Başkaldıran -Yaratıcı- Sanat[*]
aynı zamanda etkin bir biçimde yaratılmasıdır.
Esas olan yansıtmak değil, yaratmaktır!”[1]
aynı zamanda etkin bir biçimde yaratılmasıdır.
Esas olan yansıtmak değil, yaratmaktır!”[1]
Ülkelere bölünmesi yeryüzünün!”[1]
İklim krizinin güncelleştirdiği “Bir sona doğru mu gidiyoruz?” sorusu, ister istemez Jean-Paul Sartre’dan mülhem şu diyalogu anımsatıyor: “... ‘Her şeyi silip yeniden başlarız.’
Mathieu gülümsedi: ‘Her şey silinir silinmesine, ama başlanmaz yeniden.”
Hayır, düşünen aklın karamsarlığı için hiç de imkânsız değil bu!
Demokrasi ve insan haklarından dem vuran batılı toplumlar, Aleviliği ekonomik ve siyasi çıkarlarında kullanacakları bir noktasını bulamadıklarından, hak ettiği desteği hiçbir zaman sunmadılar. Sürekli ikiyüzlü davrandılar.
Aleviler ise; farklı toplum ve dinsel anlayışların saldırılarından olumsuz etkilenmeleriyle birlikte, 1500 yıldan daha fazla dağınık, düzensiz ve otoritesiz yaşamayı, özgürlükmüş gibi görmeleri yüzünden, Aleviliği hak ettiği yere taşıyamadılar.
İÇERDEN BAKAN GÖZLER
Ergin Doğru
DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI
XX
Madde 191: 1929’da Nobel Edebiyat ödülünü kazanan Thomas Mann (1855-1955) ile gene 1946’da Nobel Edebiyat ödülünü kazanacak Hermann Hesse’nin (1877-1962), Volker Michels (Hesse’nin editörü) ve Anni Carlsson tarafından hazırlanan Mektuplar’ı (Timaş Yay.) edebi çıkarımlarda bulunma açısından paha biçilmez bir eser.
1904’te tanışan Hesse ve Mann 1910’dan, Mann’ın öldüğü 1955 yazına değin karşılıklı mektuplaşırlar.
İşçinin, memurun, emeklinin aldığı zam, dolmuş farkına yetmiyor. Niye ayaklanmıyorsunuz kardeşim…” diye söylenerek dışarı çıktım. Arkamdan bir alkış tufanı koptu.
Alkış yetmiyor tabii dedim. İnternet başında “beğen” tuşuna basmanın ya da biz yürüyüş yaparken apartmanlardan el sallanmasının yetmediği gibi.
hepsini senin adınla çağırıyorum”[2]
Sinema, edebiyat, sanat, aşk, siyaset 47 yıllık yaşamının özetiydi. Coğrafyamız sinemasının en önemli ismiydi. Onun ardından Onun cesaretinde bir yönetmen çıkmamıştı. Kim ne derse desin büyük devrimci bir sinemacıydı; dik duran müthiş bir gözlemci, yetkin öykücüydü.
diz üstünde değil.
Yaşam hep ayakta
yapılması gereken bir iştir.”[1]
Yazmak, tasarımla ilintili bir gerçek ve yaratıcı bir eylemdir; eylem olarak ele alındığındaysa toplumsallaşabilen/ dönüşebilen hakikâtin kendisidir.
Yeniden üreten, yorumlayan, değiştiren ve dönüştüren bir birey olarak yazar, yazmak süreci boyunca kendisiyle, doğayla ve toplumla bir hesaplaşma içindedir aynı zamanda.
Terörün Tanımı: Genel anlam itibarıyla sisteme karşı, silahlı ya da silahsız şekilde isyan ederek, kaos yaratıp mevcut düzeni değiştirmektir. İsyan edip devlet sistemini değiştirmek isteyenler, haklı iddia ve düşüncelere dayanıyorsa ki, kimse durup dururken kendisini ateşin içine atmayacağına göre, bu isyanlar temel insan hakkıdır da aynı zamanda.
DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI
XIX
Madde 181: Lautréamont’un yazdığı “Maldoror’un Şarkıları” da düzyazı şiir kategorisine girer. Keza Rimbaud ’un Illuminations’ da ne kadar kendisi öyle tanımlamasa da Düzyazı Şiir olduğu yadsınamaz.
Baudelaire’deki söz sanatı eğretileme (metafor) olarak öne çıkarken (Düzyazı şiirde), Rimbaud’da düz değişmeceler daha baskın kullanılmıştır. Baudelaire, Rimbaud, Mallarmé ve Lautréamont vd. günümüz şiirine tartışmasız etkilerinden dolayı şiir poetikaları irdelenmelidir.