Gezi (Haziran) SanatıI[*]
“Gezi”(/Haziran), “isyan”, “direniş”, “hareket” gibi betimlemelerle anlamlandırılmaya çalışılan toplumsal bir sarsıntıydı, “milat”tı.
“Gezi”(/Haziran), “isyan”, “direniş”, “hareket” gibi betimlemelerle anlamlandırılmaya çalışılan toplumsal bir sarsıntıydı, “milat”tı.
Yıllardır emek cephesine, sosyalistlere, ezilenlere, tüm renklere ve farklı kimliklere yasaklanan “Taksim 1 Mayıs Alanına” önce Osmanlıcı, ülkücü, ulusalcı kesimler için, daha sonra da CHP mitingi için izin verilmiş ve meydanda AKP’liler, CHP’liler, MHP’liler, Ergenekoncu, Balyozcular bir araya geldiler.
Tabi bu arada aynı mitinge giden liberal, “yetmez ama evetçiler” ve “tatlı su devrimcilerini” ve darbe sonrası mecliste okunan ortak karara imza atan HDP’nin hatalı tutumu da unutulmamalıdır.
Aradan otuz beş yıl geçtiği halde bu taş ile ilgili yaşanan bir hikâye var ki halen hafızamın bir köşesinde taptaze duruyor. Bak bu hikâyeyi anlatayım da dinle” diyorum.
başka bir şey değildir.”[1]
Faşizmi, iki dünya savaşı arasındaki kapitalizmin krizine mündemiç, olup-bitmiş bir gerçeklik olarak, tarihin tozlu raflarına kaldırmaya yönelik bir yorum, çok yaygın bir egemen manipülasyonun yanlışıdır.
çocuklar.
Bu kara dumanı
gül alıp satmanın
tamdır zamanı.”[1]
Heyhat! Kızılca kıyamet koptu, göğün direği hepten çöktü
Artık gece suskun gece dilsiz değil
Gece ağlayarak yaşanan zulme haykırıyor
Artık mertlik öldü, insanlar birbirini boğazlıyor
Maalesef kafa kesmek moda, yaşam çoktan rezil oldu
Ümmetçi, hırsız güruh “ Allah bismillah” diyerek kol kola yürüyorlar
Kənan Aydınoğluna (Murquzova)
Pis fikir beyninə gəlməz, qardaşım!
Dar köynək əyninə gəlməz, qardaşım!
Yaltaq insanların şirin sözləri
Vecinə, eyninə gəlməz, qardaşım!
Geç saatlere kadar devam eden sohbetimizin ana konusu hiç şüphesiz ki yine Necmettin abi oluyordu. Bu yılki anma etkinliğinin güzel geçmesi herkesi fazlasıyla memnun etmiş ve sevindirmişti.
Gecenin ilerleyen saatlerinde Dilan’la birlikte sevdiğim yakın bir akrabamın evine misafir olduk. Bir-iki saat kadar oturup bol bol sohbet ettik. Daha sonra uyumak için odalarımıza çekildik.
okullara, kışlalara, hastanelere
ve bütün bunların da hapishanelere
benzemesi şaşırtıcı değil mi?”[2]
‘Panoptikon’: “Görmek”tir; “mutlak bir hâkimiyet biçimi”dir.
‘Panoptikon’da, gizli kapaklı bir şey yok; her şey gözetim altındadır.
Ve Jeremy Benthman’ın hapishane modelinin adıdır ‘Panoptikon’.
Güzel olmasın gerçek olsun.”[1]
Türk siyasal sisteminin üzerinde bir karabasan dolaşıyor: “Başkanlık sistemi”…