ÖYKÜLER

Dünyaya Kazık Çakmak

Göksu kullanıcısının resmi
Pa, 25/07/2021 - 17:57 -- Göksu

 
Ramazanlarda, tenekeden dört beş kollu kandiller yapılır, etrafı renkli krapon kâğıtlarla süslenir, cami dönüşü içindeki mumlar yakılırdı. Camiye gidemeyenler, pencere önlerinde ya da dışarı çıkarak, karanlığın içinde, önce minik ateş böceği gibi sonra gitgide büyüyen mumların yaydığı pırıltılı yolu seyreder. 
 
Rüzgârlı havalarda sık sık mumlar sönerdi. Babam Hamdullah Dede türbesinin önüne geldiğimizde mumların artık sönmeyeceğini söylerdi. Gerçekten de türbenin önünden geçerken yakılan mumlar eve gidinceye kadar sönmezdi.  
 

Artık Büyüdüm Anne!

Göksu kullanıcısının resmi
Sa, 13/07/2021 - 15:42 -- Göksu

Binlerce kalıplaşmış, ya da şaşırtıcı, olabilir, olamaz yanıt arasından birini seçmek zorunda.
“Zorunda değilim, bitti artık, bırakın yakamı” demek istedi, tarazlı yorgun ses ama: “Çiçek açmış ağacı seyretmek güzel” dedi. Ağzından çıktığı an pişman, canı sıkkın.
Sorular, sorular… Sesler sesler; ince- kalın, yumuşak- sert, alttan alan- üstten buyuran… Sürgit böyle olmadı mı?

Bir Varmış Bir Yokmuş 3. Ve Son Bölüm

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Günler içinde, hizmetçiler aşçılar, bahçıvanlar Prensesin bir dediğini iki etmezler ama Prenslerinin durumu hakkında bilgi vermezlermiş. Kurukafanın, akşam saraydan çıkması ve sabah olunca geri dönmesi Prensesi üzer, bu davranışına akıl sır erdiremezmiş. Prensesi mutlu etmek ve eğlendirmek için; kırlara götürüyor, göl kenarında piknikler yaptırıyor, ata bindiriyor, onu şehirlerine ve köylerine götürerek halkıyla tanıştırıyormuş. Mezaristanın mutlu halkının arasına girdiklerinde, coşkuyla karşılanıyorlarmış. Halk Prensin, eskisi gibi olması için dua ediyor, “Ah!

Bir Varmış Bir Yokmuş 2. Bölüm/ Şehriban Tuğrul

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

 Anlatacağı masalları veya hikâyeleri gizli tutar, bir anlattığını tekrar anlatması için araya haftalar koyardı. Yani anlatılanın tadı, damağınızda kalırdı. Nereye gitse tandır başı onundu. Minderin üstüne yerleşir, sırtını tandırın duvarına dayar, sessizce bekler, herkes susup ona gözünü dikince öksürerek boğazını temizler, başlardı anlatmaya… Loş ışıkta oturan dinleyicilerine, “Bu gece, Kuru Kafa masalını anlatacağım!” deyince çocuklar ürpererek annelerine sokuldu. Anneler, onları şefkatle kucaklayıp, atkılarıyla üstlerini örttüler.

Bir Varmış Bir Yokmuş 1. Bölüm/ Şehriban Tuğrul

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Tandırdan çıkan alevlerle karşılaşınca, teslim oluyor yumuşuyordu. Gelenler evin hayatında, üzerlerindeki karı çırpıyor, ıslanmış, dişleri birbirine vurur halde acele içeri giriyorlardı. Sofada, onları yüzlerine çarpan sıcaklık karşılıyordu. Birbirleriyle selamlaşıp kilimlere, yün minderlerin üzerine tünüyorlardı. Çocuklar, tandıra yakın en iyi yeri kapma yarışına giriyor, çocuklarını kucaklarına alan anneler, çıkan curcunayı bastırıyordu.
 

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
ÖYKÜLER beslemesine abone olun.