Analar
Analar
Analar
Kaç çocuk sokaklarda titremektedir? Henüz çetelesi bile tam olarak tutulmamıştır. Öyle ya; bu görmezden gelmeler, kış günü evlerinde sıcaktan terleyen beylerimizin işine daha çok gelmektedir.
İstanbul’da sokakları yatak gibi kullanan çocukların sayısının 1641 olduğu söylenir, rivayet gibi kulağımızı çınlatır bu sayı.
Senin hoyrat ellerinde,
Gelincikler gibi solan.
Kuşlar diyorum kuşlar,
Kendini yeyip, tüyünü tükürdüğün.
Göğsüme sakladım birini,
Yanılıp dalına konmasın.
Derken, kör kuyulardillendi;
-Ne duydularsa yanıldılar,
Ey, kör kuyular..
Çevremizde çeşit çeşit insanlar görürüz. Kimileri bir kazada ayağını yitirdiğinden yürüme engellidir. Kimileri geçirdiği hastalıklar sonucu görme ya da işitme engellidir. Bu insanların bir ya da birkaç organları işlevlerini yerine getiremez. Ama duyan, düşünen pırıl pırıl, ışıl ışıl beyinleri vardır. Ürettikleriyle, yarattıklarıyla , bir çok sağlam insanın yapamadıklarını başarırlar.
Yarı aç yarı çıplak,
Çocuklar üşümesin…
Her yer ayaz her yer kar!
Yiğitler diyardır,
Deprem görmüş olan Van.
Yüreklerde dert,
Yüzlerde nice hüzün var;
Konteynerler şahittir,
Devlet ferman yollamış…
Teller sökülmüş, cereyan yok,
Lambalar yanmıyor her yer zifir karanlık.
12.00′de
aşçı
boşu boşuna
enikonu
14 Kasım 1988 Pazartesi
aşçıbaşı
briket
enstantene
19 Nisanda
aşüfte
broşür
entelektüel
1999 Ağustosunu
atardamar
bugün
Erciyes Dağı
30 cm’si
atasözü
büyük anne (büyükanne)
Erol Bey
7 Ekim 1995′te
ateşkes
büyük baba (büyükbaba)
eski püskü
7 Şubat Cuma günü
atölye
büyükbaş
eskrim
Tutuştu öksede akıtılan kan
Kanlı yıldızları öfke ürküttü
Yüreklerde kuyulanan uğultu
Taşırdı bardakta son damla sütü
İhanet süzüldü oturumlarda
Yalama kalemler kör yorumlarda
Çığlıklar, kuyusuz uçurumlarda
Yırtıyor kapısız her tereddütü
İnsanın yazgısı kitli pimlere
Yarasa telâşı sinmiş timlere
İşkenceler akar dar resimlere
Bu borsada eller vicdan öğüttü
Minnet pazarında panik ezildi
Ormanlarında en vahşi ve en uysal hayvanlar hep birlikte neşeyle oynaşıyordu. Çobanlar koyunları otlatırken, kurtlar kuzulara eşlik ediyordu. Sokaklarına sevinç hâkimdi, rüzgârı barış kokardı bu ülkenin.
Her şeyin başında tutarlı olmak gelir. Tutarlılık, erdemin temelini oluşturur. Tutarlı insan hem kendisiyle, hem çevresiyle hem doğayla kısaca tüm dünyayla barışık insandır.
Tutarlılık, küçük hesapları, içten pazarlıkları, yüzden gülüp arkadan atıp tutmaları kaldırmaz.
Tutarlılık, bencilliğin, iki yüzlülüğün, kibrin, tembelliğin, sevgisizliğin bulunduğu ortamlarda yaşayamaz.
Biraz şehlaydı
Yakışıyordu ama
İncecik yüzüne firuze gözleri
Çok yakışıyordu
Bir kente bakardım
Bir onun gözlerine
Kent mavileşirdi
Ben uçardım
Akdeniz rüzgârları vururdu yüzüme
Hazin bir ezgiydi
İnce dudaklarında sevda
Çağırırdı
Usulca konardım dallarına
Kanatlarımda mavisi çoğalırdı gözlerinin
Manisa.