Bozuk Düzende Sağlam Çark Olmaz

Ali Cemal Türkmen kullanıcısının resmi
Bugünkü yazımın başlığı “Pirsultan Abdal’ın sözünden esinlenerek bir şeyler karaladım.

Düzeni sorgulamadan insanı suçlamak, sorunları çözmek değil, üzerini örtmektir.
Bir düzen düşünün…
Kuralları adalete göre değil, kişilere göre işliyor. Liyakat yerine yakınlık, emek yerine ayrıcalık, hak yerine çıkar ön plana çıkıyor. Böyle bir düzende dürüst kalmaya çalışanların yolu zor, hakkını arayanların sesi kısık, itiraz edenlerin yeri ise çoğu zaman tartışmalı hâle geliyor.
Sonra dönüp insanlara soruyoruz:
Neden işler düzgün yürümüyor?
Oysa asıl soruyu sormaktan kaçıyoruz: Bozuk olan insanlar mı, yoksa insanları bozan düzen mi?
Bir makinenin bütün dişlileri, birbirine uyum içinde çalışmak zorundadır. Dişlilerden biri bozulduğunda sistem aksar. Üstelik çürümüş bir mekanizmanın içinde sağlam kalmaya çalışan bir çarkın da tek başına sistemi düzeltmesi mümkün değildir.
Toplumlar da böyledir.
Adaletin olmadığı yerde güven, liyakatin olmadığı yerde başarı, özgürlüğün olmadığı yerde demokrasi gelişemez. Kurallar herkese eşit uygulanmıyorsa hukuk devleti yalnızca kâğıt üzerinde kalır.
Bir ülkede hak eden değil, tanıdığı olan yükseliyorsa; çalışan değil, birilerine yakın duran ödüllendiriliyorsa; düşüncesini açıklayan değil, susmayı tercih eden korunuyorsa orada yalnızca kurumlar değil, toplumsal değerler de aşınmaya başlar.
Dahası, zamanla insanlar bu bozukluğa alışır. Haksızlık sıradanlaşır, ayrıcalık normalleşir, suskunluk erdem gibi sunulur. En tehlikelisi de budur. Çünkü bir toplumun çöküşü her zaman büyük olaylarla başlamaz; bazen küçük haksızlıkların görmezden gelinmesiyle başlar.
Elbette her insanın kendi sorumluluğu vardır. Hiç kimse yanlışlarını düzenin arkasına saklayamaz. Ancak bireysel sorumluluk kadar, o bireyin içinde yaşadığı sistemi de sorgulamak gerekir.
Çünkü sağlam karakterli insanların varlığı, bozuk bir düzenin sağlıklı olduğu anlamına gelmez.
Asıl mesele, sağlam insanların bozuk düzene uyum sağlaması değil, bozuk düzeni değiştirecek cesareti göstermesidir.
Bizim ihtiyacımız olan şey; kişilere göre değişen kurallar değil, herkese eşit uygulanan hukuk; sadakat üzerinden dağıtılan makamlar değil, liyakat; korkuyla sağlanan sessizlik değil, özgür düşüncedir.
Demokrasi yalnızca sandığa gitmek değildir. Hesap sorabilmek, eleştirebilmek, farklı düşünebilmek ve kimsenin kendisini hukukun üzerinde görememesidir.
Unutmayalım ki bir düzen, en güçlü görünenlerin değil, en haklı olanların kendilerini güvende hissettiği zaman sağlamdır.
Bozuk düzende sağlam çark olmaz.
Ama bu, çarkların değişimi başlatamayacağı anlamına da gelmez.
Yeter ki insanlar haksızlığa alışmasın, suskunluğu kabullenmesin ve değişimin mümkün olduğuna inanmaktan vazgeçmesin.
Çünkü bazen bir düzeni değiştirmek, önce onun bozuk olduğunu yüksek sesle söylemekle başlar.
Ali Cemal Türkmen

Kategori: 

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...