Kültür ve Sanatta İdeolojik Sorunsal Üzerine
kültür, sanatını kendi doğallığı içerisinde yaşatırken, ideolojik yaklaşım veya etkiler, genelde bazı toplumların kendilerini kanıtlayamama durumlarından kaynaklıdır.
kültür, sanatını kendi doğallığı içerisinde yaşatırken, ideolojik yaklaşım veya etkiler, genelde bazı toplumların kendilerini kanıtlayamama durumlarından kaynaklıdır.
14 Mayıs 2023 ve 28 Mayıs 2023’te gerçekleşen seçim sonuçları, Türkiye toplumunu ve özellikle kendisini sosyalist, sosyal demokrat görenler için tarihsel bir yenilgidir. Bundan sonra sürekli yapıldığı gibi daha geniş örgütlülüğe gideceğiz, yok şunu yapacağız, yok bunu yapacağız deme şansları artık kalmamıştır. İnandıkları felsefelerine eleştirel bakmayı bilmedikleri ya da kabul etmedikleri sürece, aynı çember içinde dönerek kendi kendilerini çürütmekten başka bir işe yaramayacak. Bu değerlendirmenin açılımı özet olarak şu şekilde ifade edilebilir.
Uzun yıllar insan ve toplumsal konularla ilgili makaleler yazan birisi olarak, en fazla insan üzerine yazdım ve yazmaya devam ediyorum. Çünkü her türlü egoist çıkarlarımız için tüm insani değerleri kullanıp bitirdiğimiz halde utanmadan, sıkılmadan hâlâ ahlak ve insanlıktan bahsediliyor. Oysa 21. yüzyıl insanı ya “Üst İnsan” olmak zorunda ya da yarattığı alt kültürle sonunu getirecektir. İki önermenin dışında başka bir yol bulunmuyor.
Sağcı, dinci, solcu, liberal tüm düşünceden olanlar, Türkiye tarihiyle ilgili şu gerçekleri kabul etmeden, asla geleceği demokratik şekilde biçimlendiremezler. Bugüne kadar ifade edildiği gibi cumhuriyet, Anadolu halklarının kendi öz bilgi ve gücüne dayanan örgütlü mücadele sonucunda var olmuş bir devlet değildir. Eskiden beri Anadolu’da yerleşik olarak yaşayan halkların varlığı ve kültürü inkâr edilerek, Türklerin gerçekliğine dahi uymayan İslami suni bir devlet ve toplum oluşturuldu. Bu da yine emperyalistlerin teorilerine dayanan bir kurmacaydı.
Gerçek siyaset; insan için en zor şartlarda bunu kendi yaşamında uygulama iradesini gösteren felsefi bir duruştur. Uygulanmayan siyasetle yaşamak, hayal deryasında boğulup yok olmaktır.
Oturmuş bir devlet düzeninde ideolojik kalmak adamcılık, yolsuzluk, ayrımcılık, ötekileştirme, zıtlaşma, kıskançlık, çatışma ve yalancılık demektir.
Gerçek anlamda demokratik yapıya geçmeyen her devlet ideolojiktir. Hangi siyasi yapıdan olursa olsun, ideolojik kalan devletler ekonomik, siyasi, din, ırk, kültür ve düşünce sorunlarını çözmemiştir. Genelde ırkçı ve bağnaz temelde iç çatışmaları yaşayan niteliği düşük devletlerdir bunlar. Demokratik devletlerse, büyük oranda siyasi, ekonomik, din, ırk, kültür ve düşünce sorunlarını çözmüş, barış içerisinde yaşarlar. Bu iki siyasal yaşam gerçeğinden hareketle, Türkiye'nin hangi kategoride yer aldığını daha somut şekilde anlamaya çalışalım.
Yaklaşık 15 yıldır en ağır şekilde kadın cinayetleri devam ettiği halde, iktidar tarafından veya herhangi bir resmi kurumdan bugüne kadar cinayetlerin gerek nedenleri hakkında gerekse nasıl durdurulacağıyla ilgili açıklamanın olmaması, devletin kadına nasıl baktığını göstermektedir.
Öncelikle kadın katliamlarının gerçek sebebini anlayabilmek için konu bilimsel olarak ele alınmalıdır. Dikkat edilirse kadın sorunu üzerine istisna bazı kişilerin dışında, devlet yönetimi tarafından bilimsel çerçevede bugüne kadar konuyla ilgili inceleme yapılmış değildir.