Karşılama
Uçurtmasıyla bir çocuk
kuşlarla kanatlanırken göğe
nasıl öldürülebilir kentin kalbinde
nasıl düşürülebilir gaz bulutuyla
ah resmin geliyor aklıma
ne kadar çocuk ne kadar umutlu.
Uçurtmasıyla bir çocuk
kuşlarla kanatlanırken göğe
nasıl öldürülebilir kentin kalbinde
nasıl düşürülebilir gaz bulutuyla
ah resmin geliyor aklıma
ne kadar çocuk ne kadar umutlu.
Sait Almış, çok yönlü biri. Bir kere çok iyi bir dost, yoldaş, kadirşinas… İyi bir Nöroloji Uzmanı, etrafında eksilmeyen, güleç, mutluluk saçan beyaz melekleri yok artık. Çünkü o bir emekli!
I/
Boynuma asılan tılsım, kantaşı
taşır gök ırmaklarından kül
lav ve tüfle yüklü yangınını
sahraya açılan derin kanyonda
gözyaşı şişesidir düşürdüğüm
şıngırtısı var bulutların içinde
derininde kadınların güz sancısı
lanetlenmiş kavimlerin göç yolu
ortası kan, doğusu kan, batısı kan
seste kan taşta kan kanda kan taşı
Ufacık kırmızı kuştu sabah yeli
korkarak kondu penceresine kentin
çığlıklı zamanlarında kum saati
canhıraş düştü evlerden içeriye
Her şeyi, bir başka yaşarız bu diyarlarda.
Belki sürekli kaçanızdır, yaşadıklarımızın altını çizmekten. Geçmişimize, kendimize, neden burada olduğumuza uzaklaştıkça uzaklaşanızdır. Yabancılaştıkça yabancılaşanızdır...
Gelinen yere adapte olmak, gelinen yerdekilerle aynılaşmayı gerektirir belki. Yabancı bir ülkede, bir avuç tanıdık olmak; eski tanıdıklarımızla dahi tanınmazlaştırır belki bizi ve hayatı. Belki!
Kaçanızdır tüm bunlardan belki, koşanızdır yeni edineceklerimizin peşinden. Kaybolanlarızdır! Belki...
Ve serüvenciler düşer bu yollara ancak
Onlar ki dünyanın son umudu
Soyları tükenen birer çılgındırlar
Ne bir adresleri vardı onların yeryüzünde
Ne de aşktan başka bir sığınakları
Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında
Ölümle alay ederler sanki
Derler ki,
Son büyük serüvenci yaralıdır hâlâ”[1]
Bizi insanlaşmaya götüren ilk yapı 1,4 kilo ağırlığında olan beyin içerisindeki 100 milyar hücredir. İkinci aşamaysa bu hücrelerin bilinç merkezindeki Frontal ve Parietal Lopların sınırsız şekilde deneyim ve bilgileri kaydedip, sorgulama (Reaksiyon) yeteneğini yükseltmesidir.
Unutmadım hikayesini sandık altı
kanaviçenin mor söylemindeki gül
Derinliğine açılan yaşanmışlıkların
döküp gittiği çakıl taşlarını suskuda
gözlerime inen kurtların ulumasını
İncelen sular duruyordu sahrada
kanadı koparılmış yusufçuklar gibi
ışık kümesiyle gökyüzüne doğru
koşar adım düşeyazdı kalbim sisle
kalbim sağanaklar kaçağı, uğrağı
Usturasını dayamış hüzün sesine
alnıma koşuyor alnı ak taylarım
Serhat’ta uzaklığın kuyularında ol
akşam kızıl pelerinli bir matador
Duyduğumuz ilk sözcük
Adımızı bilmeden önce...
Binlerce yıla\ Binlerce mevsime yayılmışsa acımız...\ Ve hâlâ\ Ecelsiz ölüyorsa\ mazlum canlarımız...\ Ve hâlâ\ Mezarlarından çıkarılıp\ Yakılıyorsa ölülerimizin kemikleri...\ Ve parçalanıyorsa mezar taşlarımız...\ Ve hâlâ kanatılıyorsa\ Kabuk bağlamamış yaralarımız...\ Hiç kimse beklemesin bizden susmamızı\ Ve yapılan zulmü unutmamızı...”
~~~~
Annenle baban çok korktular cehenneme gitmekten, ya öğretemezlerse diye sana Müslümanlığı. Somut dönemler çağına bile girmeden, yani duyusal-motor dönemde bir bebekken, başladı, dini/soyut bilgileri öğrenme maceran.
Çevrende ne kadar vardı örnek insan, bilemem! Emin, sevgili, saygılı, gerçek Müslüman! Bilemem! Ama verilmeye çalışıldı bilgiler, ezberler, bir bir…