Ayhan Çakmak ağ günlüğü

Kâğıttan Gemilerin Battığı Yer… Bölüm 4

Ayhan Çakmak kullanıcısının resmi

Çocukluk…
İnanmanın en duru mevsimidir.
Göğün mavisini gerçekten sonsuz sanır insan. Yağmurun yalnızca toprağı sevdiğine inanır. Rüzgârın yalnızca saçlarını okşamak için estiğini… Gecelerin korkutmak için değil, yıldızları daha iyi görebilmek için karardığını düşünür. Yaşamın sertliğini bilmez daha. Kırılmanın sesini tanımaz. Ayrılığın kokusunu almamıştır henüz. Acının insanın içine nasıl yerleştiğini… Sessizliğin nasıl ağırlaştığını…
Bilmez.

Kâğıttan Gemilerin Battığı Yer… Bölüm 3

Ayhan Çakmak kullanıcısının resmi

Geçmiş…
Hiçbir zaman bütünüyle gitmez. Gittiğini sanırsın yalnızca. Arkana dönmeden yürüdüğünü… Kapıları usulca kapattığını… Eski defterleri çoktan kaldırıp unuttuğunu…
Sanırsın.
Oysa geçmiş insanın ardında kalan bir yol değildir yalnızca. İçinde yaşamayı sürdüren sessiz bir kıyıdır. Dalgaları hiç dinmeyen… Rüzgârı hiç kesilmeyen… Akşamı hiç tamamlanmayan bir kıyı…
Ben bazen bunu denizin kıyısında anlıyorum.
Bir dalga çekiliyor. Arkasından bir başkası geliyor. Sonra bir yenisi… Hiçbiri aynı değil. Ama hepsi aynı denizden.
Anılar da öyledir.

Kâğıttan Gemilerin Battığı Yer… BÖLÜM 2

Ayhan Çakmak kullanıcısının resmi

İlk hayal kırıklığı…
Gürültüyle gelmez. Bir kapıyı çarpıp çıkmaz yaşamdan. Ne gökyüzü kararır ansızın… Ne rüzgâr yön değiştirir… Ne de kuşlar susar.
Her şey olduğu gibidir dışarıda.
Ağaçlar yine yeşildir. Bulutlar yine ağır ağır yürür göğün sonsuzluğunda. Akşam yine usulca iner sokaklara. İnsanlar yine birbirine gülümser.
Ama içeride…

Binbir Pencereden İnsan

Ayhan Çakmak kullanıcısının resmi

O konuştukça etrafı kalabalıklaşır, herkes onu heyecanla dinlerdi. Amca meseller anlatır, deyişler okur, dünyanın yaratılışından, insanoğlunun gelişimine kadar adeta bir öğretmen edasıyla bilgi verirdi.
Abim bir gün “Amca yaşın hayli ilerledi, bu dünyada ne gördün ne anladın?” diye sorunca, amca da “Bak sabahtan beri bu karşıda uçan kuşları, gelip giden hayvanları, sallanan dal ve yaprakları, durmadan koşturan insanları görüyorum. Dünyada bu pencere gibidir. Bakıp geçip gidiyoruz Kimi iyi görür, kimi hiç görmez, kimi de işine geleni görür.” demişti.

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - Ayhan Çakmak ağ günlüğü beslemesine abone olun.