Son Yazılar

40. gün toprak sağolsun

Ercan Cengiz kullanıcısının resmi

toprak sağ olsun
toprak sağ olsun
dedirttin ya bana
senin de alacağın olsun-
 
-1-
kaç kez öldüm
kim bilir
en onulmaz yerinden
kaç kez dirildi bu can
 
annem, sürgünün diğer ucunda
38’i yaşamış / sıkıdır / hala ayakta
nasılsın diyor oğlum
nasılsın
köpek gibiyim diyorum ana
bir köpek gibiyim
 
öyle deme diyor
her defasında / boğulan bir sesle
öyle deme oğul
bilmiyor ki / bu yürek
bu can / kim bilir kaç zamandır
acımaz – üşümez

ÇOCUKLARI ÖLDÜREN VAHŞİLER

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Hâlâ yaşın çok küçük Baran’ım
Oy benim yavrum
Devlet
Yine yaptı cellâtlığını
Gözyaşlarım yüreğime
Ağzı açık yarandan
Kan damlıyor sineme
Âlem duysun kâinat duysun
Şu kirli savaş sebep oldu ölümüne
Senden arda kalan kanlı elbiselerin kaldı elimde

Ey bebekleri, çocukları öldüren vahşiler, caniler
Cizre’yi baştanbaşa
Yakıp, yıkan
Halkı perişan eden zalimler
Paletleri kanlı
Tanklarınızı alın gidin
Savaştan barışa koşan yüreğimle
Yavruma, Baran’ıma sarılayım göğsüme bastırayım

Şiir Üstüne-14

Barış Erdoğan kullanıcısının resmi

“Malumdur benim sühânım mahlas istemez” (Ben şiirlerimde mahlas kullanmam, ben sözlerimden bilinirim) dese de gazellerinin makta (mahlas) beytinde, kasidelerinin fahriye bölümlerinde ( tac beyitte) ve şarkılarının son dörtlüklerinde Ahmet yerine “Nedim” mahlasını kullanır.
Tahammül mülkünü yıktın Hülâgû Han mısın kâfir
Aman dünyâyı yaktın âteş-i sûzan mısın kafir
Kız oğlan nâzı nâzın şeh-levend âvâzı âvâzın
Belâsın ben de bilmem kız mısın oğlan mısın kâfir”
....................
Sana kimi cânım kimisi cânânım deyü söyler

Sevgiliye son mektup/ Bektaş Tosun

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Bu son mektubum olmasa da
İçimdekini söyleyeyim sana
Kaç bahar geçti bilmem
Kavuşamayan kalmadı hasretine
Bir tek sen kaldın gelmeyen
Bekleyen de ben
Hani o kıllı Hatçe’yi görsen
Hele bir de yamuk Maho’yu
Neredeyse torunları olacak
Hani diktiğimiz elma ağacı var ya
Kaç meyve verdi sayısını unuttum
Yanındaki kaysı ağacı yaşlanıp kurudu
Musalla taşının çağırma zamanı geliyor
Sevdiğin saçlarımı düşün
Yanaklarım buruşmadan
Ellerim titremeye başlamadan
Gözüm feri azalmadan

Babanız ne iş yapar?” diye sordular, ben üç defa yalan söyledim!

Sibel Karakız kullanıcısının resmi

Babamla tanışıklığım tüm bundan ibaretti.
Ortaokula başladığım gün okulu bırakmak istedim. İlk derse gelen öğretmen, herkese teker teker “Babanız ne iş yapıyor?” diye soruyordu.
Sıra bana gelecek diye korkudan kalbim küt küt atıyor ve ne diyeceğimi bilemiyordum. Biraz üstüme gelseler hüngür hüngür ağlayacağım. Ve sıra bana geldi:
 Ayağa kalktım, kısık bir sesle “Çiftçi” dedim ve yerime oturdum. Tüm öğrenciler birbirine yabancı gibi bakıyor, pür dikkat, herkesin babası ne iş yapıyormuş, merakla birbirlerini dinliyorlardı.

Hamamda yüzme dersi

Ali Vafi kullanıcısının resmi

 
Mağazayı dolaşan birkaç aile vardı. İranlı arkadaşım, onlarla hararetli hararetli konuşuyor, müşterilerini memnun etmeye çalışıyordu. Benim geldiğimi ve özellikle de zamanında geldiğimi bilsin diye kendimi ona göstermek için müşterilerin ortasına daldım. Selam verdim, selamımı almadı. Müşterileriyle pazarlığa dalmıştı. Bir daha selam verdim, gene duymadı. Üçüncü de ancak duydu. Sadece “merhaba” der gibi başını salladı. Ben de mağazadan çıkıp dışarıda beklemeye karar verdim. Kendi kendime de:
-Gitmekten vaz mı geçtiler acaba bunlar? Diye söyleniyordum.

Nedamet Kafesi

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Arifzade nam yazar belki de hiç aklımıza getirmediğimiz bir noktadan yaklaşıyor çözüme. Evet, kurtuluş için acı çekmek gerekir. Dervişlerin, peygamberlerin çektiği acılar gibi. Yüreği yakıp kavuran bir acı, öyle ki yanıp yanıp küllerinden yeniden doğacak Anka. Kitap genel anlamda üç bölümden oluşuyor ve her bölüm bir rüya ile başlıyor. Rüyaların hepsi aynı, görenler farklı. Aynı rüyayı gören farklı adamların biri sağır, biri dilsiz, biri de sevgisiz.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...