Uçuk Fikirlerim-1

Sedat Öncer kullanıcısının resmi
Bir elinde üzüm salkımı diğer elinde kadeh olan Zeus’a benzerler çakır keyif olduklarında.

Sıcak,bunaltıcı yaz akşamlarının Elbette Kİ değişmez serinleticisi Buzlu rakıdır…
Ve taktir edersiniz ki rakı bir kültürdür…
Ama insan nefsi bir süre sonra daha değişik tadlar arıyor.
Şarap gibi…
Şarabın da bir kültürü vardır ve bunu bilenler belli başlı markalara da aşinadırlar.
Konunun uzmanlarından söz etmiyorum !...
O başka bir şey !...
Damağına yakışanlar benim sözünü ettiklerim.
Bir elinde üzüm salkımı diğer elinde kadeh olan Zeus’a benzerler çakır keyif olduklarında.
***
Buzbağ’lı akşam sıcağının ilerleyen saatlerinde “Hanım !...Hadi bi sahil yapalım!” dedim. ..
Ucu,ufkun karanlığına saplanmış ahşap iskelede bir yandan cila niyetine Buz gibi biralarımızı içerken,
Bir yandan da,karanlık taraftaki yıldızları ve uzak sahilin ölü ışıklarını sayıyorduk…
Göz kamaştırıcı ışıklar ve gürültünün harman olduğu bizim sahil tarafına sırtımızı verip,
Kızılca kıyametten soyutlanmış dünyamızda mutlu yalnızlığın olabilirliğini ispat eder gibiydik…
***
“Biliyor musun !?” dedim eşime dönüp…
“Buzbağ var ya,hani bu akşam içtiğimiz,bu ülkenin en iyi şaraplarındandır…”…
Yıldızları sayarken damdan düşer gibi Buzbağ’a geçmek,
O yıdızların birinden Dünyaya düşmek gibi bir şeydi.
Ses etmedi…
“Bir tarihte Avrupa’da yılın şarabı seçilmişti…” dedim.
90’lı yılların ortasıydı…
Cumhuriyet gazetesinin orta sayfalarından birinde küçük bir yazı olarak verilmişti.
Evet o tarihte yılın şarabı seçilmişti.
Bu işin kriterlerini bilmem !...
Ama sınıfının en iyisi olmak !?...
Belki de pek çok Avrupalı ilk kez duymuşlardı Elazığ diye bir yerin olduğunu.
Sonra sırtımı dönüp parmağımla gece karanlığında kaybolmuş Kaz dağlarını (İda) gösterircesine,
“Şu dağları görüyor musun !?”dedim.
Elbette bu karanlıkta göremiyordu.
“İşte” dedim “Bu dağların güneyi ile kuzeyinde yetişen aynı cins üzümün tadı farklıdır !”…
Bir anlığına geceden kopmuş dikkatlice beni dinliyordu.
“Güneyindekiler sabaha kadar tanelerine denizin getirdiği rutubeti,
Sabahın ilk ışıklarında lodosla kaybederken,
Kuzeyinde yetişenlerin tanelerinde poyraz çiğ yapar yaaaa!” dedim.
Sonra devamla,
“İşte böyle bir coğrafyada yaşamaktayız biz !...
Kıymetini bilmediğimiz Şu Ege’nin denize dik dağları yok mu ya !?...
Her dalında başka tadlar sunar insanına !...
Üzümün böylesi çeşidi dünyanın hiçbir yerinde yoktur,iddia ediyorum,yoktur !...
Ve elbette üretilen,üretilebilecek şarabın da !…
Buzbağ’ın başarısı hiç de tesadüfi değildir!...
Belki de Avrupalı ilk kez  şahit olmuştu bu tada !...
Oysa bilmediği,bilmediğimiz daha ne tadlar fışkırmakta bu topraklardan  !”…
Dinliyor,fikirlerime hak verdiğini mimikleri ile ifade ediyordu.
***
Sonra birden ;
“Biz neden şu şarap işini yillarca ihmal etmişiz !?” dedim.
Sürdürdüm ütopyamı…
“Bak” dedim…
“Bu ülke var ya,bu ülke…Hiçbir şey yapmayacak,sadece şarap üretecek dünyanın en zengini olur !”…
Devamında “ve hatta dünyanın vazgeçilemezi olur !”…
Bir süre sessizliğimiz içinde karanlığa daldık.
Çok güzel bir ütopya olduğunu düşünüyorduk…
Elbette burada kalmadı bu konuşma…
Buzbağ’la başlayıp Şirince’ye kadar geldik.
Arada Bozcaada’ya da uğradık.
Şarap kentleri kurduk ve şarabın elli türlüsünü satan küçük esnaflar yarattık…
Sadece şarap içmeye gelen milyonlarca turisti hayal ettik.
Ertesi gün birbirimize bakıp “Sadece hayal miydi !?” dedik…
Şimdilik sadece hayaldi de neden hayaldi ?...
Oysa en ucuz bir litre şarabın üç litre benzin aldığı gibi bir gerçek vardı.
Sadece biz farkında değildik gerçeğin.

Sedat Öncer.

Kategori: 

Bunları Okudunuz mu?

11/04/2024 - 21:48
10/20/2024 - 22:24
09/11/2024 - 23:09
08/11/2024 - 20:19

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

80’LİK DULLAR-1/ Sedat ÖNCER
Çünkü nüfusu orta yaşın da çok ötesinde insanlardan kuruluydu. Beldenin tek camisinden gün yoktu ki bir sela sesi duyulmasın… Emeklilerin tercih...
ZİNE/ Nazir Atila
Zine birden telaşlandı. İçini derin bir üzüntü kapladı. Yüreği korkuyla karışık bir heyecanla atmaya başladı. “Korkma Zine, okulun reviri var,...
"BİZ BAŞKA TÜRLÜ SEVERDİK BİRBİRİMİ...
Derken, Galata Yokuşu'nun oralarda, yeni kurulmuş bir ajansta iş buldum. Burada getir götür işlerine bakacak ve Tünel'den başlayıp, Levent'e...