Yangın Ve… Bildiğimiz Devletin Sonu
Her gün yeniden ölerek
Zalimin elinde tutsak
Cahile kurban olarak (…)
Yaşamak görevdir bu yangın yerinde
Yaşamak, insan kalarak”[1]
Her gün yeniden ölerek
Zalimin elinde tutsak
Cahile kurban olarak (…)
Yaşamak görevdir bu yangın yerinde
Yaşamak, insan kalarak”[1]
Bir grup sanatçı tarafından piyasa edebiyatının “ödül ve yarışma” sistemine karşı bir bildiri kaleme alındı.
Sanatçılar, bu bildiride şöyle dedi:
uçsuz-bucaksız-sınırsızdı,
gerekli tek pasaport ayaklardı.”[1]
“Küresel ve sınırsız köy olmak” söylencelerinden mülhem yerkürede, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre, 2019’da göçmen sayısının 272 milyona ulaştığı[2] bir “kavimler göçü” yaşıyor. İnsan(lık)ın “homo economicus”, “homo philosophicus”, “homo faber” vb’i tanımlamalarına bir de “homo fugitivus/ kaçan insan”ı da ekletircesine!
Oysa yüreklerimizin kapıları bir bir kapanıyor ne yazık ki… Kadın cinayetleri ya da işçi cinayetleri gibi istatistiklere geçmiyor, ya da pek sayanı da yok galiba, ama iki haftada bir yeryüzünden bir dil yok olup gidiyor. “Dil katliamı” (abartılı mı geldi? Dilin aslî unsurlarından birini, hatta temelini oluşturduğu kültürlerin yok olmasına/yok edilmesine biz “ethnocide” diyoruz: kültürün katli…) yeryüzünde Kristof Kolomb’dan beri sürüyor. Bilinen dünya dillerinin yarısına yakını bu süre içinde yitip gitti.
ve çıplaklığı bizi giydiriyor olmasın?”[1]
yoksulların neden yoksul oldukları.
Sakın onların açlığı bizi doyuruyor
tüm gerçekler zehirlenir.”[1]
Tarih, kurgular değil, sınıf mücadeleleri ekseninde olgular üzerinden yazılır. Ancak coğrafyamız Türkiye’de tarihi egemen manipülasyonun kurguları üzerinden çarpıtmak bir alışkanlık hâline geldi. Tıpkı 15 Temmuz’a ilişkin yapıldığı gibi…
İş bu nedenle darbe girişimini anlamak, anlatmak için öncelikle 15 Temmuz’a dair yalanları deşifre etmek “olmazsa olmaz”dır…