YAŞLI TOPRAĞIN TÜRKÜSÜ

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi
Ve ortada, boynu bükük bir adalet var,

Göz bebeklerimde biriktirdim acılarımı, içimde çarpan bin ah var.
Dinmeyen fırtınalarda kayalara çarpıyorum,
Bedenim kan revan içinde.
Her hüzün
Beni benden
Bir parça daha koparıp alıyor.
Şimdi
Ömrün takviminden
Sararıp düşen yapraklardan farksızım.

Ve ortada, boynu bükük bir adalet var,
Sessizliğe gömülmüş insanlık.
Zaman kör bir bıçak gibi
Keserken umutları,
Her köşe başında kananlara yalan satılır.
Birileri çöp karıştırır sahilde,
Diğerleri körfeze karşı şampanya patlatır.
Dünya
İkiye bölünmüş çoktan:
Birileri açlıktan donar,
Diğerleri sıcaktan kudurur

Meğerse kocaman bir ömür sığdırmışım
Sessizliğin demine.
Hangi hikâyeyi okusam
İçinde çilem,
İçinde halkların ezilmişliği yazılı.

Oysaki şu sokaklar, şu caddeler çok yorgun,
Kaldırımlar intihar nöbetinde.
Bir yanda aç çocukların
Ağlama sesleri,
Diğer yanda saraylarda
Par par yanan lüksün ateşi var.

Bu düzenin çarkına dişli olmayı reddettim
Hem de ölümüne.
Birçok defa
Üstümüze duvarlar ördüler,
Beton yığınları döktüler.
Ama biz hâlen varız.
Zannettiler ki sesimiz boğulur bu kuytularda.
Bilmiyorlar ki
Tohum önce toprağın altında filizlenir,
Bilmiyorlar ki
Özlenen bahar soğuk kışın ardından gelir.

Oysaki biz dağların rüzgârını emdik,
Baharın suyuna can dedik,
Çünkü
Biz şu toprakların neferiyiz;
Andolsun ölmeyiz, ölmeyeceğiz,
Bu dünyaya
Her sabah
Güneş gibi yeniden doğacağız.
​Adımız direniş, soyadımız umuttur bizim.
Hani derler ya: "Kader bu, baş eğin."
Hadi oradan deriz biz!
"Kader" dediğiniz,
Kendi ellerimizle ördüğümüzdür.
Bilisin ki...
Ne sermayenin kuleleri bizi yıkar,
Ne de zulüm.

Biz Karadeniz’de horon teper,
Ege’de zeybek oynarız.
Diyarbakır’da, Urfa’da
Govend çeker,
Erzurum’da bara,
Erzincan’da
Halaya dururuz.

Ankara'da misket ritmine uyar,
Kırklareli, İstanbul, Edirne'de
Horaya katılırız.
Ve
Van’da, Hakkâri’de
Govend başı çeker,
Konya’da, Mersin’de
Silifke kaşığını çalar,
Antalya’da, Burdur’da
Teke zortlatmasıyla coşar,
Elazığ’ın çayda çırasına ışık yakar,
Bursa’nın kılıç kalkanıyla tarihe iz bırakırız.

Çünkü
Biz işçiyiz, biz köylüyüz,
Biz bu kavganın hem yazanı hem de şahidiyiz.

Toprağa tohum eken biçen ellerin türküsüyle,
Kızılırmak’tan Menderes’e,
Fırat’tan Meriç’e, kadar
Özgürlüğün toprağını
Alın terimizile sularız .
Dağlar sarmış ovayı, bereket fışkırıyor toprak.
Birleşsin yürekler
Bu büyük kavgada,
Toprağın gerçek sahipleriyiz.

Karadeniz’de,
Çukurova’da,
Trakya’da,
Doğu’nun sarp, umut dolu yeşil dağlarında,
Her parça toprak
Bizim ortak sevdamız.

Tuttum elinden yoldaş,
Bırakma sakın!
Yarını ellerimizle kuracağız,
Kızıl bir şafak gibi
Düşeceğiz bu karanlığın üstüne.
Mezopotamya, Anadolu, dünya halkları olsun şahidimiz.

​Mehmet Çobanoğlu
06.11.2026
İstanbul

Tags: 
Kategori: 

Bunları Okudunuz mu?

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...