ÖYKÜLER

Kömür Gözler/ Sait Almış

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Tatlı bir sonbahar serinliği var havada.
Yemek vakti değil henüz. İkindi ezanı biraz önce okundu. Yemek için gelmiyorum zaten buraya. Bu dingin atmosferde okumayı, yazmayı seviyorum. Mekân sahibi arkadaşım. Garsonlarla da ahbap oldum.
Önümde bilgisayarım, bir kadeh şarap ve yanında bir tabak kuru üzüm var. Yazmaya çalışıyorum. Tek sorunum masamın üzerine düşen, kokusuna doyamadığım iğdeler. Elime alıp kokluyorum. Doyamıyorum. Kıyıyorum birkaç tanesine, parmaklarımın arasında eziyorum. Sırf bu koku yüzünden, azalan koku duyusunu tamamen kaybetmekten korkuyorum.

Son Vaaz Dördüncü Bölüm

Mehmet Söğüt kullanıcısının resmi

Birbirlerinin pervanesi olmuşlardı. Etrafında döndükleri aşk ateşi yakıcı değildi. Tam tersine, taze kan pompalanıyordu yüreklerine.
Görüşemeden edemiyorlardı. Yeni bir kapı aralanmıştı önlerinde. O kapı onları alıp rengârenk dünyalara götürecekti. Hissediyorlardı tüm bunları; mutlu olacaktılar.  Kasabalarına sık sık gelmeye başlamış ve gittikçe de birbirlerini deli gibi sevmişlerdi. Sonunda ailelerin onayını alarak evlenmiştiler. Kağnının tekeri bir taşa denk gelmişti. Şaklama sesiyle kendine geldi. Ded Leon’a baktı.

Sûrgül /Yabangülü)

Berivan Yıldız kullanıcısının resmi

Can acıtıcı olaylar üstü örtülür, inkârla beraber hasıraltı edilmek istenir. İstenir de ama çözüm değildir. Yayılarak, büyüyerek vahim bir hale gelir.
Apê Avdar derlerdi ona. Apê Avdar ismi kişiliğiyle, yaşamıyla bütünleşmişti. Öyle ki evlatları bile baba demezdi. Herkesin Apê Avdar'ıydı o. Köye bir misafir geldiğinde onun evinde ağırlanır, düğün parası bulamayan gençlere elini uzatırdı. Kimi zamanda kavgalıların arasında bir köprü olurdu. Aslında öyle zengin parası olan biri değildi. Ama gerekli olan cesur, şefkatli bir yürek zenginliğiydi.

Cemrenin Suya Düştüğü Gün, Anıların Hayat Buluşu

Sibel Karakız kullanıcısının resmi

Bir süre etrafı seyretti. Sokaklar yağışlı kış günlerine nazaran daha hareketliydi. Karşı binada oturanlar çoktan piknik sepetini hazırlamış arabalarının arkasına yerleştiriyorlardı bile. Genç anneler küçük çocukluyla parkta koşuşturuyorlardı.  “Böyle bir günde evde durulmaz, işlerin canı cehenneme” diye mırıldandı, kendi kendine.
O günün,  cemrenin toprağa düştüğü gün olduğunu hatırladı birden. “Hoş geldin İlkbahar bugün seni kutlamalıyım.” diye mırıldandı tekrar. Hızla salona daldı. Gazete okuyan Asım Bey’in tepesine dikildi:

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
ÖYKÜLER beslemesine abone olun.