Son Yazılar

"Arafta Zaman” Bize Ne Anlatıyor?

Berivan Yıldız kullanıcısının resmi

Bununla birlikte önemli diğer bir husus da bir kitabın kahramanları. Nasıl da yer ediniyor hayatımızda? Bırakalım başkalarını kendimizi bile bazen anlayamadığımız zamanlarda insanı özüyle bize tanıtır. O kitabın içinden bize gelen karakterlerin aslında bizden bağımsız olmadıklarını gördükçe daha bir sıkı sıkı tutuyoruz elimizde ki kitabı...

Tam da böylesine derin hissettiren, az bir zaman önce okuyup bitirdiğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum. 

Yürek Tüpürtüsü

Münevver Ongun kullanıcısının resmi

 
Ne zaman traktörlerin kasalarındaki tütün işçilerini görsem, dilden dile, gönülden gönüle aktarılmış tütün tarlalarında yaşanmış hikâyeler gelir aklıma. Eskiden çiftçinin en önemli geçim kaynağıydı tütün her ne kadar acı olsa da!
Alışverişler yapılır; “Tütünler satılınca."
Çocukların kitap defterleri alınacak; “Yaz deftere, tütün parasında.”
Ya düğünler? “Sizin düğün ne zaman?” diye sorulduğunda;
“Tütün parasında.”
Hayat neredeyse tütünle başlar, tütünle biterdi.

Dağın Sakladıkları

Fatma Kurnaz Arıkuşu kullanıcısının resmi

Güneş, bütün görkemi ile dolana dolana köyün toprak damları üstünde uzun çizgilerle ufka ulaşıp, arkasında koyu gölgeler oluştururdu. Çocuklar bütün gün kırda bayırda, kavurucu sıcaklarda bir araya gelirlerdi.  Böğürtlen, çiğdem, dikenli kenger toplayıp yerlerdi. Erik, incir ağaçlarına tırmanırlardı. Kuzuların, koyunların peşinde koşarlardı. Mendil kapmaca, çelik çomak, tombala, saklambaç oynayan, ip atlayan çocuklar, karanlık ve sessiz evlerde yorgunluktan erkenden yataklarında olurlardı.
 

İğneyle Kuyu Kazmak Gibi Zor Ama Heyecan Verici Bir Çalışmaydı !

Adil Okay kullanıcısının resmi

 
***
 
15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen “Olağanüstü Hal” sürecinde (c)ezaevlerinde başlayan keyfi uygulamalar ve akılla mantıkla açıklanamayacak eziyet biçimleri OHAL’in kalkmasından sonra da tamamen sona ermemiş, birçok hak gaspı tutsak şair Erol Zavar’ın yukarıda bir bölümünü aktardığım mektubunda betimlediği gibi kalıcı hale gelmişti. Tecrit ağırlaştırılmış, kitaplarımız gibi mektuplarımız da ya çok geç verilmeye ya da kaybolmaya başlamıştı.
 

Aldanmak, Aldatılmak/ Sevsen Aslantepe

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Çekingendi. Paltosunu bile çıkarmadan çantası kucağında ders zilinin çalmasını beklerdi. Sonraki günlerde herkes ona "Günaydın" der olduğunda bile başıyla yanıt veriyordu.
Bir uzun teneffüste öğretmenler aralarında neşe içinde konuşurken, benzemekten söz edildi. İngilizce Bölüm Başkanı olan oldukça özgüvenli hocamız ona bir soru yöneltti. Kanımca onun suskunluğuna son vermek istemişti.
- Siz daha çok annenize mi babanıza mı benzersiniz Tamer Bey?
O sustu yine. Başkan neredeyse aynı soruyu bir başkasına sormaya hazırlanırken, yanıtı geldi:

Lodos

Ersin Kurt kullanıcısının resmi
İncedir bu hesap,
Bu kavga benim kavgam
Bu dava benim davam
 
Mesele memlekettir,
Eşitsizliktir terazi kefelerindeki
Mesele yokluktur
Mesele yaşamakta zorluk...
Mesele insan.
 
Ne çektik cepte para yokken
Açken,
Sefilken,
Çaresizken...
 
Mesele bu değil
Kuyruğu dik tutmak mesele
Buz gibi bir evde uyumak
Titreyerek yatarken
 

YOL ÖYKÜLERİ/ Ganime Gülmez

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

“Gecesi çengellenmiş kadınların ve çocukların öyküsüdür, yeryüzünü bitimsiz bir karanlığa gömen. Anlatsalar sesleri kesilir, anlatmasalar seslerine gölgeleri düşer...” –Meral Şimşek’in, Hiva’nın Çengelli İğneleri öyküsünden.-
Okuduklarımızı-yazdıklarımızı, düşünce dünyamızdakileri; hayata yeterince akıtamamanın, yeterince paylaşamamanın sancısıyla kıvrandığımız dönemlerden birindeyiz. Tüm bunlar için atılan en küçük adımların dahi, nice bedelleri göze almakla eşdeğer olduğu dönemlerden birindeyiz.

Feriştah Nine

Münevver Ongun kullanıcısının resmi

 Kesik toprağından yapılmış yüksek duvarlarının kuytu köşelerinden fışkıran güz çiğdemleriyle karşıladın beni ilk. Sonbaharın tatlı serinliği vurdu yüzüme. Dal dal kızılcıkların ateş kırmızısı içimi ısıttı. Ayağımın altında ezilen sarı kırmızı yaprakların hışırtısı, değişeceğinin, başkalaşacağının müjdesini verdi. Güneşi kıskanıyordun. Oysa yaprakların aralığından ara sıra yüzünü gösteren güneşle fark ettim güzelliğini. Geçtiğim yolların iki yanında yükselen ağaçlar ve onlara sarmalanan sarmaşıklarla sözleşmiştin sanki. Beni de sarmış, sarmalamışlardı. İrimlerle* kesişiyordu bütün yollar.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...