Muzaffer Oruçoğlu ağ günlüğü

Aşığım

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

Yüzünü görmediğim birine
Kim bilir
Belki de kudret-i kebirime
kendi kibirime.

Yüzü mühim değil
Kesin aşığım
Milyarlarca çağrı vardır çünkü
Nabzımın her vuruşunda
Duru bir çığlığı dinlercesine
Dinlesem her çağrıyı
Beni biz bizi ben ocağına sürsem
İnat isti'dâd örsünde biçimlendirsem
Çimleneceğim
Şu daracık hücrede
Biçimleneceğim.
19 temmuz-1985
Antep Özel Tip Cezaevi hücresi

Heykeller

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

Kurtarıcı İsa Heykeli'nin dibindeki güvercine yem vereyim derken, heykel üzerime yıkıldı. Kollarını iki yana açan, otuz metrelik o dev düşüşten kafamı kıl payı kurtardım, soluk soluğa koştum. Yönü ve tiyneti bulanık, serkeş bir uğultunun içinde buldum kendimi. Kalemlerini pazara ve kargaşaya kaptıran bir yığın türedi yazarla binlerce Volgogratlı insan, 27 metrelik Lenin heykelinin boynuna geçirdiği zinciri çekiyordu. Ne olduysa zincir koptu birden, boynuma dolandı. Soluğum kesildi, kalbim daraldı.

Kesim Pazarı

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

Boşluğu, ard ayaklarının üzerinde yürüyen, tek hörgüçlü bir hecin devesi izledi. Deveyi, iç dünyalarına uğramadan yaşayan koçlar, koyunlar, inekler, tosunlar, mozikler, mandalar. ... Kalabalık, ard ayaklarının üzerinde, ziggurat yolunu kat ederek, kesim pazarının kapısına dayandı. Pazarın kapısında, site belediyesinin görevlendirdiği, hayata çapraz bakan iki genç, montofon boğa bekliyordu. Kapıda bir koç resmi ve büyük harflerle şöyle bir yazı vardı:

“BEN, YAPAMADIKLARIMIN ESERİYİM.”

İŞİD ve KÜRTLER

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

. İdeolojik gıdasını dinin barbar yanlarından alıyor. Bu hareket, bir kısım Arap finans çevrelerine, savaş bezirgânlarına, kurtlar sofrasının artıklarına mahkûm edilen aşiretlere, esnafa ve arkaik yapılara dayanmaktadır. Bitip tükenmez tarihsel mezhep kavgalarıyla aptallaşan, "yeter artık" diye mırıldanan ve mucize bekleyen, umutsuz, horlanmış, yarı aç yığınların bir bölümü İŞİD'in tabanında yerini alıyor.

İyi Edebiyat

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

Durumu iyi değildi. Analitik felsefecileri okumaktan bıktı. Kısır olduğu halde Ishak’ı doksan yaşında doğuran Sara’ya taktı aklını. Kafasını ellerinin arasına aldı. Düşündü. Arttı eksildi. Ağzını elinin tersiyle silerken, Kozmosu hiperkozmostan ayıran sınırı sildi.

“Yetmiş beş yıllık ömrümün en kötü anını yaşıyorum,” diye mırıldandı. “Roman yazamıyorum artık. Zor iş. Kalemimi prangalayan ön görülerden, alışkanlıklardan kopamıyorum. Yerleşik değer yargılarım, beylik biçimim ve anlatım tarzım, Samantha gibi eziyor beni.”

KORKTUM

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

Bütün Asur Tanrıları kaçtı. Eğer günah işlemiyorsam, sanırım dünya işlerine karışmayan bizim güzel Tanrımız Azda da kaçtı. Mezopotamya sisine büründü, Zerdüşti ve Sufi ışıltılar içinde çekilip gitti zaman ötesine. Ve en son, kaçmaz dediğim Melek Tavus da kaçtı. Dayanamadı şehirdeki vahşete. Cümle Ezidiler kaçtı. Yalnız kaldım. Korktum.

DİL ATEŞİ

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

Ölümünden iki ay sonra, onu onun diliyle anlatmak, dolayısıyla kendimi, yani ömrümün özünü özetini, yaşadığım her anın, her ayrıntının bastırılmış hesapsız hürriyetini anlatmak isteği, karşı konulmaz bir güçle benliğimi sarıp sarmaladı. İçimde zaten çocukluğumdan bu yana, özellikle okul sıralarında kendimi kendi dilimle başkalarına anlatamama gibi düğümlenmiş kör bir sıkıntı vardı. Beni günün ve tarihin dışına iten bu habis sıkıntıdan, yazarsam kurtulacağımı sanıyordum.

Mücevher Hanım

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

“Önce şunu bilmeni isterim, benim hayatım hiçbir kadının hayatına benzemez. Gül dalında avaz çeken bülbül neyse, ben oyum. Çok şey yaşadım, hiç kendimde kalamadım. Eğer hayatımı iyi kaydeder de romanlaştırırsanız bütün kadersiz kadınlar okur, ibret alırlar. Bu arada senin hayatın da kolaylaşır. Eğer karar verirsen, bugünden anlatmaya başlarım.”

Besbelli ki kadın, varlığını gösterebileceği bir araç arıyordu. “Hayatını dinlemeden karar veremem,” dedim. “Roman yazmak kolay değil.”

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - Muzaffer Oruçoğlu ağ günlüğü beslemesine abone olun.