
Ama sevincin hemen ardından şu soru gelir:
“Nerede kalacak?”
İşte bugün birçok gencimizin üniversite yolculuğu bu soruyla başlıyor.
Devlet yurdu çıkmayan öğrenci özel yurda yöneliyor. Özel yurt pahalıysa kiralık ev arıyor. Kira, depozito, faturalar, ulaşım ve yemek masrafları derken eğitim, aileler için ağır bir ekonomik yük haline geliyor.
Bazı öğrenciler ailesinden daha fazla para istemeye çekiniyor. Bazıları birkaç kişi aynı eve sığınarak yaşamaya çalışıyor. Bazıları ise eğitimini sürdürebilmek için derslerinin yanında çalışmak zorunda kalıyor.
Böylece üniversiteyi kazanmak, eğitimin başlangıcı olmaktan çıkıp barınma mücadelesinin başlangıcına dönüşebiliyor.
Oysa bir gencin zihninde olması gereken soru “Kirayı nasıl ödeyeceğim?” değil, “Nasıl daha iyi bir gelecek kuracağım?” olmalıdır.
Yurt sorunu bu yüzden yalnızca bir konaklama meselesi değildir.
Bu; eğitimde fırsat eşitliği, aile bütçesi ve gençlerin geleceği meselesidir.
Bir öğrencinin hangi üniversiteyi ve hangi bölümü seçeceğini, o şehirdeki kira fiyatı belirlememelidir.
Yoksul bir ailenin çocuğunun hayali, ekonomik imkânsızlıklara yenilmemelidir.
Devlet yurtları artırılmalı, mevcut yurtların koşulları iyileştirilmeli ve dar gelirli öğrencilere gerçek anlamda barınma desteği sağlanmalıdır.
Çünkü barınmak bir lüks değil, eğitim hakkının ayrılmaz bir parçasıdır.
Gençlerimize “Geleceğinizi kurun” diyorsak, önce onların bugününü güvence altına almalıyız.
Çünkü bir genç yalnızca bir odada uyumak için üniversiteye gitmiyor.
O odada hayaller kuruyor, mesleğini öğreniyor, kendisini yetiştiriyor ve geleceğini inşa ediyor.
Bizim görevimiz, o gencin hayallerini dört duvar arasına hapsetmek değil; önündeki yolları açmaktır.
Bir gencin hayali bir odaya sığmamalı.
Bir kira bedeline yenilmemeli.
Bir yurt sırasına takılıp kalmamalı.
Çünkü gençlerin hayali ne kadar büyükse, ülkemizin geleceği de o kadar büyüktür.
Gençlerin hayali, bir odaya sığmasın.
Ali Cemal Türkmen






