İnsan, Kültür, Felsefe, Siyaset ve Aleviler-4-
Gerçek siyaset; insan için en zor şartlarda bunu kendi yaşamında uygulama iradesini gösteren felsefi bir duruştur. Uygulanmayan siyasetle yaşamak, hayal deryasında boğulup yok olmaktır.
Gerçek siyaset; insan için en zor şartlarda bunu kendi yaşamında uygulama iradesini gösteren felsefi bir duruştur. Uygulanmayan siyasetle yaşamak, hayal deryasında boğulup yok olmaktır.
Aydın Kelimesi: Türkçe ay, ayıd kelime kökünden türetilmiştir. Ay ışığının dünyayı aydınlatmasıyla bağlantı kurularak, bilgili insanın çevresini bilinçlendirmesi demektir.
Aydın Sorumluluğu: Bilgi ve ahlaki yeterliliğe sahip kişi veya kişilerin, haklı olan her düşünce, kültürden insanların yanında olmayı, kendisine doğal görev sayan insani duruştur. Basit, bireyselci çıkar çevrelerine öncülük yapıp akıl vermek, aydın değil bilgi ve maddi tüccarlıktır.
İnsanlığın varoluş tarihi tüm yönleriyle gerçekçi, doğru öğrenilmediği sürece, insanlar varsayımlar üzerine içgüdüsel düşünürler. İçgüdüsel duyguyla yaşam, kişinin kendisiyle ve çevreyle devamlı çatışmasına sebep olur. İnsandaki bu içgüdüselliği tedavi eden tek kaynak, dil ve felsefedir. Dikkat edilirse insanlık ve dilin evrimini çarpıtan tek anlayış, semavi dinlere inananlardır. İnsana kimlik, kişilik kazandıran dilin ilk tarihi ile, semavi dinlerin tarihi incelendiğinde, ikisi arasında altmış bin yıl fark vardır. Dil; başta insana kendisinin ne olduğunu öğretendir.
Sana insanca bakmayana, senin ona insan gözüyle bakman, onu cesaretlendirirken senin korkaklığını ifade eder.
Buradaki tek amaç, insanları bilinmeyen üstün güçle korkutup oyalayarak, sömürü iktidarlarını devam ettirmektir.
Bireylerdeki her türlü niteliksizlik sosyal, siyasal, ekonomik din vb. her alanda yalancı, hırsız, ukala kültürü oluşturmuştur. Bu yüzden yeni dünya sisteminin adaletli olması, nitelikli bireylerin nicel çokluğuyla mümkündür.
Bugüne kadar kanıtlanmış "Tanrı" olmadığına göre, buna dayanan düşüncelerin hepsi oturmuş profesyonel yalancılıktır.
Üst İnsan olunmadan inanç ve diğer bütün yaşamsal kavramların hiçbir anlamı olmayacağına inanan evrenselci bir bakış (Düşünce) açısıdır. Bu bakış açısı her çağın özelliğine ve sosyal siyasal koşulların şartlarına göre iki ileri bir geri şekilde bazen tamamen proto pozitivist olmuştur, bazende pasifte olsa idealizme işaret ederek Dualizmle kendisini tanımlamış.
İnsanı Kötülüğe Sürükleyen Esas Etkenler
Evrensel ölçülerde özgür düşünme ve sorgulama imkanı olmayan her birey kötülüğe daha yakın, insanlığa tamamen uzak demektir. Bütün bunların sorumlusu ise devlet ve dinlerdir. Çünkü devlet ve dinler, bireyleri her zaman kolayca kontrol edip yönlendireceği basit seviyede eğitirler. Çoğu devletler, kendi belirlediği yaşam ve düşünce seviyenin üstüne, insanların çıkmasına asla fırsat tanınmamışlardır. Bu da bilgisiz, bilinçsiz, içgüdüsel, cinsel dürtü, paranın esiri, mesleki bilgi ve duyduklarıyla düşünerek düşük zekayla yaşamaktır.
Tanrı ve Dinler, Neden Mükemmel İnsan Yaratmadı?
Dünya toplumlarının genel algılarına yerleştirilen en yüce kültür değeri, tanrı ve dinler olarak bilinir. Ve tanrının tüm alçaklardan hesap soracağına inanılmakta. Ancak her türlü çirkefliği yapanlardan bırakalım hesap sormasını, namussuzlar artarak milyarları buldu. Tanrının buna neden engel olmadığını sorgulayacak akıllı kişilerin parmak sayısını geçmemesi, insanların ciddi derecede düşünce yoksunu sıradan varlıklar olarak yaşadığını ifade ediyor.