Mehmet Çobanoğlu ağ günlüğü

Welat Yara Mine

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Alana dengê mine
Dîsa li min holane
Ji kend û newalan de
Qêrîna dilê mine
 
Derde û kule li min
Sitara  min jî nema
Dibe ku ez dimirim
Ka keç û ka lawê min
 
Vê danê  min lêdane
Hovîtîyên sosrete
Xwîn dikişe canê min
Ji kêrên neyarane
 
Ez hesîyam bêbextan
Tirk û Fars û Ereb’an
Zehf  tirsekên û tolin
Êrîş anîn her wextan
 
War û şarin têdane
Axa hemû gelane
Ji kes û sor û zeran
Rengên gulan navdane
 
Ji raperîna mine

Çocuklara Ağlıyorum

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Ağız dolusu
Kahkahalarla
Gülemeyeceğim
Her karış toprağında
Kayıp mezarlar bulunan
Etrafı karanlıklarla çevirili
Şu büyük cehennem ülkede ben yaşarken
 
Yüreğimi yakan
Ağıtlara
Gözyaşlarım dökerken
Peşine koştuğum güneş bile
Belki benden daha da hüzünlü
Kürdistan da ki olan katliamlara ağlıyor benle
 
Közü yüreğimde
İsmi de hep dilimde
Her an, her zaman içimde olan
Uçsuz bucaksız toprağıyla kana boğulan Kürdistan
Savaşta, sende öksüz-yetim kalan çocuklara ağlıyorum

Kurban

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Ne Habil ol
Ne de Kabil
Bırak ilkelliği
Kibirlenip gururlanma...
Sakın cana kıyma yeter
“Yaşam büyük bir nimettir”
Bedenlerde can var oldukça
Tanrı muhtaç değil kana! Öyle sığınma kurbana

Öküz, inek
Koç, koyunu
Manda, dev
Tekeyi boğazlama
O canların günahları ne? Hele söyle
Etle karın doyurup ibadet yapılmaz
Kurtarıcı Mesih, Hz Nuh Nebi’de kurban yemediler

Halk Gelecek Bir Araya

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

 
Bu düzendir dert getirmiş,
Nice yaraları eşmiş;
Filizleri kırıp geçen,
Delidolu karayelmiş.
 
Yaram derin sinemdedir,
Sızıntısı her yerdedir,
Ne olur?  Bana ol çare,
Yiğidim umut sendedir.
 
Çok yıllanmış bir yaradır!
Her şeyi ayan-beyandır,
Öyle kötü bir halı var,
Maziden miras kalandır,
 
İşçi- köylü dert ağlıyor,
Halk perişan, can acıyor…
Cihan’a çakallar dolmuş,
Yoksula huzur vermiyor,
 
Bu düzenden aldım yara,
Ar û namus olmuş para,

Gülsuyu Kan Deryası

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Yüreğim sancılandı, ruhum karalar bağla
Oğul dedim hiç ses yok, gözyaşlarım hep çağla
Vicdansızlar ne anlar? Karakaşlım vurulmuş
Hasan Ferit’im yerde, ağla gözlerim ağla
 
Gülsüyü kan deryası, kurban olsun anası
El vurmayın yavruma, çok derindir yarası
Yiğidim kaldır başını, sarılayım boynuna
Haber salın zindana duysun gelsin babası
 
Ben oğlumu alayım, çünkü ben bir anneyim
Tabuttun üstüne de, eşarbımı sereyim
Giden benim canımdır, onur, şeref bilendir
Faili de devlettir, katilini göreyim 
 

Hespê Min Zînke Bîne

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Lixabê de bigire, hespê min bikişîne
Berqefa li ser şîne, dorhêlê wî meşîne
Û xwe jî gon kumete, bîjî lê honandîne
Keça min ez rêwî me, oxirke min bişîne...

Dîsa li min kele kele, agirê wî min dixwaşîne
Welatê xerîbîyê, tim jane tim dêşine
Qet rûyê xwen tirşneke, tu bavê xwen rêwîke
Ezê rabim vir herim, negirî dilê min neêşîne

Hespê min bêzengû ye, hevsarê wî tuneye
Ezê rabim dûr herim, li bavê te guneye
Nîgareke xwen bîne û têxe paşila min
Ezê tim lê binhêrim bêjim dil zaneye

Kuşluk Vakti

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Gözyaşlarım
Aksın
Kahredici
Çorak topraklara
Ola ki yararı ola
Belki
Çekip gider soyka yerler
Güzel bir hâl alır
Verimleşmiş mükemmel geniş topraklar
 
Burnumda tüten
Bahar’ı özledim
Ömrü kısa
Kelebeklerin ardı sıra
Hep koşmak
Dallarda tutup gülleri sevmek
Güleç yüzle bağları girmek istiyorum
 
Söken şafaklarda
Esintili kuşluk vakti
Sürülen tarlalarda yükselirken buğu
Çiftçilerin mutluluğuna tanık olmak istiyorum
 
Bol güneşli

Dağların Kartalı

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

 
Devrim yolcusu
Dağların kartalı
Gökyüzünden süzülen
Önder İbrahim’in gür sesi
Akşamın güneşi kızıllığını
Düzlüklere, tepelere çalarken
Yüreğinde iffet, namusu, onur; Munzur’un vadisi
Tüm Dersim koynunda, korku sardı şu bozuk düzeni 
 
Demir kanatlı
Bronz gagalı
Kayaların, yamaçların
Kandil’in soylu kartal’ı
Gün batımına kalmadan
İndi kışlalara, tabyalara, mevzilere
Pençelerini geçirdi, leş yiyen akbabaların beynine
Bakmayın onun yaşına, başına; o çoktandır bu savaşta

Mazlum Çocuk

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Bakışlarında
Umut devşirdiğim
Yanakları gül kokulu
Gülüşü sıcak mı sıcak
Ama buruk
Minik adımlarla koşan
Ayak izlerinden
Kızıl kan gülleri açan
Gökyüzüne çığlıkları düşen
Zamana dargın
Acımasız devlete küs olan çocuk
Unutamam ben seni unutmam, katiyen unutmam
 
Misket
Uçurtma bilmeyen
Günlerden beri
Ekmeğe, soğana
Hasret ve muhtaç
Mahzun gözlerinden yaşlar
Sel olup taşan
Elin elime değerken
Beni yakan, kavuran
Tanklardan ürken
Mazlum küçük çocuk

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - Mehmet Çobanoğlu ağ günlüğü beslemesine abone olun.