Son Yazılar

Suskunun Gölgesinde/ Suzan Samancı

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Ya edebiyat? Büyük gerçekliklerin basıncı altındaki küçük yaşantılar, “dil ve tarih-coğrafya”nın perdesi ardındaki insan halleri, “olağanüstü hal” ruhları? Suzan Samancı, “içerden” bakıyor ve edebiyatın gözüyle görüyor. Onca acının, kıyımın, yoksulluğun, yoksunluğun yarattığı gürültü ve kaos içinde, kimsenin görmediği, sesini duymadığı tek tek insanları görüp gösteriyor Suzan Samancı, onları dillendiriyor. Uzaktan haberdar olunamayacak hayat parçalarını hikâye ediyor. Gıyaben hissedilemeyecek ruh hallerini anlatıyor.

Bu oyunu zor bozar

Savaş Erdoğan kullanıcısının resmi

Tarihte, zorun rolü üzerine çok şeyler söylenmiştir. Özellikle sınıfsal zorun ortaya çıkışı, varlığı ve uygulanması konusunda, burjuvazinin ideologlarıyla Marksistler arasında ciddi bir ayrım konusu yaşanmış ve yaşanmaktadır. Burjuvazi, kendi sınıfsal zorunu meşru görürken, ezilenlerin, özellikle de işçi sınıfının burjuvaziye karşı uyguladığı devrimci zorun adını bile duymak istemediği gibi, bunu “toplumsal etik dışı” olarak, son yılların burjuva moda deyimiyle,  “terörist” eylemler olarak kriminalize etmeye çalışır.
 

Bir Alevinin Kimlik Mücadelesi 4

Sinan Işık kullanıcısının resmi

Aşağıya aldığım paragraf çok önemli;

“Davacının sunduğu kitap ve yazılarda görüldüğü üzere yazarların çoğu genellikle Ali’den “Allah’ın Aslanı” ve buna benzer şekilde bahsetmektedirler. Bazı şiirlerde daha değişik ifadelerin bulunması Aleviliğin İslam’ın dışında olduğu anlamına gelmez.” derken kendince bir yorum yapmakla kalmayıp aynı zamanda çok önemli bazı gerçekleri sizlerden saklamıştır, nedir bu çok önemli gerçekler:

Cemali Mücevherim

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Usulca bir rüzgâr essin
Bedeninden
Ellerime
Kokun dağılsın
Arasına
Ben soludukça
Zerrecikleri içime dolsun
İki dudak kıvrımlarından
Bal tadından nağmeler aksın
Sevda yüklü yüreğimin tama orta yerine

Zeytin karası gözlerinden
İçime
Işıklar saçılsın
Kirpiklerin değerken sineme
Yanağından güller derleyip öpeyim
Hep közünle, ateşinle harlanarak yanayım

Çığlıklar çığlıklar

Ali Rıza Aksın kullanıcısının resmi

”Ne demek ordu, millet var olsun? Asker miyiz ki, halla halla…!” Karşılaştığım her felaketi, ”bir yanlışlık olmalı” diyerek geçiştirmeye çalışıyorum.
Masanın beri ucundaki ekmek yığınından (çeyrekten az) bir tane alıp sıraya girdim. Kalabalıkta H. Esendemir’i gördüm. Gözleri halkalanmış, burnunun formu değişmişti. Ben sarılmak, hasret gidermek isterken, o bakışları yerde kopya vermeye çalışan bir öğrenci gibi mesafeli durdu.

Atıver karamsarlığı

Hıdır Karakuş kullanıcısının resmi

atıver karamsarlığı yüreğinden
yuvarla gitsin derinlere
umudu besle gülüşün gibi
hayat zor,yaşamak güzel.

bunca zaman sevda yolunda 
dolambaçlı yollardan geldik bu güne
marifet yeniden üretebilmek te
umudu yeniden üretmek güzel.

yaşam mücadelesinde yara aldıysan 
saracaksın yaralarını yeniden 
düşe kalka geldik bu güne
geleceği kendi ellerinle yaratmak güzel.

sesin patlar tenimde

Kevser Atay kullanıcısının resmi

dilimde, ezgisi çıplak şarkılar.
Son kuşlar da göç etti, mevsimler senden yana
hangi buluta sarılsam, yağmur olur düşersin;
gökyüzü artık dar gelir bana.

Ayaklanmış öfkeyim, sevdamın doruğunda
dokunsam gülüşüne, sesin patlar tenimde.
Gizli bir yas gibi büyüyorsun içimde;
ölümsüzlük olmalı, seni yaşamak sende

Savrulurken yoksul kuşlar,göçmen düşlere
kapatıyorum sana bakan, penceresini ömrümün..
"Gitme ! Kal !" diyebilmek, bin deli yürek ister
son perdesi de çekiliyor, figüran olduğum sahnenin.

Hay way zaman

Hıdır Karakuş kullanıcısının resmi

kapatmayın üzerimi
çekin ölümlerinizi üzerimden
siz öldünüz ben yaşıyorum
ispat gerekmez
buradayım işte 
dünyanın gözü önünde
görmek isteyen görür beni.
siz ey ihtişamlı cellatlarım
mazlumlara korku salan
bir emirle can alan
yıkımlar yaratan
siz öldünüz ben yaşıyorum.
kurşuna dizdiğiniz hayatımı dondurdum
bir kız çocuğuyum ben
munzur suyunda yüzerim
dağlarında gezerim
karlarında,yağmurunda yağarım
rüzgarında eserim
güneşinde şavkırım

Özgen Seçkin kimdir?

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

ÖZGEN SEÇKİNÖzgen Seçkin, 1951’de Artvin’in Şavşat ilçesine bağlı Yavuz Köyü’nde doğdu. İlkokulu köyünde; ortaokulu Şavşat’ ta ve Ardanuç’ta okudu; liseyi Artvin’de ve Çankırı’da tamamladı. Bir zaman kendi kurduğu YABA (Yayın Basın Ajansı) adlı yayınevini yönetti. O günlerde Soluk ile Gündeş Kırkbinler adlı iki derginin çıkmasında katkıda bulundu ve yazı işleri müdürlüklerini üstlendi. Gazi Eğitim Türkçe Bölümünü bitirdikten sonra liselerde edebiyat öğretmenliği ve yöneticilik yaptı.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...