ÖYKÜLER

A-3

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

On yedi bin kişiden bir kaç yüz kişinin ancak sürgün yerine varışı. Ölenlerin hiçbirinin, özellikle de dedesinin, nenesinin ve amcalarının mezarlarının bulunmayışı vs. vs... Bir yığın isim çıkıyor ağzından. Mardiros, Hagop, vahran, Kurken, Krikor, Arzuman... ‘Melek gibi adamsın ama bütün bunları sen yaptın,’ dercesine anlatıyor. Koca lokantada iki kişiyiz. Masanın bir başında mazlum ve mağdur Bedros, diğer başında, kötülüğü sırf kötülük yapmak için seven Melek Belial.

Çocuk ve Maviş Bebek

Gülefer Cambaz Savran kullanıcısının resmi

Maviş onun oyuncak bebeği ve aynı zamanda da büyük bir sırrını paylaştığı tek dostuydu.  O korku gecesinde -yine bu gece olduğu gibi- birlikte uyuyorlardı. Yattığı odanın kapısının yavaşça açıldığını duyabiliyordu ve odasına usulca giren karartının da farkındaydı çok korkmuştu. Bir gece önce annesinin masalında anlattığı tek gözlü canavarı hatırladı. Masalda dağların arkasında yaşayan bir canavardan söz etmişti annesi, bazen şehre inip gezdiğini ve yaramazlık yapan kızları alıp sarayına götürdüğünü ve orada yanından ayırmadığını anlatmıştı.

O Yerlerden Biri

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Genç bir erkek kalabalığı yarıp içeri girdi. Hemen arkasında bir başkası onu izledi. Birlikte içeriyi izlemeye başladılar. İlk gelen –takım elbiseli- yanındakine, “Sarışın nasıl ama?” dedi ağzını şapırdatarak. Ötekisi; “Bilmem!” dedi. “Ben sarışınlardan hoşlanmam… Ama sarışının önünde oturan esmeri soruyorsan, o zaman iş başkalaşır.

KIYMET ANNE

Ali Rıza Aksın kullanıcısının resmi

Annesi, Kıymet Hanımla tanıştım. Güleç yüzlü, etine dolgun. Dereden yana, küçük, cennet gibi bir evleri var. Bir de güllü, çiçekli bahçe… Kızıl, turuncu, mavi... Girişte yüklü bir ayva ağacı.Münir'ün babası, öğretmen emeklisi, Sait Efendi. Yıllar önceden bırakmış annesini. Nur topu gibi iki de oğlan… Sebebi bilinmez. Ben gibi birine de aha demeye denmez ki...

Ben senin babanım, suç ortağın değil...

Nadi Öztüfekçi kullanıcısının resmi

Pazar günü... Market kalabalıktı. Hani market alışverişini de çok sevdiği söylenemezdi doğrusu. Alışveriş bittiğinde kasalara doğru ilerledi. Oğluna bakındı. Oyun CD’lerinin olduğu yerde CD’lere bakarken gördü onu. Biraz önce birkaç oyun almak istemiş, izin vermemişti. “Vicdan yapıyor kerata” diye içinden geçirdi. Gülümsemesine engel olarak umursamaz bir tavırla:
- Hadi gidiyoruz” dedi.
- Bir tane alayım, olmaz mı?
- Hayır! İki günden beri kitabın kapağını kaldırmadın. Yarın okul var biliyorsun.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
ÖYKÜLER beslemesine abone olun.