ÖYKÜLER

Pembe Külotlu Çocuk

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Annesi evdeki paraları ve altınları toplayıp, bir gece evden kaçıp gitmiş. Nereye gitmiş, kiminle gitmiş, neden gitmiş, bilen yok. Babasıyla baş başa kalmışlar. Baba da gece dörtte işe gidip, ancak akşam altıda eve dönüyormuş. “Ben yalnızım Tamer Amca.” diyor. Yalnız belli, çünkü hep uzaklara bakıyor.
Sabahları kendi başına kalkıyormuş. Kahvaltı etmeden evden çıkıyormuş. Yanına yağ sürdüğü iki dilim ekmek alıyormuş. Ayakkabıları çok eskimiş ama önemli değilmiş.

Yaşlı Mor Balık ile Bulut/ Tamer Dursun

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Ama hiç korkmadı. Denizine de yağmurunu da rüzgarına fırtınasına da sandalına, gemisine, ağına, oltasına da kafa tuttu. Ama öyle bir şey oldu ki, yaşlı mor balık bir buluta aşık oldu. Bulutun bu aşktan hiç haberi olmadı. Olsaydı da ne fayda! Bulut yaşlı mor balığa uzak, yaşlı mor balık buluta tutsak. Günlerce, gecelerce başını gökyüzünden ayırmadı bizim yaşlı mor balık. İlk defa onun için ağladı. Hatta kendi bile çok şaşırdı. Bilmezdi hiç balıkların da ağladıklarını. Arkadaşları sordular. O “Denizden,” dedi, “deniz beni hüzünlendirir hep. Ağlamam bu yüzden.”
 

Akıl Belası

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

1924 mübadelesinde Girit’e gelip yerleşmişler. Babam büyüyünce halama aşık olmuş. Hayatın cilvesi işte, ne diyeceksin. İki aile olmaz demiş. Babam, tırnak geçirememiş olmazlara. Aşkın dört yol kavşağında çakılıp kaldığından ve sevme açısı daraldığından olsa gerek, armadillo gibi kendi içine kapanmış önce; sonra açılmış birdenbire, halamı kaçırıp Atina’ya gitmiş. Orada gerçeği öğrenince, Yunanistan’ı terk etmeye karar vermiş, doğruca Fransa’ya gelmişler. Halam Lyon’a, Babam da Paris’e yerleşmiş.

Sevgili Günlük

Savaş Yadırgı kullanıcısının resmi

Bugün damarımı bulamayan hemşireye kızmadım tabi. Önce sağ elimin üstünden kan almasını istemedim. Ne diyeyim? Korktum. Hemşire benim gibi acemiye benziyordu. O uzun iğneyi derideki etimi yırtıp sonuna kadar sokması içimde tarifsiz korkular yaratsa da sesimin çıkmaması için beynimi meşgul etmeye çalıştım. Nedense bir damla kan bile alamadı. Hemşire her ne kadar sakinmiş gibi davransa da gözlerindeki tedirginliği görüyordum. Bu beni daha da bunaltıp yüreğimi sıkıştırıyordu. Bir daha denemesine izin vermedim. Bu işi doğru düzgün yapamıyorsa sorun değildi.

Dedeme

Savaş Yadırgı kullanıcısının resmi

Bir gün dedem evden kaçmıştı. Bulup getirdik. Bahçede büyük, küçük toplanıp
“Neden kaçtın?” dedik.
“Kaybolmak için!” dedi. Soracaklarımız yüreğimizde sustu. “Beni Ankara’ya götürün,” dedi ardı ardına.
Ninem kızdı dedeme. Uzun uzun sustu dedem. Dedemin gözlerinde Ankara’yı gördüm, hasreti gördüm. İçeri girdi herkes. Ninem de girdi. Girmedi eve dedem. Çöktü olduğu yere. Verdi sırtını kendi yaşındaki duvara.
“Yeni geldin dede,” dedim. “Ne var Ankara’da?”
“Zamanım yok,” dedi dedem içime bakarak. “Ankara beni çağırıyor. Çağrılana gitmemek olmaz.”

Güzel Günler

Sedat Öncer kullanıcısının resmi

Neredeyse güneş tepemizdeydi ama dağın demiryoluna yansıyan serinliğini kıramamıştı.
Birkaç ağaç,çalılık ve kayadan oluşan dağ başıydı...
Ama bu vahşi yerin kenarındaTek başına çıkmış yalnız bir gelincik gibi duruyordu su deposu ve cendere.
Tarihi eserleri andırıyordu…
Adeta dağ başı dememişler,ince bir işçilik sergilemişlerdi ve bakmaya doyamıyordu insan…
Çocuk algılarımla dokunulsa kırılıverecek oyuncaklara benziyordu.
Çatır çatır yanarken ortalık rutubet kokusu yayılıyordu yakınlarına.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
ÖYKÜLER beslemesine abone olun.