
Bir Kürt gencinin bayrağı indirmesi, ülkede yine infial yarattı. Cumhurbaşkanı tepki verdi. Başbakan, "kutsalımıza dokunan çocuk da olsa bedelini öder," dedi. Muhalefetten ve bir kısım sivil kuruluşlardan bilinen, biraz da zoraki olan sesler duyuldu. Peki bayrak nerede indirildi? Lice'de, Diyarbakır'da, yani 'vatan toprakları'nda. Bir bayrağın, vatan topraklarında, gönderinden zoraki indirilmesine karşı tepkileri ben anlarım. Mevcut sorun, öyle anlaşılıyor ki bu değil. Mevcut sorun şu: 'vatan toprakları' dediğimiz yer, gerçekten vatan toprakları mı? Kürt ulusu, farklı bir durumu hecelemeye çalışıyor. Bayrak indirilen yerlerin, 'vatan toprakları' değil, Kürdistan olduğunu söylüyor. Bu bayrak altında, bir dilin, kültürün, tarihin ve bağımsız yaşama hakkının inkâr edildiğini, çiğnendiğini; hak arayışlarının ise askeri seferlerle, katliamlar, darağaçları ve kodeslerle bastırıldığını; bu bayrağın 'ne mutlu Türküm diyene,' sloganlarıyla birlikte dağlara çizildiğini ve bu anlamda baskıyla, hak inkârıyla özdeşleştiğini söylüyor.
Peki biz, Kürt Ulusu'nun bu söylemi hakkında elimizi kulağımızın dibine değil, derinliğine koyup düşünüyor muyuz, düşünmüyor muyuz? Bayrağın, gönderinden, örneğin İzmir'de zoraki indirilişi ile darağaçlarının kurulduğu Diyarbakır'da zoraki indirilişi arasında bir farkın olup olmadığını kendimize soruyor muyuz, yoksa sormuyor muyuz? Öyle görünüyor ki düşünmüyor, sormuyoruz. Ülkenin başbakanı, Kürtleri yıllardır oyalıyor ve hala 'Kutsalımıza dokunan çocuk da olsa, bedelini ödeyecektir,' diye konuşuyor. O böyle konuşurken, altı yaşındaki bir çocuk, yatağında uyurken, penceresinden giren bir gaz fişeğiyle kafasından yaralanıp kanlar içinde kalıyor.
Trafalgar Meydanında, bir İngiliz bayrağını gönderinden indirmekle, Afrika'da veya Asya'da, bir İngiliz sömürgesinde bir İngiliz bayrağını gönderinden zoraki indirmek arasında fark vardır. Bu farkı görememenin fecaati açıktır.
Yaşadığım ülke Avustralya, emperyalist bir ülkedir. Bu ülkenin geçmişte Aborcinlere karşı işlediği suçların yekûnunu tutmaya kalkışırsak altında kalır, eziliriz. Avustralya’da iki bayrak yan yana dalgalanır: beyaz Avustralya bayrağı ve Aborcin bayrağı. Eğer birisi kalkar da Aborcin bayrağını gönderinden indirirse, karşısında Avustralya halkının tepkisini bulur ve ayrımcılık, ırkçılıkla damgalanır.
Türkiye halkı, bırakalım, Türkiye'nin herhangi bir kentini, Kürdistan'da bile Türk bayrağı ile Kürt bayrağının yan yana dalgalanışını hayal bile edemiyor. İşler zor. Neyse ki, işler kolay; çünkü tarihin aydınlık, iyimser yüzünü gülümseten güçler var. Kürtler başta olmak üzere, çeşitli milliyetlerden devrimci güçler var. İyi düşünülür, iyi söylenir ve iyi yapılırsa, işler daha da kolaylaşır. Kulağın çınlasın Zerdüşt.