Son Yazılar

“Sosyalizm Ve İslâm” Tartışmalarında Önemli Bir Kaynak: Bolşevik Devrimi Ve Din

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

Bu kargaşa ortamında 20. yüzyılın büyük bölümünde gerek felsefi, gerek toplumsal, gerekse siyasal alanda hegemonik olan düşünüş tarzlarını yaylım ateşine tutan ve “modernizm” yaftası altında topyekûn tarihin çöplüğüne atmayı hedefleyen postmodernist yıkım harekâtı bir hayli merhale kaydetti.

Vatan’ın F3’ünde Dört Gün

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Dolu bir tabanca gibi
Ölüp ölesiye taşırız
O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan
Uğrunda asılırız...”[1]
 
25 Ekim 2020 sabahı. Saat 06.00 suları. Mavi ile Tarçın ortalığı yıkarcasına havlıyorlar; “Bir şey var galiba” diye yataktan fırlayıp, pencereden dışarıya baktığımda yine bir sürü özel harekât, polis ile “sivil”ler ve bir de yan komşumuz (onu da kapıyı kırmaya “tanıklık” için uyandırmışlar; neyse kapıyı kurtardık!)…

Rüzgâr

Fatma Kurnaz Arıkuşu kullanıcısının resmi

Önünde ne var
Nereye yol açıp
Neyi nereye yaklaştıracak
 
Hangi karanlıkları aydınlığa kavuşturacak
Hangi dağın yükü omuzlarında
Hoyratlığın
İpe sapa gelmeyişin 
Ondan mı
 
Beşikte bebeğe ninni mi söyleyecek
Sevdalı dilinde türkü mü olacak
Gönüldeki düğümü mü çözecek
Belki bir zorunlu bekleyişe
Eşlik edecek
 
Açtım kapıyı usulca
Sıkıca tutuyorum 
Çarpmasın diye
Eşikten içeri girdi bir fısıltı gibi
 
 25 04.2020

Soru(N)lar, Yanıt(Sızlık)lar[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Onu biz kendimiz vaat ettik kendimize.”[1]
Sorulan her soruyu, “tastamam” yanıtlamak; istense de, “mümkün” ve “kolay” değildir. Çünkü, soru(n)lar, yanıt(sızlık)lara mündemiçtir.
O hâlde bu vurguyla başlayalım “yanıtlar”a.
 
1) Koca bir ömrü tüketen Temel Demirer olarak kendisini nasıl anlatır?
 
Anlatacak, kayda değer bir şey yok galiba…
“Galiba” diyorum; çünkü insanın kendinden söz etmesi “zor”; ya da bana “zor” geliyor…
Yukarıdakilerden pek hazzetmeyen sıradan birisiyim…

Bereketli Topraklar Üzerinde ve Orhan Kemal

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Tarihte öyle dönemler var ki yüzyıllara sığacak olaylar sanki küçücük bir zaman diliminde olup bitivermiştir. Ancak o kısa zaman parçalarında olan bitenler kazındıkları insanlık belleğinde kuşaktan kuşağa aktarılırken bıraktıkları derin izlerle yüzyıllara bedel olarak yaşar gider.
 

Kare Kare fotoğraflar

Münevver Ongun kullanıcısının resmi

 
Toprak yolda hızla giden beyaz arabada üç kişi ve onlara doğru gelen oraların sahibi beyaz bir köpek.
Koşuyor, koşuyor... Deklanşöre basıyorum.
İşte mavi bir göl. Etrafında yemyeşil çamlar gökyüzüne uzanmış el ele, mavi boncuğunu saklamak ister gibi.
Kıyıda iki araba daha beliriyor. İnsanlar özlemle kucaklaşıyor. “Bas deklanşöre!” diyorum. Kaçırmamalıyım bu manzarayı.
Üç güzel kız, üç hoşsohbet kadın, üç neşeli adam.
“Çek, çek!” diyorum.
Yanan mangal, közlenen patlıcanlar. Espriler, kahkahalar...
“Neydi sizin şarkınız? “

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü

Münevver Ongun kullanıcısının resmi

Yılın dört beş ayını geçirdiğimiz Karabağlar Yaylası’na olan hayranlığım her geçen gün daha da artıyordu. Bu yayla hayranlığımız Ares’i sahiplendikten sonra bir kat daha arttı. Biz yaylasız ve Ares’siz olamıyorduk. Ares de bizsiz yapamıyordu artık. Bu sevgi zinciri kopmamalı, ona sahip çıkmalıydık sonsuza dek.
     İşte bizim Ares’le olan hikâyemiz önce Karabağlar Yaylası’yla başladı. İyi ki bir “yurdumuz” oldu, iyi ki bizi Ares’le tanıştırdı.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Saldırılarının Arka Planı

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi

      
Dikkat edilirse AKP’nin politikaları, Türkiye’ye 1919 öncesi durumu yeniden yaşatıyor. Müslüman Türkikler Birinci Dünya Savaşı öncesinde olduğu gibi, yeniden Arap İslam Halifelik hayalperestliği ile, başta Yunanistan olmak üzere Ermenileri tedirgin etmiş durumda. Bunun somut örnekleri Karabağ, Suriye, Irak, Libya, Sudan ve Akdeniz’e “Cihatçı Çetelerle” birlikte Türk askerini konumlandırmasıdır. Gel ki Türkiye rejimi, gücü yetse de yetmese de içte ve dışta çevresine sürekli saldırgan politika yürütmeyi, en büyük varlık meselesi görmüştür.
 

Denge

Fatma Kurnaz Arıkuşu kullanıcısının resmi

Herkes her şey 
Neden sustu
 
Niye buradayız
Kim getirdi beni buraya
Otobüs niçin durdu
Neden ağlıyor herkes
 
Kim öldü ki
Hayır hayır kimse ölmedi
Lütfen söyle kimse ağlamasın
Kimse ağlamıyor ağlayan sensin
 
Hayır ilaç içmeyeceğim
Uyumak istemiyorum
Yüzünü görmek istiyorum
 
Acının zuhur ettiği bedeni
Ürkek, yorgun
Uğultular içinde
Ne söylediği anlaşılmaz biçimde
Dengeler değişiyor
Kıyamet kopuyordu
Baktığı yüzlerde
 

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...