ÖYKÜLER

Sevaplarıyız Biz

Nejla Arslan kullanıcısının resmi

 Benim de herkes gibi bir anam ve babam var. Evlenirken kan testi yaptırıyorlarmış. Bana kalırsa vicdan testi yaptırmalı. Ruh sağlığının yerinde olması da yetmez. Çocuk sahibi olmak için doktordan belge alınmalı. Milyonlarca çocuk terk ediliyor. Bunlardan biri de benim. Babamı annem terk edince;  babamla birlikte ninemin yanında kalmaya devam ettik. Sadece annem gitmişti hayatımdan.  Köyüm, okulum değişmedi. Ninem, bakıyordu hepimize. Cumaları midelerimizin şenlik günüydü.

Ayna çarpması

Savaş Yadırgı kullanıcısının resmi

Kadın her şeyi almıştı. Kapı arkasında almak için bıraktığı boy aynası çarptı gözüne. Onu da alırdı pekâlâ demek ki kapı gizlemişti. Aynanın önüne gelip durdu. Kapalı çarşıdan aldığı günü hatırladı. İkinci el bir dükkândı. Ayna onca eşya içinden ona unutulmuş insanlar gibi bakıyordu uzaktan. Sanki aralarında ortak bir şey varmış da o da bunu biliyormuş gibi hemencecik sevmişti. Aynadaki yansıyan bacaklarına baktı. İki kenarından tutup aynanın boş odaya eski kanepenin karşısına, fıstık yeşili rengine boyanmış duvara dayadı.

Ayçiçekleri

Nejla Arslan kullanıcısının resmi

“Ne olur göndermeyin beni oraya, şurada bir köşede yatmaya devam edeyim. Çok iştahım da yok zaten, ölürüm gidersem. Horlanırım, artık ne kalmışsa önüme koyar, yağsız buz gibi pilavı ite atar gibi başıma çalarcasına verir gelin. Oğlum desen yumruğunu eksik etmez başımdan, aklım eksik diye. Kızım ne olur gönderme beni.” Ne dese kızına kâr etmeyeceğini biliyordu Fadime.

Pancar Tarlası

Nejla Arslan kullanıcısının resmi

Torunu: “Anneanne, annemin doğduğu tarlalarmış, baksana ne güzel!” diye bağırdı. Hüzünle baktı torununa.  Yirmili yaşlarda dördüncü çocuğuna hamile olduğu o yazı hatırladı. Çoktan unutmuştu hayatının o bölümünü.   O günler film şeridi gibi geçti gözünün önünden. Kaynanasını içi acıyla titreyerek hatırladı. “Beni kandırmak ne kolaymış, çocuk muşum.” dedi kendi kendine.  Böyle bir yaz günü kaynanası Dudu, kuru suratını biraz daha ekşitti. Bir konuda kararını açıklarken hep böyle olurdu yüzü. Yazgülü ‘Ne söyleyecek yine?” diye bekledi.

Bütün Portakallar Buz.

Nejla Arslan kullanıcısının resmi

Yüzüne renk gelmiş, rüzgârda uçacak gibi duran vücudu et bağlamıştı.

Kıyametin koptuğu an, otobüse bindiği ve umut içinde dağları seyrederek “Kurtuldum.” dediği an olduğunu çok sonraları anlayacaktı. İnsanın alışkanlıklarından uzaklaşması sanıldığı gibi kolay değildi. İlk günler kızgınlıkların verdiği öfke içinde geçse de sandığı gibi olmuyordu işte.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
ÖYKÜLER beslemesine abone olun.