Son Yazılar

Covıd-19 Yerküresi ile Coğrafyamızda 1 Mayıs 2020

Sibel Özbudun Temel Demirer kullanıcısının resmi

          Iı. Ayrım: Sürdürülemez Kapitalist Yıkım
 
Iı.1) Dünya Hâl(Ler)İ
 
           Iıı. Ayrım: Türk(İye) Ekonomisi
 
Iıı.1) Eşitsizlik Coğrafyası
 
Iıı.2) Borç + İşsizlik = İntihar
 
          Iv. Ayrım: İşçilerin Hâli ve Mücadelesi
 
Iv.1) Sınıf: Durum ve Mücadele
 
Iv.2) Devlet ve İşçiler
 
Iv.3) Sendikal Mücadele (Mi?)
 

Hak Savaşı

İsmail Cömertoğlu kullanıcısının resmi

Cehaletin batağına doğdun
Bir kahkaha attın
Karanlığın anası ağladı.
Rüzgâr gibi estin yobaz karanlığına
Okudun, aydınlandın.
Aydınlatmak için söz verdin
Kara yurdunu.
Bir güneş gibi indin karanlığa
Yaktın, yıktın karanlığı
Her ay on gün aç kaldın
Sustun öğretmenim sustun.
Biliyordun Anadolu’nun aç, biilaç olduğunu
Anadolu’nun karanlıkta yattığını,
Yalnız köylü olmanın nedeniyle
Onulmaz kaldığını, batağa battığını.
Sıktın yumruğunu, sıktın öğretmenim.
Durdun karanlığın karşısına

“Agorafobi”ye Teslim Olmamak[1]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi
bir durum değil.
Onun üstüne yerleşip kalamazsınız.”[2]
Habibe Eren (HE/jinha): Çin’de başlayan ve tüm dünyada devam eden coronavirüs salgını hız kesmeden devam ediyor. Salgından dolayı birçok ülke kimi tedbirler aldı ancak salgının etkileri yakıcı bir şekilde devam ediyor. Başta salgın için yapılan “eşit bir salgın” yorumları ardından koşullar ve maruz kalma biçimi olarak sınıfsal farklılıkları çok keskin bir biçimde yaşadık. Buna ilişkin ne söylemek istersiniz?

Öğrencisi Olduğum ‘İnsancıl’a Dair[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

‘İnsancıl’ ile 90’lı yıllarda el kapılarının gri gökleri altında, Fransa sürgünlüğümde tanıştım.
O günden beri Cengiz Gündoğdu’ya, ‘Hocam’ diye hitap ederim; çünkü ben bir ‘İnsancıl’ öğrencisiyim.
“Neden” mi?
Lev Tolstoy’un, “Bilinç, bir insanın başına gelebilecek en yüce, en erdemli beladır,” deyişindeki üzere; ‘İnsancıl’ bir bilinçtir, erdemdir de ondan…
* * * * *
“Estetik Kalkışma”sıyla müsemma ‘İnsancıl’ın kaptanı; kendini “Ben Jakobenim,” diye tanımlayan; sert görünüşlü; çocuk kadar yumuşak; kibar ve cana yakın; bilge bir insandır.

Kahve

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Oturalım şöyle boğaza karşı.
Gemileri seyredelim,
Martılara el sallayalım,
Rüzgârın sesini dinleyelim,
Yamaçtan savrulan gelincikleri öpelim,
Uzaktan gelen manolya kokularını içimize çekelim.
Gel seninle bir kahve içelim biz.
Şöyle gelmişi, geçmişi
Ve şimdiyi konuşalım.
Bir ömrü nasıl yaşadığımızı,
Bu aşkı nasıl harcadığımızı anlatalım kuşlara,
Hepsini bir keşkeye sığdıralım.
Ya da dur, hiç konuşmayalım biz.
Ayrılığı alnından öpelim
Ve bir daha hiç karşılaşmayalım.
 

Bir Balkan Esintisi Bayrampaşa

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Artık ne soğuk engeli tanırlar ne yağmur ne çamur. Kirlenmenin olmadığı zamanlardır. Ne çelme takmayı düşünürler başkalarına ne de kıskançlık gibi ilkel duygu yanaşabilir yanlarına. Yıl, 1977 ve palabıyıklarını bura bura, göğsünü gere gere Hamza Güler başkanlığında... Rakıyı bile bir başına içen; Kâmil Yalnız. Futbolun içinden gelip onun inceliklerini içselleştirmiş, mütevazi bir Horasanlı olan Mehdi Horasanlı.

Öyle saf ki güneş/ Cem İlan

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

İçinden bir demet papatya çıkacak
Dağlar şimdi gelincik açmış
Kırmızı kırmızı kokacak.
Ben göçünü almışım bu dünyanın
Sepetimde mor sümbüller
Sepetimde,
Nisanda öten serçe yavruları.
Rengârenk şimdi Nif Dağı
Eteğinde oynar kuzular
Çağlalar yeşil olmuştur
Kirazlar yeni gelin entarisi.
Ben göçünü almışım bu devranın
Analar aş bekler
Babalar iş.
Bozkırı beklemez burda bahar
Biner bir cemrenin sırtına
Düşer havaya, karaya, suya.
Meşk eder yedi düvelle
Bahar bu ya,

İnsandaki Bencillik ve Yıkıcılığın Ana Kaynağı

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi

 
Bir devlet yönetim sisteminde tek dil, tek din, tek ırk, tek düşünce, tek kültür, tek kişi ukalalığı yaşam ilkesi yapılmışsa, vay haline o toplumun! Bu tür devletlerde bencillik, yıkıcılık ve ahlaksızlığa karşı olan kişiler, hep aşağılanıp dışlanır. Dışlamayı devlet başlatır, toplum uygular.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...