Son Yazılar

Mavi ve ‘’Bizim Kadınlar’’ Bekir Sıtkı Keçeci

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Orta şekerli kahvesini yudumlarken, akıllı telefonunun not defteri uygulamasını açtı ve kafasından geçen dizeleri yazmaya başladı.
*
‘’Kapınıza gök maviler/ Sarışın günler/ Bırakmak isterdim /Lakin vakit kış/Hava tenha/ Hayat pusuda /Ve ben dişil bir acının/ Rahminde / Sancılı bir tohumum…’’
*

2020’nin 18 Mayıs’ında Ona Dair

Temel Demirer kullanıcısının resmi

öldürülür taşıyanlar ışığı,
başkaları alır onların yerini,
ışığa dokunamaz ama kimse.”[1]
 
Bertolt Brecht’in, “Ondan beridir ki, umudu var dünyanın...” betimlemesinde olduğu gibi, tarihin ön saflarındaydı…
Baş eğdirilemeyen mücadelesine ilişkin olarak hepimiz; Louis Aragon’un, “Sevmiş olmaktandır övüncüm/ başka değil,” dizelerini anımsatandı…

Alevilik; İslam Dışı Din Değilse Pozitif Felsefe midir?

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi

 
Bir düşünce ve yaşam şeklinin pozitif felsefe olabilmesi, öncelikle materyalizmi tamamen kabul edip, o doğrultuda temel ilkelere sahip olmasıyla mümkündür. Kızılbaş Alevilik derince incelediğinde, materyalist bilimselliğe dolaylı yaklaşım gösterse de dini inançsal ilkeler daha nettir. Aleviliğin bu dinsel ilke ve kuralları, doğacı Dualist inançların özünü taşırken, tek tanrıcı dinlerden tamamen uzaktır.
 

Üçlü Kriz Sarmalında İnsan Manzaraları[*]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

- Faşist olduklarını bilmeyen ama
zamanı geldiğinde bunu öğrenecek
bir sürü insan var!”[1]
 
İbrahim öldü(rüldü)… Helin ve Mustafa da öyle… Biri adil yargılanabilmek, diğerleri ise türküleri üzerindeki yasakların kalkması için girdikleri ölüm orucunda sonuna dek yürüdüler… Geride acıları kaldı… Ve yüreklere gömülen öfkeleri…

Yer ile Gök Arasındaki Uyum: Klasik Müzik

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Biraz “abartılı” bulsam da; Yehudi Menuhin’nin, “Her insanın doğasında olan, yaratılıştan gelen şeyin yalnızca müzik olduğunu düşünebilirim,” saptamasına müthiş bir değer atfederim; tabii Pierre Beaumarchais’nin, “Bugünlerde söylenmeye değmeyecek sözler şarkı yapılıyor,” uyarısını da “es” geçmeden…
Soru(n)ların ortasında “Güncel müzik nedir, nasıldır” sorusuna yanıtın, “Madonna’nın ‘Kötü Müzik, Cafcaflı Şov’uyla… müziğini bu kadar ruhsuz bir hâle getirmesi”nde[2] somutlandığı hâlde de “umutsuz” değilim.

Mor Sümbüllü Yıllar

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

     Birinci Bölüm
 
Güneşin ışıkları yüzünü yalayınca garip bir haz duydu. Özgürdü artık! İçindeki hücrelerine kadar yayılan özgürlük duygusuyla başını göğe kaldırıp gülümsedi. Yürüyeceği uzun yol kendini bekliyordu.  Cezaevi çok geride kalmıştı, dikkatle sokakları incelerken şaşaladı birden. “Her yer ne kadar çok değişmiş!”

Düşsellik

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Onca yoksunluğa ve acılara karşın kin gütmeyi de bilmiyorlardı.
Önce ses vardı, sonra renkler ve sonsuz evren. Bir sır gibi duran tarihin içinden topluyorum Mezra Botan acılarımı. “İkra!” demedi bize Cebrail. Biz Tanrı’nın üvey evlatları, masallarımız korku, ezgilerimiz ağıt olmaktan çıkmazken binlerce yıldır anamızın diline tutunuyoruz.

Tarık

İsmail Cömertoğlu kullanıcısının resmi

"Gel oğlum benim bahtı kara oğlum." dedi ve oğlunu bağrına basarak kendisi de katıla katıla ağlamaya başladı.

Tarık'ın şalvarı yırtılmış, gömleği kirden katmerleşmişti. Ana özlemi, baba özlemi içindeki Tarık on bir yaşındaydı henüz. Ağustosta annesi ağır bir şekilde hastalanmış çok geçmeden Gaziantep Amerikan Hastanesi’ne yatırılmıştı. Hastalıktan kıvranarak ölümle pençeleşen ana çocuklarını düşündükçe kendinden geçiyordu. Hele hele Tarık aklına gelince yüreği parçalanıyor, mahvoluyordu.

SEN

Müslüm Aslan kullanıcısının resmi

İp ince sokaklardı sesini çevreleyen gelişim. Katmerli tereddütlerin sarmalayan sabırsızlığı... gelsem de gitmezsem diyordum.
Yıldızların ışığına bulaşmış aydın sözcükler, ılık bir buyurganlık dolaşırdı dalgınlığının deltasında. Sen oradaydın, dünyasına uğradığım bütün liriklerin orta yerinde. Ve yine yoktun tarife gelmeyen tanımdın biraz. Bu yüzden ben sana bir vardın bir yoktun desem ve aradığım, bulduğum sonradan yok olandın desem...

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...