı anlayış ve sorumluluk gerektirir. Her konuda aynı düşünmek zorunda değiliz; önemli olan farklılıklarımızı konuşabilmek ve ortak bir yol bulmaya istekli olmaktır.
Elbette hiç kimse bir başkasını memnun etmek uğruna kendinden vazgeçmek zorunda değildir. Ancak ortak bir hayat isteyen iki insanın da karşılıklı emek vermesi gerekir. Birini sevmek, onu değiştirmeye çalışmak değildir; fakat sevgi adına bütün sorunları görmezden gelmek de doğru değildir.
Bazen iki insan birbirini sever ama aynı hayatı paylaşmaya hazır değildir. Bazen güzel sözler söylenir, umutlar büyütülür; ancak karar anı geldiğinde sessizlik başlar.
İşte o zaman sözlerden çok davranışlara bakmak gerekir.
Kimse bir başkasının kararını veremez. Ancak herkes kendi hayatında neyi kabul edip etmeyeceğine karar verebilir. Sevmek kadar kendine saygı duymak, sabretmek kadar sınırlarını korumak da önemlidir.
Belirsizlik içinde sonsuza kadar beklemek zorunda değiliz. Dürüst bir cevap bazen canımızı acıtabilir ama cevapsız bırakılmaktan daha saygılıdır.
Unutmayalım:
Söz umut verir. Karar yön belirler. Davranış ise gerçeği gösterir.
Birlikte yürümek isteyen iki insanın yalnızca aynı geleceği hayal etmesi yetmez; o geleceği kurmak için ikisinin de hazır olması ve emek vermesi gerekir.
Ali Cemal Türkmen






