PEMBEDEN BAŞKA RENKLER
İkisinin öpüştüğü yer burası işte. Denizle kıyılar sevişir ve deniz hiç durmadan kıyılara ilânı aşk eder. Bıkmaz, usanmaz, bin yıllar boyunca.
İkisinin öpüştüğü yer burası işte. Denizle kıyılar sevişir ve deniz hiç durmadan kıyılara ilânı aşk eder. Bıkmaz, usanmaz, bin yıllar boyunca.
......
İkimiz de sustuk. Dışarısı daha da ilginçti. Hava bulutlu. Pencereme ilk damla düştü; sekti, camda küçük bir iz bıraktı. Gözüme bir hayvanın silüeti ilişti; it mi, kurt mu çıkaramadım. Gökyüzü kanarcasına çizildi. Onu cehennemi bir gürültü izledi. Sarsılır gibi olduk. Hışırtıyla inen yağmur dışarıyı görünmez kıldı. Sonra aniden kesiliverdi.
Her gittiğiniz yerde iki veya üç yıl, bazen bir, bazen de beş yıl kalabiliyorsunuz. Bölgeye göre değişiyordu kalacakları bu süreler.
O sene Naci ve Ayşegül’ün tayinleri Güneydoğu’ya çıktı. Daha önce hep büyük şehirlerde çalışmışlardı. Özgürlük ve modern hayattan uzak, dışa kapalı küçük bir şehre nasıl ayak uyduracak, nasıl yaşayacaklardı bilemiyorlardı. Bambaşka, gizemli bir dünyaydı Güneydoğu onlar için.
Bir yerlerde bir şey unutmuş, bırakmış, kaybettiği şeyi arıyor, özlüyor, korkuyor ara ara içten içe söyleniyordu. Dine dili dönmez, sesi çıkmaz, konuşamaz bir divaneydi işte.
İki hemşire altımdaki tekerlekli yatağımı asansöre taşıdılar. Oradan zemin kata, ameliyathaneye… Kısa boylu, esmer tenli, tıraşlı yüzüyle biri gördü beni. Yatağın üzerine asılı levhada ismimi okuyunca, sordu:
‘‘Dersimli misin?’’
‘’Bir yanım Dersimli’’ dedim. Gülümsedik birbirimize.
Narkozcu kadınla göz göze geldik. ‘‘Narkozu belden aşağı yapın’’ dedim.
‘’Olmaz.’’ dedi kendinden emin bir sesle. ‘‘Dayanamazsın.’’
‘‘Daha öncekilere dayandım ama.’’
Başka bir şair lafa karıştı:
-Bu ceket o lanetli ceket midir?
Bir başkası:
-Hayır, bence bu beyaz cekettir.
Arkadaşlarım böyle söyleyince ceketime baktım. Ceketimin hiçbir kusuru yoktu. Sadece biraz eskiydi ve rengi kaçıktı.
Arkadaşlarımın gözlerine bakarak:
-Evet. Dedim.
Şairler toplantısından sonra, binadan dışarı çıktık. Bir sigara çıkarttım. Arkadaşım onu benden aldı, kendisi yaktı.
Sinirli bir şekilde:
-Sen başka bir sigara yak. Dedi.