Son Yazılar

Kül

Ersin Kurt kullanıcısının resmi

Hep benim,
Tek benim
Her kötü sonun sorumlusu.
Gün sunumu günahlarımın cezasıdır
Haylaz sırtımın arsız kamburu
 
 
Her sürüncemede
Bütün zamanlar bağ bozumunu gösterir bana
Birini sevince yeniden şekillenecek gibi olur evren
Kalıpları ancak sevgi bozar, inanırım
Tuhaftır, herkes şaşırır iyimser çabama
 
 
Aklımın dişlileri hafiften sıyırınca mili
Ve bocalayınca ellerim
Tekrar kapına geldim,
Sana sarıldım yalnızca
Benzersiz kadınlar doğurdu ağlamaların

Kurşun Yarası/Gülçin Yağmur Akbulut

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Murat gittiğinde an ağır kurşunla vurulduğunu zanneden Hülya, her gece korkuların eşiğinde Fatih’i beklerken yanıldığını anlıyordu. Dağlar üzerine devriliyor; güneş, her sabah kapkara doğuyordu penceresine. Murat’tan sonra Fatih de ellerinden hızlıca kayıp gidiyordu. Hülya’nın susuz bir denizdeki çırpınışlarını hiçbir balıkçı teknesi de görmüyordu.

Akıllı Feragatler/ Rıdvan Yıldız

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

İnsan köhneleşmiş salonlarda yerleşik
Sular sıkışmış
Kemikler toprağa döşeli zincir
 
Kapıları açan kapılar da var
Dar insanlar için seyirlik
 
Maskesiz insan yok akıllı feragatler yüzlerde
Her yenilgi onarıyor insanı biraz
Bıçak hissizleşiyor şimdi kızıllığında güneşin
 
Uçurtmaların ağzından kan istedi toprak
Korkak şehirlerde reddedilen ciddiyet
Ve sesim yaşımdan uzaklaşıyor
Gidemez miyim ben de
Hiç uğranılmadık yerlere
 
Kirli siyaset temiz çocuklar ölü taklidi yapan halk

Roland/ İrfan Erdoğan

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Kaldığım Barış Derneği binasının önündeki seyyar tatil arabasının önünde duran kızıl uzun saçlı, kısa boylu adama selam verdim. Adamla tanışınca adının Roland olduğunu öğrendim. Roland Doğu Almanyalıydı ve sosyalist, komünist olduğunu iddia ediyordu. Tanışma faslının ardından beni derneğin içindeki çay ocağına davet etti; birlikte kahve içip sohbet ettik.
İlerleyen günlerde Roland’ın zaman zaman kendi kendine bağırıp çağırdığını ve psikolojik bir rahatsızlığının olduğunu fark ettim. Doğal olarak onunla arama biraz mesafe koydum. Çünkü sağlıklı birisi olmadığını anlamıştım.

Zehir Sofrası – Gülçin Yağmur Akbulut

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Dağı, taşı hatta bütün evreni inleten bu sesi nasıl oluyor da insanlık duymuyordu. Açlık uyuyunca geçmiyordu. İliklerine kadar işleyen soğuk hava uyuyunca ılımıyordu. Arif Bey, önce beş yaşındaki kızı Yasemin’in sonra yedi yaşındaki oğlu İbrahim’in soğuktan ve açlıktan kemikleşmiş bedenini uzun uzun izledikten sonra yavaşça sokak kapısını açıp dışarıya çıktı. Çaresizlik bir babayı bu kadar mı çaresiz, bu kadar mı dermansız bırakırdı?

Keskin Bıçak/Gülçin Yağmur Akbulut

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

kedi uykusu rüyalarıma 
bıçakla kesiyor 
kiraz mevsimini 
zamane değirmeni
İpi kopuk uçurtmaların 
boş kalınca salıncaklar 
çığlıkların sesi kısık 
vicdanın kör gözleri
Bu kaçıncı deprem
şefkat yumağı 
ananın bağrına bastığı 
kırılmış dikenli oyuncak
Doğrayın sözcüklerimi 
çiğ süt emen 
insanın oğlu
kanatsız meleklerin
kanına susamış
Gülçin Yağmur Akbulut
18.02.2018

 
Kitaba aşağıdaki linkten ulaşabilinir

Önder Karataş yazdı: Antakya'da Sosyalist Bir şair: Süleyman OKAY

Adil Okay kullanıcısının resmi

güncelerimiz talan
onlar giderdi kirli torbalarda
belleğimizdekiler kalırdı geriye 
 Lafut’a çıkardık 
armonikalı tangolarda papatyalar açardı
Lale’ler gibi bir kızı düşlerdik 
kavgamıza katık ettiğimiz 
anılar
ve sıcağı sıcağına Kapital dolaşırdı kafamızda”  
 
ÖNDER KARATAŞ
 

Bir Sevdadır Tiyatro[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Tiyatro bir sevdadır; ben de sevdalılarındanım.
“Tiyatro” deyince…
‘Bir Delinin Hatıra Defteri’nde Nikolay Vasilyeviç Gogol’ün, “Bu dünyada hiçbir şey kalıcı değildir”…
‘Keşanlı Ali Destanı’nında Haldun Taner’in, “İnsanın eski huyu/ Kendine hep bir put yapar/ Oldum bittim böyle bu/ Kendi yapar kendi tapar”…
‘Macbeth’de William Shakespeare’in, “Balık yemek isteyen ancak ayaklarını ıslatmaktan korkan zavallı kedi gibi isteği korkuya köle mi etmek istiyorsun?”

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...