DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI XIV
sanat ve düşüncedir.
Yaşamaya değer tek şey
hayal gücüdür.”[1]
Dünyanın her yerinde din ve siyasetteki bölünmeler, toplumların kültürel niteliksizliği, yabancısı olduğu dil, din kültürü sahiplenme ve adaletsiz ekonomik paylaşımla doğrudan bağlantılıdır. Özellikle kültürel niteliği gelişmemiş toplumlar, bağımsızlık ve özgürlük adına egemen olan dil, dini kültürler üzerine, akla mantığa aykırı efsaneler üretmeyi en iyi siyaset ve politika görürler. Buna bir de kariyerizm, maddiyat eklendiğinde, bu tarz siyasi ve dini yapıları uyandırmak hiçbir zaman mümkün değildir.
视一直闪
联络方式都还没删
你待我的好
我却错手毁掉
也曾一起想
有个地方睡觉吃饭
可怎么去熬
日夜颠倒连头款也凑不到
墙板 被我砸烂
到现在还没修
一碗热的粥
你怕我没够
都留一半带走
给你形容
美好今后你常常眼睛会红
原来心疼我
我那时候不懂
假如我年少有为不自卑
懂得什么是珍贵
adil okay
“UMUDU ÜFLERDİK KIRMIZIDAN”
YONCA YAŞAR’DA ZAMAN VE DİL*
“Başımız hep biraz eğik
Avucumuzdaki çizgilerin peşinden
Orta Doğu sınırında düğümlenmiş
Babil’den göç eden sorulardı
Süresiz bekleyen.“ Yonca Yaşar
Ayhan KAVAK 2 Nolu T Tipi Hapishanesi A-17 Tarsus/MERSİN
“NAR SUYUNA BULANMIŞ DÜŞÜM”
“Düşler biriktirdim sana acıdan ırak / sitem tadında / nar suyundan iz bıraktım gözlerine / ses oldum donuk susuzluğuna / dilimde kalmasın hislerin / vedalar ferman olsa da / soluklansın / kulaklarımda “
Serdar Koç. E Tipi Hapishane. Elbistan/K. MARAŞ
Firari Yazılar
Serdar Koç
şimdi ve daima açıktır.”[1]
Edward Morgan Forster, “Bize kendimizi doğru biçimde küçük hissettirebilmek yalnızca sanatın işlevidir,” derken; altını ısrarla çizerek ekler Simone de Beauvoir:
“Sanatçının ifade edeceği bir dünya olması için, o, öncelikle bu dünyada yer almalıdır; baskıcı ya da baskı altında, yılgın ya da isyankâr, insanlar arasında bir insan.”
O insanlar arasında insanlardan birisi de şair(ler)ken; şiirlerine dair ‘Karagün Dostu’nda şöyle der Hasan Hüseyin Korkmazgil:
Turistler şehrin sokaklarını arşınlarken; ormanlık alanlarına, yürüyüş parkurlarına, bisiklet binme alanlarına, etrafı süslü sanat eserlerine, göl ve göletlerinin yanı sıra genç yaşlı demeden herkesi bir araya toplayan yemyeşil çimenlerine uzanmış esrar çeken gençlere, banka oturmuş bebeğini emziren anneye hayretle bakarken , hep aynı şeyi mi demek istiyordu?