
Hiçbir kız çocuğu güçlü bir kadın olmak için doğmaz.
Onlar masum hayaller kurar; pembe panjurlu evlerin, sevgi dolu bir ailenin, güzel bir hayatın düşlerini kurarlar. Birer prenses gibi büyümek isterler.
Kaderdir onları zamanla “güçlü kadın” yapan.
Tutulmayan sözler, yarım kalan hikâyeler, yaşanamayan mutluluklar, evlat acıları, ayrılıklar ve hayal kırıklıkları…
İnsan, kurduğu hayaller iskambil kâğıtlarından yapılmış bir kule gibi yıkıldığında, enkazın altında ezilmemek için güçlenir.
Belki de Tanrı, taşıyamayacağını düşündüğü yükleri omuzlarına bıraktığı insanlara, o yükü taşıyabilecek gücü de verir.
Annem öldüğünde çok küçüktüm. Onu yeterince hatırlayamıyorum. Ama çevremdeki büyüklerimden, onun ne kadar güçlü bir kadın olduğunu hep dinledim.
Sonra hayatımda annemin bıraktığı yerden devam eden kadınlar oldu. Ablalarımın mücadelesine, hayata karşı duruşlarına ve onların gücüne hep hayranlık duydum.
Ve eşim Ayşegül…
Onun da gücüne, sevgisine ve hayata karşı duruşuna tanıklık ettim.
Hiç böyle bir şey benim başıma gelmez sanıyordum.
Ama maalesef hayat, insana “asla olmaz” dediği şeyleri de yaşatabiliyor.
Bugün iki kız babası iki kız torun dedesinin.
Onlar için tek dileğim var:
Kızlarımın da torunlarım da yarın “güçlü kadın” olmak zorunda kalmasınlar.
Mutlu kadınlar olsunlar.
Hayat onları güçlü olmaya mecbur bırakmasın.
Sevgiyle büyüsünler, değer görsünler, hayallerini kurabilsinler ve o hayalleri yarım kalmasın.
Çünkü bence bir kadının en büyük başarısı, ne kadar güçlü olduğuyla değil;
ne kadar mutlu, özgür ve sevgiyle yaşayabildiğiyle ölçülmeli.
Saygılarımla…
26 Eylül 2026
Ali Cemal Türkmen






