BAYRAK SORUNU

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi
Gösteri yürüyüşlerinde, kızgınlık krizi geçiren bazı kesimlerin, bayrak yakma, bayrak çiğneme gibi davranışları, benim iç dünyamda oldum olası onayla karşılanmadı. Cezaevindeyken bu sorunu arkadaşlarla da defalarca tartışmışımdır. Bana göre bayraklar ulusların sembolleridir. Tüm haklı ve haksız savaşlar bu sembollerle yapılmış, her sınıf ve kategoriden insanlar bu sembollerin mevzilerinde can vermiş ve bu sembolleri milli varoluşun vazgeçilmez kutsal değerleri arasında görmüşlerdir. Kimilerinin bunu böyle görmeme hakkı hiç kuşku yok ki vardır. Ben de bunlardan biriyim. Dine inanmam, ama inanma hakkına ve inanana saygı duyarım. Eğer illa da bir bayraktan söz edeceksek, insanlık bayrağı hariç, tüm ulus, sınır ve namus bayraklarına karşıyım ve hele hele bunların kutsallıklarına hiç inanmam. Bununla birlikte, bayrak sevgisi hakkına ve bayrağı sevene saygı duyarım. Bu hakkın küçümsenmesi, kınanması, engellenmesi, yasaklanması gibi girişimlere karşı da mücadele ederim.

Bir Kürt gencinin bayrağı indirmesi, ülkede yine infial yarattı. Cumhurbaşkanı tepki verdi. Başbakan, "kutsalımıza dokunan çocuk da olsa bedelini öder," dedi. Muhalefetten ve bir kısım sivil kuruluşlardan bilinen, biraz da zoraki olan sesler duyuldu. Peki bayrak nerede indirildi? Lice'de, Diyarbakır'da, yani 'vatan toprakları'nda. Bir bayrağın, vatan topraklarında, gönderinden zoraki indirilmesine karşı tepkileri ben anlarım. Mevcut sorun, öyle anlaşılıyor ki bu değil. Mevcut sorun şu: 'vatan toprakları' dediğimiz yer, gerçekten vatan toprakları mı? Kürt ulusu, farklı bir durumu hecelemeye çalışıyor. Bayrak indirilen yerlerin, 'vatan toprakları' değil, Kürdistan olduğunu söylüyor. Bu bayrak altında, bir dilin, kültürün, tarihin ve bağımsız yaşama hakkının inkâr edildiğini, çiğnendiğini; hak arayışlarının ise askeri seferlerle, katliamlar, darağaçları ve kodeslerle bastırıldığını; bu bayrağın 'ne mutlu Türküm diyene,' sloganlarıyla birlikte dağlara çizildiğini ve bu anlamda baskıyla, hak inkârıyla özdeşleştiğini söylüyor. 

Peki biz, Kürt Ulusu'nun bu söylemi hakkında elimizi kulağımızın dibine değil, derinliğine koyup düşünüyor muyuz, düşünmüyor muyuz? Bayrağın, gönderinden, örneğin İzmir'de zoraki indirilişi ile darağaçlarının kurulduğu Diyarbakır'da zoraki indirilişi arasında bir farkın olup olmadığını kendimize soruyor muyuz, yoksa sormuyor muyuz? Öyle görünüyor ki düşünmüyor, sormuyoruz. Ülkenin başbakanı, Kürtleri yıllardır oyalıyor ve hala 'Kutsalımıza dokunan çocuk da olsa, bedelini ödeyecektir,' diye konuşuyor. O böyle konuşurken, altı yaşındaki bir çocuk, yatağında uyurken, penceresinden giren bir gaz fişeğiyle kafasından yaralanıp kanlar içinde kalıyor.

Trafalgar Meydanında, bir İngiliz bayrağını gönderinden indirmekle, Afrika'da veya Asya'da, bir İngiliz sömürgesinde bir İngiliz bayrağını gönderinden zoraki indirmek arasında fark vardır. Bu farkı görememenin fecaati açıktır.

Yaşadığım ülke Avustralya, emperyalist bir ülkedir. Bu ülkenin geçmişte Aborcinlere karşı işlediği suçların yekûnunu tutmaya kalkışırsak altında kalır, eziliriz. Avustralya’da iki bayrak yan yana dalgalanır: beyaz Avustralya bayrağı ve Aborcin bayrağı. Eğer birisi kalkar da Aborcin bayrağını gönderinden indirirse, karşısında Avustralya halkının tepkisini bulur ve ayrımcılık, ırkçılıkla damgalanır.

Türkiye halkı, bırakalım, Türkiye'nin herhangi bir kentini, Kürdistan'da bile Türk bayrağı ile Kürt bayrağının yan yana dalgalanışını hayal bile edemiyor. İşler zor. Neyse ki, işler kolay; çünkü tarihin aydınlık, iyimser yüzünü gülümseten güçler var. Kürtler başta olmak üzere, çeşitli milliyetlerden devrimci güçler var. İyi düşünülür, iyi söylenir ve iyi yapılırsa, işler daha da kolaylaşır. Kulağın çınlasın Zerdüşt. 

 

Kategori: 

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

80’LİK DULLAR-1/ Sedat ÖNCER
Çünkü nüfusu orta yaşın da çok ötesinde insanlardan kuruluydu. Beldenin tek camisinden gün yoktu ki bir sela sesi duyulmasın… Emeklilerin tercih...
ZİNE/ Nazir Atila
Zine birden telaşlandı. İçini derin bir üzüntü kapladı. Yüreği korkuyla karışık bir heyecanla atmaya başladı. “Korkma Zine, okulun reviri var,...
"BİZ BAŞKA TÜRLÜ SEVERDİK BİRBİRİMİ...
Derken, Galata Yokuşu'nun oralarda, yeni kurulmuş bir ajansta iş buldum. Burada getir götür işlerine bakacak ve Tünel'den başlayıp, Levent'e...