Haklı Ölüler Diyarı
Iı. Ayrım: Kapitalist Virüs
Iı.1) Krizin “Ydd”Si!
Iı.2) Kapitalizm Büyük Bunalımı
Iı.3) Sürdürülemez Kapitalist Gerçek
Iıı. Ayrım: Yerkürenin Covıd-19 Hâli
Iıı.1) Covıd-19’un Merkez Üssü: Emperyalist Abd
Iıı.2) Trump’lı Amerikan Felaketi
Iıı.3) Corona Yıkımı Her Yerde!
Iv. Ayrım: Virüs Sadece Katalizördür!
Yıllar içersinde tanışarak dost olduğum bilim adamları ilk aylar-yıllarda “bu yıldız bizden binlerce ışık yılı uzakta şu yıldız için güneşimizden milyonlarca kat daha büyük” dediklerinde söylenilen rakamları reel hesaplamanın zorluğunu çekiyordum. Her eve dönüşümde yabancı bir ülkede hem Kürt hem de Kürt sorununa angaje olmuş bir fert olarak, günlük yaşamda karşılaştığım sorunların boyutunun yıldız merkezinde gördüklerimle mukayese edildiğinde gülünçlüğümün rahatlığını yaşayan ben oldum.
E1-101 nolu koğuş, devrimcilerin varlığından dolayı cezaevinin en seçkin, en şamatacı koğuşu haline geliyor. Tüm devrimciler, Deniz, İbo, Cihan Alptekin, Ömer Güven, Salman Kaya, Necdet Dizman, Kenan Rıfkı Ertuğrul, Bora Gözen, Osman Bahadır ve diğerleri tek bir komün içindeler. Deniz, İbrahim Öztaş’ı komünün pratik işlerini yürütmek için atamış. Komünün yarısı sigara içtiği için sigara giderleri bütçeyi zorluyor. Bafra ile Yeni Harman alınıyor ve tiryakilere her gün birer paket veriliyor. Komün toplam 30-35 Dev-Genç’liden oluşuyor.
Saatlerdir direksiyon başında iş kovalamama karşın dişe dokunur iyi bir tur yakalayamamıştım. Akşama doğru yol kenarında bir kadının el kaldırdığını görüp, “Taksi!” diye seslendiğini duyup durdum. Kucağında küçük bir bebek, kolunda bir de sepet vardı. Kapıyı açıp saygılıca onları arka koltuğa yerleştirdim. ''Nereye, ne tarafa gideceğiz, hanımefendi?” diye sordum nazikçe.
''Şoför Bey, bizi Frankfurt şehir merkezine götür. Frankfurt tren istasyonuna yakın bir yere varalım, ben size adresi tarif ederim.” dedi.
Tamam, hanımefendi.” deyip marşı çalıştırdım.
Bilgiye dayalı kültürlü insanların eleştirileri birey ve toplumu ileriye taşırken, anlamını yitirmiş ilkelere saplantılı eleştiriler, kavga ve cahilliğin yükselmesine neden olur. Bu yüzden gerçek sosyalistlerin dışında, eleştiri kültürünü ilke edinmiş siyasal düşüncelere kolayca rastlanmaz. Özellikle Türkiyeli sosyalistlerin özeleştiri kültürünü ilkesel olarak işlettiklerini söylemekte oldukça zor. Nedeniyse, yüzyıllık cumhuriyet tarihinde sol adına ilerleme olmadığı halde, eskilerin tekrarıyla yetinilmesi solun eleştiri özeleştiri kültürünü özümsemediğini gösterir.
YİRMİBEŞİNCİ SAAT
Yazar-Şair ADİL OKAY ile Söyleşi *… Nebih Nafile
. “Bu da neyin nesi? Bayrak niye yarıya indirilmiş?” Bu soruların cevabını düşünürken başıma dayanılmaz bir ağrı musallat oldu, ateş bastı, terden sırılsıklam oldum. Cebir öğretmenimiz Yusuf Kök tertemiz bir kalbe sahipti, ama sert mizaçlı, otoriterdi. Bundan dolayı durumu ilk anda ona açıklayamazdım. Başımın ağrısından yerimde duramıyordum. Bir çaresini bulup dışarı çıkmalı ve bayrağın neden yarıya indirildiğini anlamalıydım.
Kuşku ve korkularımı aşarak parmak kaldırıp söz aldım.
“Hocam, başım çok ağrıyor, müsaadenizle dışarı çıkabilir miyim?”