Emel Tekin’in Ekim 2025’te Klaros Yayınları’ndan çıkan “Arkadaşlık ve Aşk” romanı ilk bakışta iki kadının dostluk hikâyesi gibi açılır fakat kısa sürede bunun çok daha geniş bir anlatı olduğu hissedilir. Roman kadın arkadaşlığını merkezine alırken Türkiye’nin son otuz yılına yayılan sınıfsal hareketlilikleri, göç deneyimlerini, kentleşme gerilimlerini ve değişen toplumsal dokuyu aynı anda yoklayan katmanlı bir yapı kurar. Edebiyat alanında uzmanlaşmış bir akademisyen olan Emel Tekin’in bakışı metinde kurguya sinmiş bir dikkat ve mimari bir disiplin olarak hissedilir.
Roman yedi bölümden oluşur ve bu bölümler kronolojik bir akıştan çok Elif ile Pınar’ın hayatındaki kırılma eşiklerine göre biçimlenir. Hikâye Almanya’dan Türkiye’ye, Ankara’dan sahil kasabası Assos’a ve Anadolu’nun küçük yerleşimlerine uzanan bir coğrafyada açılır. Bu mekânlar yalnızca arka plan değildir karakterlerin sınıfsal ve duygusal dönüşümünü taşıyan canlı alanlar gibi çalışır.
Merkezde Elif ve Pınar yer alır. Romanın başından itibaren birbirine karşıt gibi görünen bu iki kadın aslında birbirini görünür kılan bir gerilim hattı üzerinde durur. Üniversite onların hikâyesinde yalnızca bir eğitim kurumu değil farklı hayat ihtimallerinin geçici olarak yan yana geldiği eşitleyici bir alan olarak belirir.
Elif Ankara’ya yakın bir Anadolu kasabasından Almanya’ya işçi olarak giden bir ailenin çocuğu olarak Almanya’da doğmuş ve on altı yaşına kadar burada yaşamıştır. Sonrasında Türkiye’ye dönüşle birlikte kasaba kültürü ile Ankara’nın kentli yapısı arasında sıkışan bir ara kimliği temsil eder. Bu çift yönlü deneyim Elif’i ne tamamen “dışarıdan gelen” ne de bütünüyle “içeride olan” bir figür yapar onu sürekli hareket hâlinde kendi yerini kurmak zorunda kalan bir karaktere dönüştürür.
Pınar ise Ankara’nın köklü eğitimli ve kentli bir ailesine mensuptur. Eski Yugoslavya coğrafyasına uzanan aile geçmişi ve dedesinin siyasetin içinde yer almış olması ona güçlü bir kültürel sermaye kazandırır. Batılı anlamda çağdaş, kadın özgürleşmesine ait açık fikirleri olan bir aileye sahip olmasına rağmen, bu bağımsızlık hissi karar vermede ve seçim yapmada onu oldukça zorlamaktadır. Bu da onu şıpsevdi ve maymun iştahlı hale getiren şey olabilir. Bunu dengede tutmak istediğinde Elif hep yanındadır. Elif, bir anlamda onun mentorudur.
Elif ile Pınar arasındaki ilişki bir köprüden çok birbirini sürekli yeniden tanımlayan bir temas hattı gibidir. Roman bu ilişkiyi idealize etmez. Dostluğu zamanla değişen, sınanan ve yeniden kurulan bir yapı olarak ele alır. Burada önemli olan farklılıkların bir çatışmaya indirgenmemesi ve iki ayrı hayat tarzının yan yana var olabilmesidir
Romanın temel sezgisi açıktır. Üniversite farklı toplumsal sınıflardan gelen bireyleri kısa süreliğine aynı zemine çeken eşitleyici bir karşılaşma alanıdır. Elif ve Pınar’ın ilişkisi bu zeminde başlar ve zaman içinde derinleşerek kalıcı bir bağa dönüşür. Her ne kadar siyasetin penceresiyle bakınca üniversite çatışmaların olduğu bir yer gibi gösterilse de veya sadece bir eğitim kurumu olarak lanse edilse de aslında hayatı her veçhesiyle ele alan daha kucaklayıcı bir alan sunduğu tartışmasızdır.
Bunun yanında, 80’ler ve 90’ların Ankara öğrenci atmosferinden başlayıp 2015 Türkiye’sinin politik gerilimlerine (Ankara Gar saldırısı) ve 15 Temmuz sonrası dönüşümlere uzanan zaman çizgisi karakterlerin özel hayatlarıyla paralel ilerler. Basılı dergiciliğin çözülmesi entelektüel çevrelerin dönüşmesi ve iş hayatının kırılganlaşması romanın arka planında sürekli hissedilen bir değişim duygusu yaratır.
Öte yandan, “aşk” romanın merkezini işgal eden bir tema değildir fakat hayata yön veren bir kuvvet olarak sürekli devrededir. Pınar’ın Scott ile kurduğu bağ ve Elif’in Cenk ile ilişkisi yalnızca duygusal deneyimler değil yaşam yönünü değiştiren karar eşikleridir. Olgunluk dönemlerinde bu romantik ilişkiler karakterleri farklı ülkelere taşıyacak bir etki alanına dönüşür.
Üslup açısından Arkadaşlık ve Aşk Jane Austen’in Aşk ve Arkadaşlık kitabındaki dili hatırlatan sert, yer yer ironik ve gündelik dile yaslanan bir anlatıma sahiptir. Ondan farklı olarak diyalog merkezli bir yapı kurar. Komik ve eğlenceli olduğu kadar, zaman zaman küfürlü ve erotik ögelerin yer aldığı muzip bir romandır. Ayrıca, yazarı tarafından “Bu kitap bir otobüs yolculuğunda okuyup bitirilmesi için yazıldı” diyerek eserin sürükleyici yapısına dikkat çekmektedir.
Türk roman geleneği içinde bakıldığında Adalet Ağaoğlu’nun toplumsal gözlem keskinliğini Ayfer Tunç’un karakter psikolojisine açılan derinliğini ve İnci Aral’ın kadınlık deneyimini merkeze alan yaklaşımını hatırlatan izler taşır. Bununla birlikte kadın arkadaşlığını anlatının merkezine yerleştirmesi açısından çağdaş dünya edebiyatında Elena Ferrante ile de uzak bir akrabalık kurar ancak bu benzerlik doğrudan bir etki değil benzer bir anlatı ihtiyacının farklı bir bağlamda yeniden kurulmuş hâlidir
Sonuçta Arkadaşlık ve Aşk iki kadının hikâyesi olmaktan çıkıp bir kuşağın hikâyesine dönüşür. Üniversitenin eşitleyici ama geçici doğası dostluğun kalıcılığı kadar kırılganlığını da görünür kılar. Ve romanın sonunda geriye bir zamanlar birbirinin merkezinde duran iki hayatın farklı ülkelere doğru sessizce dağılması kalır. Bu dağılma anlatının en yüksek sesi değil en uzun yankısıdır. İkinci bir roman olarak Elif ve Pınar’ın yurtdışı serüvenlerini okumayı merakla beklediğimi söyleyebilirim.
Not: Emel Tekin, Edebiyat dalında akademisyendir. Kanada’da yaşamaktadır.
Kategori:







