Sibel Özbudun Temel Demirer ağ günlüğü

Figen’in (Yüksekdağ) Dizeleriyle Şiir Üstüne[*]

Sibel Özbudun Temel Demirer kullanıcısının resmi

çünkü onların yaraları yoktur.
Ama yaraladıkları vardır.”[1]
 
Öncelikle ve altını defalarca çizerek belirtelim: Figen (Yüksekdağ) dostumuz, kardeşimizdir elbette; ama bunların da ötesinde yoldaşımızdır ve Onun ‘Yıkılacak Duvarlar’ını[2] defalarca okuduk, okuduk, okuduk…
Söz konusu okumalarla ortaya çıkan, “Figen’in (Yüksekdağ) Dizeleriyle Şiir Üstüne”, itiraf etmeliyiz ki, Ondan mülhemdir.
* * * * *

Gelecekteki Etiktir Estetik[*]

Sibel Özbudun Temel Demirer kullanıcısının resmi

bir meydan okumadır.”[1]
 
Cengiz (Gündoğdu) hoca(mız) zamana da, egemen düşünceye de meydan okumaya ısrarla devam ediyor. Yarının, geleceğin ahlâkı estetik konusunda da hepimize, herkese hayat bilgisi dersi vermeyi sürdürüyor. Hem de, “estetik” denildiğinde akla ilk gelenin estetik ameliyat olduğu kapitalist kültürel çölün orta yerinde!

“Özgürlük” mü Dediniz?![*]

Sibel Özbudun Temel Demirer kullanıcısının resmi

bir şey yoktur.”[1]
 
Havaya benzer, varlığı anlaşılmaz, yokluğu dayanılmazdır özgürlüğün, ya da Özdemir Asaf’ın deyimiyle, “Varlığı kaybedilince anlaşılan”dır.
Albert Camus’nün ifadesiyle, hem olasının, hem olanaksızın tanımlandığı bir dünyada bulunabilen özgürlük; Nâzım Hikmet, Sait Faik okurken bariz hissedilen duygudur; kaybedildikçe değerlenir…
Bazen 2 kere 2’nin 4 ettiğini söyleyebilme cüretiyken; ona dair “Özü şeytani olan etik bir ilkedir,” diye ekler Emil Michel Cioran.

Anadolu’nun Otokton Halkı Rumların Hâli[1]

Sibel Özbudun Temel Demirer kullanıcısının resmi

hatta geçmez bile.”[2]
 
Murathan Mungan’ın, “Bu ülkede zaten her şey çok krizde. Her şey çok çabuk kırılacak bir yapı gösteriyor. Hep irili ufaklı krizlerden geçiyoruz. Dahası, Türkiye’nin kendisi bir kriz ülkesi... Krizde olmayan bir şey var mı? Eğitimimiz krizde, adaletimiz krizde, ekonomimiz hep krizde, demokrasimiz hep krizde, gerisini siz çoğaltın,”[3] diye tarif ettiği acılı coğrafyamızın malum ve meş’um tarihinin mimarının lanetli egemenler olduğunu bilmeyen var mı? Hâlâ varsa ne yazık…

Kiminin Düşü, Ötekinin Karabasanıdır…[1]

Sibel Özbudun Temel Demirer kullanıcısının resmi

korkaklar için bilinmezlik,
cesurlar için ise şanstır.”[2]
 
“Özel bir şirket uzaya adam yolladı diye heyecanlanıp insanlık ve gelecek adına umutlanmayı anlamıyorum. O uzay, o gelecek bizim değil. Sen ben, hepimiz o şirketler yaşasın diye salgın sırası işe yollanan kalabalıklarız. Sokakta gırtlağına basılanlarız. Cop, kurşun yiyenleriz.”
Ümit Ünal’ın 31 Mayıs (2020) tarihli twit’i böyleydi…
Herkes için eşit, türdeş, tekil bir “gelecek” olmadığının çarpıcı bir ifadesi…

Pandemiyle Gelen(ler): Distopya Mı, Ütopya Mı?[*]

Sibel Özbudun Temel Demirer kullanıcısının resmi

sıra öfkenin”[1]
 
Bugün(ümüz)de geleceğ(imiz)i biçimlendirmek için Covid-19 pandemisi kadar, -hatta onun da ötesinde!- birlikte getirdikleri, kilit önemi haiz.
Çünkü coronavirüsün iyice açığa çıkardığı geçiş dönemi, “fetret devri” olarak nitelenebilecek bir “Yaklaşan Felaket” (tehdit + imkân) sanki.

Kapital’in Diyalektik Materyalist Yorumu[*]

Sibel Özbudun Temel Demirer kullanıcısının resmi

Kaleminde keramet vardır Cengiz Hocamızın. Onu kıymetli kılan da duruşuyla müsemma bu “keramet”tir zaten. Bunun son kanıtlarından biri de, ‘Kapital’in Mantığı-Maddeci Diyalektik Mantığa Giriş’[2] başlıklı yapıtıdır.
i) “Kapitalizmin Genel Görünümü”; ii) “Kapital’i Anlamanın İlk Koşulu”; iii) “Diyalektik Mantık”; iv) “İşçi Sınıfının Konumu”; v) “Hegel’de Diyalektik”; vi) “Maddeci Diyalektik” başlıklı 6 bölümden oluşan eser; Kapital’in diyalektik materyalist yorumunun olgun bir örneğidir.

Gezi/ Haziran Hakikâti[*]

Sibel Özbudun Temel Demirer kullanıcısının resmi

Görüp de görmezlenerek?
Cevabı dostum esen yeldedir
Cevabı esen yeldedir.”[1]
 
 “Zaman kıyısı olmayan bir nehirdir,” der Marc Chagall; hiçbir şeyin “mutlak” olmadığının altını çizerek.
Siz bakmayın Coronavirüslü bugünlere; O(nlar) da Deniz’lere, Gezi Park(lar)ına, Haziran(lar)ına gebedir.
Boşuna mı demiş, “Günün her doğuşu yepyeni ayrı bir gün getirir,” diye Ernest Hemingway.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - Sibel Özbudun Temel Demirer ağ günlüğü beslemesine abone olun.