Son Yazılar

Sergiye Davet: 100 Tutsak 100 Hapishane... Sonsuz Edebiyat

Görülmüştür kullanıcısının resmi

 
100 Tutsak 100 Hapishane....Sonsuz Edebiyat
Görülmüştür ve Görüşeceğiz Kolektifleri olarak politik tutsakların hapishanelerde yazdıkları kitapları “100 Tutsak 100 Hapishane Sonsuz Edebiyat” başlığıyla sizlerle buluşturuyoruz.
Dört duvar arasında, hapishanelerde, üretilen eserleri okurlarıyla buluşturmak aradaki tel örgüleri ve duvarları kaldırmaya biraz olsun katkı sağlamaktır. Yasama ve sanata dair üreten, sanatın her dalının sınırlamalara, zorluklara, kilitli kapılar arkasına sığmayan gücünü kitaplaştıran tutsak yazarlar ve şairler ile buluşmak ister misiniz?

Tutsak Yazarlar Anlatıyor: Hapishanede Nasıl Üretebiliyoruz?

Görülmüştür kullanıcısının resmi

 
Tutsak Yazarlar Anlatıyor: Hapishanede Nasıl Üretebiliyoruz
 
“Bir de bu son yıllarda “Hapishane Edebiyatı” ve onun niteliği ile ilgili acayip bir tartışmadır almış başını gidiyor. Sanki zindanda yazılan bütün kitaplar propaganda, slogan ve birbirinin tekrarı şeylerdir. Böyle kitapların olduğu doğru, yanlış olan bunu genelmiş gibi dillendirmek.“
ABDULLAH ÖNGÜLLÜ. 1 NO’LU T TİPİ HAPİSHANE. AFYONKARAHİSAR
 
***

Sesin ki

Rıfat Mertoğlu kullanıcısının resmi

Sesin ki; kutsal şarkılardan yükselen ilahi bir tınıydı… 
 
Ne zaman yağmurlu bir günde yolculuğa çıksam, sen geliyorsun aklıma.
Ne zaman bir sahilde yürüsem çıplak ayaklarımla; ıslansam, üşüsem, seni anımsıyorum.
Her yağmur, gözlerindeki hüzün gibi ıslatıyor beni.
Her yağmurda titriyorum, üşüyorum, kederleniyorum.
Önceleri anlamsız gelirdi bu bana. Neden yağmurlar bu denli acıtıyor içimi diye.
Sonradan anladım, sen gittiğinde mevsim sonbahardı,
Sararmış yaprakların üzerine yeşil bir yağmur yağıyordu. Hatırlıyor musun?

Mevsimlik Ölüler Geçişi

Mustafa Güçlü kullanıcısının resmi

Tıka basa dolu koltuklar, otlu peynir, turşu kokuyor koridor. Minibüs, sırtında yatak yorganla emek koşusunda kısık farla ilerliyor. İple bağlanmış naylon yalnızlıklar sarkıyor üstündeki balık istifi bagajdan. Rüzgârın önünde uçuşan naylon leğen, plastik maşrapa görüntüsü yol boyu. Peşi sıra öndekileri çok yakından kovalayan otoban korosu ritmini arttırıyor. Karnaval havası değil sanki ölüm mangasının hedefinde çığlık yankısı artan kalabalık.
 

Mevsimlik Ölüler Geçişi

Mustafa Güçlü kullanıcısının resmi

Tıka basa dolu koltuklar, otlu peynir, turşu kokuyor koridor. Minibüs, sırtında yatak yorganla emek koşusunda kısık farla ilerliyor. İple bağlanmış naylon yalnızlıklar sarkıyor üstündeki balık istifi bagajdan. Rüzgârın önünde uçuşan naylon leğen, plastik maşrapa görüntüsü yol boyu. Peşi sıra öndekileri çok yakından kovalayan otoban korosu ritmini arttırıyor. Karnaval havası değil sanki ölüm mangasının hedefinde çığlık yankısı artan kalabalık.
 

Anlayana Çok Şey Anlatan Hikâye(Ler)[*]

Sibel Özbudun Temel Demirer kullanıcısının resmi

bir toplumun çığlıklarını duyabileceği
tek kürsü edebiyat kürsüsüdür.”[1]
 
Mahpustaki mektupdaş(ımız) Hasan Şeker’in ‘İsyandır Her Gülüşün’[2] başlıklı hikâyeleri okunduktan sonra insana ister istemez; Friedrich Nietzsche’nin,“Her sözcük bir ön yargıdır,”[3] ile Albert Camus’nün, “Bir insanın yapıtları, çoğu kez, onun özlediği, heveslendiği şeylerin hikâyesidir,” saptamalarını anımsatıyor.

Yıldızları Aşan Sessizlik

Fatma Kurnaz Arıkuşu kullanıcısının resmi

Tatil ya
Bırakın uyuyanlar uyusun
 Hatta dünya uyusun döne döne
 Uyusun yer gök
Çulu çektiklerinde herkes uyanır nasılsa
 
Korkularımdan sıyrılıp
Şöyle etrafıma bakınmak için
Yürüyorum
Dümdüz bozkır önüm
Tek tek duran ağaçların
Direnişini çalacağım
Yele karşı
 
Hani şu
Masallarınızın
Sonundan gökten düşen
Üç elma var ya
İşte onlar hep anlatanların
Ağzına düşüyor nedense
Dinleyenlerin değil
 
Gidip
Şehrin ortasına
Bembeyaz bir çadır kurup

Zamanın İzi/ Sidem SAMSUN

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

“Neyse ki gülün yapraklarını yolmadan yetiştin,” dedi Murat, eliyle banktaki gül yapraklarını yere attı, yana kayarak yanında Berna’ya yer açtı.
“Keşke gülün yaprakları yerine dikenlerini koparsaydın,” dedi Berna gülün sapındaki dikenlere dokunmamaya çalışarak. “Dikenler batarsa acıtır.”
“Onları sen gelmeden törpüledim. Mesela, neden buluşmamıza geç kaldığını sormayacağım.”
“Bütün gün somurtmanı istemem Murat. Evde taşınmadan önce son bir işim kalmıştı onu hallettim. Sinan’ın eşyalarını koliledim, sonra da kapıcıya bıraktım, çünkü yeni evimde onları istemiyorum.”

DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI VI

Görülmüştür kullanıcısının resmi

 
 
 DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI
VI
Madde 51: Stefan Zweig yazdığı biyografik eserlerde Freud, Jung ve Adler’in psikolojik, psikoanalitik yöntemlerinden çokça yararlanmıştır. Montaigne, Fouché, Erasmus, Marie Antoinette gibi biyografik metinlerdeki psikolojik çözümlemeler derinlikli ve başarılıdır. Novellaları güncelliğini korumaktadır. Zweig savaşa karşıydı. 2. Dünya Savaşından ne kadar kaçsa da açığa çıkan kaotik ortam onu nefessiz bırakır. İçselleştirdiği kozmopolit kültürün yıkıldığını ve bir daha inşa edilemeyeceğinin veisindeydi.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...