"özgürlüğün Sesi" Almanya'da...
Sergi hakkında bilgi:
KARMA FOTOĞRAF SERGİSİ 50 MAHPUS 50 FOTOĞRAFÇI
Sergi hakkında bilgi:
KARMA FOTOĞRAF SERGİSİ 50 MAHPUS 50 FOTOĞRAFÇI
Yazarın dili sade, anlaşılır ve akıcı. Kahramanlarının yaşadığı olayları, hatasıyla sevabıyla, abartıya kaçmadan, ajitasyon ve sloganlaştırmadan okuyucuya aktarmak istemiş, bunu da çok iyi başarmış.
Doğa betimlemeleri çok başarılı, romanı okurken kahramanlarla birlikte köy köy, dağ dağ... gezinip durursunuz.
Yazar ayrıca tarihten notları günümüze taşır.
Adil Okay bu kitabı: “Erken kaybettiğimiz oyuncu ve yönetmen Erhan Sönmez’in anısına...” ithafen, ‘Yolcu’ adlı kitabında yer alan ‘Tuhaf Bir Buluşma’ adlı öykünün, bir tiyatro oyununa dönüştürülmesi projesi olarak hazırlamış.
Okurken izlemek!
Aç-kapat oyunuyla yönetilen bir pandemi sürecinin belirsizliğinde boğulan insanlığın, en azından belirleyebildiği adımları gerçekleştirdiği yaz günlerindeyiz.
Dersimli kadim bir dostu(mu)n, 11 yıl 10 ay hapis cezası çarptırılıp,[2] Elazığ (2 No’lu Yüksek Güvenlikli CİK) Zindanı’nda yatan kardeşim Ergin Doğru’nun ‘Ateşten Yaşamlar’[3] başlıklı romanından söz etmeden önce Lucius Annaeus Seneca’nın, “Kitap okumayan insan kör, sağır ve dilsizdir”; Ray Bradbury’ın, “Kitaplar aptal, salak olduğumuzu bize hatırlatmak için var”; Cesare Pavese’nin, “Hayatın saldırılarına karşı bir savunmadır edebiyat,” saptamalarının altını çizmeliyim.
“Neden” mi?
Antakya Şiirinin Dört Ustası:
SÜLEYMAN EL-İSA, ALI YÜCE, SÜLEYMAN OKAY, SABAHATTİN YALKIN
Yılmaz Güney ölüm döşeğindeyken, yaşananların ve bunların yaşandığı yılları yazamayacak olmanın da acısındadır: “Yılmaz kemikten ibaret kalmış parmaklarıyla elimi tuttu. "Senden bir şey isteyeceğim mavi kuş. Söz ver bana, eğer ben yapamazsam mutlaka sen yapmalısın!"
"Neyi ben yapmalıyım Yılmaz'ım?"
"Yazmalısın, mutlaka yazmalısın! Yazacaksın değil mi? Anlatacaksın beni, kendini, yaşadıklarımızı, direncimizi, zor günleri..."