Muhsin Bey
Göğe asılı salıncakta iki hayalet balerindi aşk. Göğe baktılar asıldılar, otobüslerin camından yokuş yukarı.
Plazaların karartılmış saydamlığındaki kırıklardan içeri düşen morluğu ağızlarının kıyısına koydular. Unutmabeniler sardı kenti, otobüs duraklarında bekleyen kızların düşlerini. On numara hayallerin genişliğinden içtiler kokuşmuşluğu, zifti. Yıldızlara baktılar yoruldular sabahın vişneliğindeki morgda, upuzun kör uykusuzlukta.
İğnelikler astılar göğüslerine davullu zurnalı. Her biri sivriltilmiş sözcüklerden yontulu bıçak yarası.
Çamların uğultusuyla kesilen, püren kokularındaki yorgun kanatlardan atladı geceye.
Gece çakır yıldız, baş döndürücü ateş böcekleri kayalıklarda bir derin yanılsama. Çığlık çığlığa çakal kımıltıları, kanyona inen incecik kıvrımlı patikada.
Ateş böceklerinin kümelendiği uçuruma sürdü atını Altındiş Sabri, mavzerinin namlusu sımsıcak, kalbi atının adımlarından daha önde, yel gibi…
Evinde ziyaret ettim arkadaşım Osman’ı. Avurtları çökmüştü, damarları görünen incecik elleriyle sıktı elimi.
Dudakları çölde unutulmuş kaktüs gibi. Beni görünce birden canlanıverdi, gözleri yalımla parladı:
-Hasan, dedi. Dudaklarını kuşatan kaktüs canını acıtır gibi oldu, toparlandı. Gözlerini gözlerime çevirdi, ellerimi kemoterapi sıcaklığıyla tuttu:
“Karşıki tepelere çulluklar dökülmüştür.” dedi.
“Ne çulluğu Osman, çulluk mu kaldı? Yıllardır tek tük görülüyor çulluk.”
Gözlerini dikti, gözleri evin penceresini deldi geçti.
Geceye kulak kesilmişiz, nefes nefese. Gölün üzerinde korucu tekneleri rutin devriyesinde.
Sürekli gölü bir uçtan bir uca taramakla meşguller.
Teknenin motorunu stop edip küreğe geçti babam. Suyu tırmalayan küreğin çıkardığı sesten başka hiçbir ses yok.
Heyecan dorukta. Babam yorulunca, kürekte yer değiştiriyorlar Rakip Abiyle. Bir süre daha yol aldıktan sonra, yeniden gölü dinleyip ağları, teknenin başucundan suya bıraktık. Ağlar karanlığa, yosunlara gün ışığının selamını taşıdılar bir süre.
O zaman içində xaricə qaçma planları qururduq. İlk qrupun içində mən də var idim. Amma əkildim. İbo məni yarı yolda buraxdı. Babam "İbo istəmədi səni", dedi. İllər sonra İbo ilə görüşəndə soruşdum. " Baba istəmədi səni" dedi. İkisinə də inanmadım.