"AF” YASA TASARISINDA EŞİTSİZLİK... HAPİSHANELERDE TOPLU ÖLÜMLERE DAVETİYE... Adil Okay
“AF” YASA TASARISINDA EŞİTSİZLİK
HAPİSHANELERDE TOPLU ÖLÜMLERE DAVETİYE
“AF” YASA TASARISINDA EŞİTSİZLİK
HAPİSHANELERDE TOPLU ÖLÜMLERE DAVETİYE
bir saniyede 24 kez gerçek.”[1]
Sinema veya Yedinci Sanat hikâyesi, Fransız Auguste ve Louis Lumière kardeşlerin, sinematograf aygıtını icadıyla başladı; gölge oyunlarını saymazsak…
İlk biletli ve halka açık film gösterimi, 28 Aralık 1895’de Paris Capucines Bulvarı’ndaki Grand Cafe’de, sinematograf’ın mucidi Lumière kardeşler tarafından gerçekleştirildi. Filmde bir trenin gara girişi gösterilmekteydi...
İlk filmi çeken Georges Miles idi.
İlk sesli film ise, 1927’de Al Jolson’un oynadığı caz şarkıcısıydı…
***
Selah Özakın’ın Bitmeyen Yolculuğu
Virüslerin tehlikeli olması doğanın kendi diyalektik kanunudur. İnsan dünyada yaşadığı sürece corona gibi virüslerle her zaman karşılaşacağını bilip, sağlık sistemini geliştirdiğinde bütün tehlikeleri daha hafif atlatmak mümkündür.
KORONAVİRÜS GÜNLÜĞÜ
Ellerin bulut
Ve rüzgârın serinliğidir sözlerin
Işıl ışıl gözlerin
Uyanışı sabahın
Ah ne desem sana
Kalbini nasıl sarmışsa pençesi acının
Mutluluk kadar yakışıyor sana hüzün
Oysa sen
Burçlarında durmalısın hayat direncinin
Sulara düşerken gölgen
Günlerin seslenişi ellerinde incinmesin
Hafiften öpücüğü konmalı hep dudağına tebessümün
Neden diye sormayacağım, çünkü ruhum hapishanelere sığmıyor. Ruhumu hiçbir yere sığdıramıyorum. Bu hakikat ortadayken bile toprağın koynuna sığacağımı sanmıyorum. Toprak dar gelir, sığamam toprağın koynuna.
Toprak ağır. Duvarlar soğuk.
Sular kurşun kadar ağır. Özlemler ise büyük.
Yani topraktan gelerek gecenin kalbine akarak, gecenin yatıştırıcı, uslu sessizliği ile birlikte bir sonsuzluk içinde kalmayı yeğlemek daha iyi.
Zindan(lar)ın Kapasitesi
Cezasızlık Politikası
Sınırsız Şiddet
Hak İhlâlleri
Baskı(lar)
Yasak(lar)
Keyfi Zorbalık(lar)
İntihar(lar)
Hasta Tutsak(lar) Zulmü
Kürtler, Kadınlar, Çocuk ve Lgbti+
“Sonuç Yerine”
Bulgaristan’ın yoksul bir köyünden kalkıp iki dilim ekmek bulmak umuduyla Almanya‘ya gelmişlerdi. Gençlik Dairesi beni aile için görevlendirdiğinde, Almanya en soğuk günlerini yaşıyordu. Kar, kış kıyamet zamanlarıydı ve ülkenin hemen hemen tamamı buza kesmişti.