ÖYKÜLER

Sokaklar babam kokuyordu

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Annem, bir sabah kahvaltıda büyüdüğümü söyledi. Ne çok sevinmiştim. Gerçekten de boyum uzamış, ayakkabı numaram büyümüştü. Babasızlığım gibi…
Artık okullu oluyordum… Annem beni önce bir mağazaya, ardından da kırtasiyeye götürdü. Okul çantası, defter kalem, silgi, kalemtıraş aldık. Çok mutlu oldum. Silgimi iğneyle deldi, arasından ip geçirdi. “Boynuna tak, sakın kaybetme” diye de tembih etti.

Bilinmeze Doğru

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

 Oda karanlıktı. Elini duvarda gezdirerek elektrik düğmesini arayıp buldu. Oda bir anda ışığa boğulunca gözleri kamaşıverdi birden. Gözü duvar saatine gitti, saat dördü biraz geçiyordu. "Neredeyse gün ışıyacak, sabah olması yakındır." diye geçirdi içinden. Aynada kendini gördü. İyice yaklaştı aynaya. Kendi suretine boş ve anlamsızca baktı. Şaşkınlığı hâlâ üzerinde gitmemiş duruyordu... Saçları yer yer beyazlamıştı. Oysa daha genç sayılırdı, yirmi altısını yeni bitirmişti. Kulağına yapıştırdığı telefonu fark ettiğinde, indirdi yerine bıraktı.

Balık Adam

Deniz Faruk Zeren kullanıcısının resmi

“Saatim düştü. Kırıldı”. “Yalancı zamanlarda yaşıyorsun sen zaten” dedi Latif usta saati soran adama. Adam kırıldı nedense bu cevaba. “Vazgeçtim” dedi, “yaşamaktan” Boyacı çocuk inledi, “boyarııızzz”, simitçi ağladı “taze gevreeek”. Latif usta çekici salladı. Çekiç utangaç bugün. Saati soran adam çıkıp gitti. Yürüdü başıboş. İşsizdi. Yalnızdı. Açtı. Sigarasızdı. Uykusuzdu. Terk edilmişti. Hiç sevilmemişti yahut. Elleri cebinde aşağı, sahile indi. Deniz dingindi. Başıboştu. Oturdu bir kenara. Ellerini cebinden çıkardı. Elleri soğuktu. Elleri paslanmış demir gibiydi. Denize daldı gözleri. Dinginlik beynini kemirdi. Pulları pırıl pırıl nefes nefese kalmış bir balık çıktı sudan. “Merhaba” dedi balık neşeyle.

Çocuk Gelinler

Gülefer Cambaz Savran kullanıcısının resmi

“Yaşın kaç senin?” diyordu kadınlardan biri.

“Zorla mı verdiler seni?” diyordu bir diğeri.

O susuyordu. Yanında ablası olduğunu söyleyen zayıf, yüzü sivilceli kız kendini cevap vermek zorundaymış gibi hissediyor, onun yerine her soruya bir karşılık veriyordu.

“Babam sordu, o da kabul etti zorla verilmedi” diyordu, “biz de böyle güzel kızları pek tutmuyorlar. Hemen başını bağlıyorlar. Ben de on yedisinde evlendim. Ne var ki bunda?” Evli olmanın verdiği gururla kendini güzelden sayıyordu.

Deniz Gezmiş

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Gürçeşme Ortaokulu olağan bir gün yaşıyordu, neredeyse tüm öğretmenler ve öğrenciler üzgündü. “Kahretsin!” diye isyan ediyor, “Deniz Gezmiş Sivas Gemerek’te yakalanmış” diyerek şaşkın bir hâlde okulun bahçesinde bir uçtan bir uca gidip geliyordu.  Aramızda “Asarlar onu, sağ koymazlar” deyip ağlayanlar, burnunu çekenler vardı.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
ÖYKÜLER beslemesine abone olun.