Karanlığa Işık Tutar Ümit'ler Ümit Kaftancıoğlu Anısına
Bin dokuz yüz seksen 11 Nisan'da
Gönülden gönüle yatar Ümit'ler
Halkın düşmanları pusu kurdular
Yazar, Prodüktör, Kültür adamı
Gözü yollarda
Kırmızı şapkalı kız
Birazdan gelecek
Bana sevgi getirecek
Sevgi gelecek sevgi
Sevgiyi bekliyorum
Diyor!
Bekliyor...
Başka bir şey demiyor
Bir sağa,bir sola bakıyor
Bir aşağı bir yukarı gidiyor
Kalbi küt küt atıyor
Utanıyor biraz da
Güneşten yanan yüzü
Daha da kızarıyor
Elini alnına siper edip
Denize bakıyor
Mavi deniz de
Mavi gemi
Hiç olur mu
Sen gördün mü
Gülümsüyor
Tabii ya;
Şapka kırmızı olursa
Deniz de mavi olur gemi de
adil okay
“SU DA SUSAR” 50 HAİKU 50 fOTOĞRAF*
“bir kırlangıçtır haiku
bir damlacık
aşk taşıyan ateşe”
“Su da susar” adlı bu kitap biri “içeride” diğeri “dışarıda” iki sanatçının, Murat Türk ile Tülin Şahin Okay’ın kolektif çalışması sonucu doğmuş. İki sanat disiplini, şiir ve fotoğraf, demir parmaklıkları aşarak birleşmiş, tümlenmiş ve yeni bir “imge”ye dönüşmüş.
El ayak çekildi
Evlerin çoğu uykuda
Düşüme geldi
Eğildi
Avuçlarımdan öptü
Gözlerim
Gözlerim yıldız tutuyor
Göğün yüzünden
Bahar mı bu
Saçlarımdan dolanan
Yoksa
Ay mı...
İzine düştüm düşlerimin
Şimal rüzgârlarından
Savrulan
İşte bu yüzden
Aklımdan kalanları
Bir deftere yazdım
Şiirler oluştu
Dizelerden
Diz boyu...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Nisan-Mayıs-Haziran 2023 tarihli 47. sayısı elimize ulaştı. Şu bağlantılardan e-dergi biçimine erişebilirsiniz:
https://drive.google.com/file/d/1ZiAS9BseBZ4MKVwHT8qfZ5uhDal8Hrk8/view
1952 yılında Kars-Hanak’ta doğdum. Artvin Öğretmen Okulu'nu, İstanbul Atatürk Eğitim Fakültesi'nin Türkçe Bölümü'nü bitirdim. Hollanda Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Formasyonu sertifikasını aldım. Türkiye’de ilk ve ortaokullarda çalıştım. 1984 yılında öğretmenlikten ayrılarak Günaydın gazetesinde gazeteciliğe başladım. Beş yıl gazetecilikten sonra 1989 yılında Hollanda'ya göç ettim. Hollanda Eğitim Bakanlığına bağlı Temel Eğitim okullarında anadili dersleri ve Rotterdam’daki bir yüksek okulda Türk Dili ve Edebiyatı dersleri verdim.
Yoksun
Biriktirdiğim onca acıdan sonra, dudağıma değen gül nefesinle, tenim değseydi tenine
Varlığın alazını vururdu buz dağlarıma
O köhne istasyonda beklemek isterdim her gün
Yokluğun paslı bir hançer gibi içimde
Gelip geçen trenlere bakıyorum öylesine
Üşüyorum…
Halbuki yıldızlı bir gecenin gökyüzü boşluğunda, vals yapmak isterdim seninle
Eminim o an ışıltını kıskanırdı ezcümle
Hani buğulu acıların ilmeğinden geçecektik
Ak boşluğa ağıp sevinç kesilecektik
Gül yüreklim
Salgın “Bitti”, “Nihayete erdi” mi? “Hayır”!