
Başarılı insanlar başarının bazı sırlarını bilir. Başarısız insanlar da bildiklerini düşünür. Aradaki fark, çoğu zaman bilginin doğruluğunda ve o bilgiyi hayata geçirme cesaretindedir.
Çünkü başarı yalnızca istemekle gerçekleşmez. Emek ister, sabır ister, kararlılık ister. En önemlisi de insanın kendi hayatının sorumluluğunu üstlenmesini gerektirir.
İşte tam bu noktada bazı insanlar geri adım atar. Kendi eksiklerine bakmak, yanlışlarını değiştirmek yerine başarısızlıklarının nedenini başkalarında aramayı tercih ederler. Kimi şartları suçlar, kimi çevresini, kimi de kendisine yol göstermeye çalışanları…
Oysa insanın kendisiyle yüzleşmesi kolay değildir. Bazen bir yanlışı kabul etmek, yeniden başlamaktan bile daha zor gelir.
Başarı üzerine kitaplar okur, konuşmalar dinler, başkalarının deneyimlerinden etkileniriz. Fakat bütün bunlar, davranışlarımızı değiştirmediğimiz sürece yalnızca bilgi olarak kalır. Çünkü bilgi, eyleme dönüşmediğinde hayatımızda gerçek bir karşılık bulamaz.
Elbette her başarısızlığın sorumlusu insanın kendisi değildir. Hayatın eşitsizlikleri, ekonomik koşullar, fırsat eksikliği ve toplumsal engeller de insanların önüne ciddi duvarlar örebilir. Ancak bütün bu zorluklara rağmen insanın kendi değiştirebileceği alanı görmesi ve mücadele etmekten vazgeçmemesi gerekir.
Belki de önce başarı hakkında bildiğimizi sandığımız bazı yanlışları unutmalıyız. Başarıyı yalnızca para, makam, şöhret ya da başkalarından üstün olmakla ölçmekten vazgeçmeliyiz.
Çünkü gerçek başarı bazen bir hedefe ulaşmak, bazen bir yanlıştan dönmek, bazen de bütün zorluklara rağmen yeniden ayağa kalkabilmektir.
Unutmayalım; insanın önündeki en büyük engel her zaman koşullar değildir. Bazen kendi bahaneleri, korkuları ve değişime karşı gösterdiği dirençtir.
Hayatımızı değiştirmek istiyorsak önce kendimize dürüst olmalıyız. Çünkü başarmanın ilk adımı, sorumluluğu başkasına yüklemekten vazgeçmektir.
Sevgi ve Saygılarımla;
Ali Cemal Türkmen






